Bolum 40

İkili krallıktan çıkmış yakınlardaki ormanda aldıkları suikastçi ile birlikte bekliyorlardı. Suikastçi uyandı. Ağaca bağlamışlardı, Carl yaklaştı adama. -Uzatmaya lüzum yok. Anlat, kimsiniz? -Siksen anlatmam! Carl ifadesiz bir suratla Sun’a döndü. -Denemek ister misin? -Kızlardan hoşlanıyorum. -Hmm… Tekrardan adama döndü. Şeytani bir gülümseme belirdi yüzünde. Bunu gören Sun irkildi. -O zaman zor yol vakti. Carl sağ kılıcını çekti. Bu simsiyah kılıcı adamın yüzüne yaklaştırdı. Sun sadece izliyordu. -“Demek bahsettiği karanlık güç bu.” -Şimdi aşağılık varlık, seninle ufak bir oyun oynayacağız. Bu kılıçla kesik attığım uzuv yok olana kadar yanar. Bu yanmayı durdurmak… Sol kılıcını da çekti. -Bu kılıcıma kalmıştır. Kılıcını yüzünden uzaklaştırdı ve etrafında dönmeye, dolaşmaya başladı. -Şimdi soracaksın “Bu deli bana niye bunları anlatıyor?” diye… Dolaşırken görülmeyecek bir hızda adamın sağ eline, sağ kılıcıyla ufak bir kesik attı. -Tam olarak bu yüzden. Kesikten başlayan alevler yavaş yavaş bütün bir kolu sarmaya başladı. Adam acı içinde kıvranıyor, çığlık atıyordu. Sun’un maskesinden belli olmasada şaşkınlıktan gözleri ardına kadar açılmıştı. -“Bu kişi az önceki çocuk mu? Adamın sağ kolu tamamen yanmıştı. Carl dolaşmaya devam ediyordu. -Demedim mi siksen konuşma- Carl sol eline de bir kesik attı. İki kolunu da yanarak kaybeden adamın ağzını bıçak açmıyordu. Derken sağ ayağına kesik attı. O da yok oldu. Adam perişan haldeydi. -O zaman bir etkinlik katalım! Demesiyle Carl Bacağıyla geriye doğru gerildi. Adamın testislerine doğru sağlam bir tekme indirdi. Ardından bir tane daha, bir tane daha, bir tane daha derken beş kez tekme atmıştı. -Amma çetin ceviz çıktın he. Kalan bacağına da bir kesik attı. O da yandı. Sıkılmış bir suratla kılıcını havaya kaldırdı. -Amma sıkıcıymışsın sen de he. Kılıcı tepeden havaya indirmeye başladı derken adam bağırdı. Tam adamın yüzünün dibinde durdurdu kılıcını. -YETER ANLATACAĞIM! -He şöyle. Anlat bakalım. Sun hayret içinde kalmıştı. -“Ben kendimi acımasız sanardım. Ben acımasızsam bu ne peki?” Adam anlatmaya başladı. -Biz sıradan köle tüccarları için çalışan bir ekiptik fakat sonrasına bir adam belirdi ve bizi kendi tekeline aldı. Hala ticarete devam ediyorduk ama ona her vakit bir kaç insan veriyorduk. Bu şekilde bize merhamet ediyordu. -Bu adamın kimliği hakkında bir bilgin var mı? -Hayır, yok. Ama patronun olması lazım. Onunla araları oldukça iyiydi. -Kim bu patron ve nerede? -İsmi Loki. Kendisi şehrin merkezine yakın bir yerde yaşıyor. Tam yerini biz de bilmiyoruz. -Gücünü biliyor musunuz? -... Aslında… Aramızdan birini bir gün pençe ile keserek öldürmüştü. -“Yani bir suikastçi… Bir büyücü olmadığına göre baş şüphelimiz o değil.” Carl sol kılıcını kınına koydu. -Bİlgiler için sağ ol. -... Arkasını döndü. Sağ kılıcını kınına doğru götürmeye başladı. Derken etrafında üç yüz altmış derece döndü. Adamın kellesi uçmuş yanmaya başlamıştı. Sun mide bulantısı hissetmişti. -“Kaç yıldır kaç insana işkence ettim ama bu kadar iğrenci…” -Haydi gidelim Sun. -... -Bir şey mi oldu? -Hayır. Gidelim. -“Neyse…” — İkili bir hanın odasında oturuyorlardı. Sadece bir tane koltuk ve çift kişilik bir yatak vardı. Carl ifadesiz bir suratla Sun’a döndü -Kızlardan hoşlandığını sanıyordum. Sun elini bıkkın bir şekilde alnına koydu. -Tek bu oda varmış -Ah ne hoş iki oluyor bu yalanı duyalı. -Ne yalanı? -Neyse… İkisi de yatağa uzandılar. Birbirlerine sırtlarını dönmüşlerdi. -Bir dakika, iki derken? -Birincisi Luna’ydı. -Luna Efendi mi?! Şimdi düşündüm de sizin nasıl bir ilişkiniz var? -Sevgiliyiz. Derin bir sessizlik. -Güzel şakaymış -... -Komikti gerçekten. -... -Sen ciddiydin bunu söylerken? -Evet. -Daha beni şok edecek bilgilerin var mı Carl? -Bilmem uyusak mı artık? — Carl ve Sun merkezinin gözüktüğü bir çatıda durmuş, etrafı izliyorlardı. -Carl sence bu gerçekten işe yarayacak mı? -Bilmem. Sun maskesini çıkarıp ifadesiz bir suratla Carl’a döndü. -Bilmem? Carl eliyle kış kış yaparak devam etti. -Hadi, hadi sorgulama dediğimi yap. -Neyse… Sun kafasını çatısında oldukları binanın arkasındaki tenha sokağa çevirdi. Bir şey fark etmiş gibi bir anda ayağa kalkıp maskesini taktı. Carl da anında yanına gelip baktığı yöne doğru bakmaya başladı. -Ne oldu? Gördüğü şeyi Carl da gördü; ayçiçeği gibi sarı saçlı, deniz mavisi gözlü, inci gibi parlak ve beyaz tenli, bir yetmiş boylarında koşan genç bir kızdı. Kızın peşinde iki tane yapılı adam vardı. Adamlardan biri kızın kolundan tuttu ve kendine doğru çekti, sesleri duyulmuyordu. İkisi de sıkıca kızı tuttular ve götürmeye başladılar. Kız boğuşuyordu fakat beyhude. Sun atlamak için öne doğru adım attı ki Carl kolundan tuttu. -Carl? -Bizim için şans takip edeceğiz. -Kıza bir şey yaparlarsa? -Onu o zaman düşünürüz. Şu an için en iyisi takip etmek. Sun kafasını hafiften çevirip göz ucuyla Carl’a bakmaya başladı. Carl’ın yüzü ciddiydi fakat hiç endişe etmiyormuş gibi bir ifadesizlik vardı. Sun iç çekip kolunu savurdu. -Dediğin gibi olsun! Carl’ın dediği gibi takip etmeye başladılar ki çok vakit geçmeden krallığın resmen unuttuğu bir şehre vardılar. Karşılarında büyük bir kanalizasyon girişi vardı. Kızı oraya doğru götürüyorlardı, bizimkiler uzaktan izliyorlardı. -Demek öyle he… -Sun? -Bu şehrin aslında görünmeyen bir yüzü var. Pis sular şehri, namıdiğer alt şehir. -Nasıl yani? -Şehirin bütün pislikleri, insanlar dahil burada olur. Devlet umursamaz çünkü işine gelir. -Sonuçta bütün boku buraya atıyorlar, tabii istemezler kaybetmeyi. Bir anda Carl ve Sun dikkat kesildiler. Kanalizasyondan bir yetmiş beş boylarında, gri saçlı, gözlüklü bir adam çıktı. beyaz gömlekli siyah bir takım giyiyordu. Kızı tutanlar anında bırakıp diz çöktüler. Kızın dizlerinin bağı çözülmüştü. -İlginç… -... -Beyler? -Buyrun Loki Efendi. Carl ile Sun’un gözleri sonuna kadar açıldı. Loki eliyle gözlüğünü düzeltti. -Sizi kimseler takip etmedi değil mi? -Sürekli tetikteydik Loki-sama! -Hmm… Bu işi daha da ilginç kılıyor beyler. İki adam anlamamış gibi birbirlerine baktılar. Kız hareket dahi edemiyordu korkudan. Loki kıza doğru yürümeye başladı. -Hanımefendi, çok üzgünüm sizinle şimdi ilgilenemeyeceğim. Ufak bir işim var. Loki aniden kayboldu. Bildiğiniz varlığı silinmiş gibi kayboldu. Carl ve Sun dehşet içinde ayağı kalktılar. -Misafirleri karşılamamak oldukça nezaketten yoksun bir hareket değil mi beyler? Carl ve Sun ani bir hamle ile arkalarını dönüp geri atıldılar. -Ah kusurumu mazur görün efendim. Amacım katiyen sizi korkutmak değildi. Loki’nin elleri arkasında birleşmiş, gözleri kapalı sıcak bir gülümseme ile öylece duruyordu. Carl da gülümsedi. -Bir katile göre fazla saygılısınız sanki Loki Bey. -Ahhh lütfen efendim bana böyle güzel kelimeler bahşetmenize lüzum yok. -Tamam katil bey ne yapmaya çalışıyorsun? -Sadede gelmeden önce kendinizi mi tanıtsanız baylar? Sun şiddetle çıkıştı. -Boş konuşma! Sadete gel. Loki’nin yüzündeki gülümseme kayboldu. Ciddiyet bürüdü yüzünü. -Ne kadar saygıdan yoksun bir hareket. Sıkıcı… Loki bir anda yok oldu. Carl ve Sun silahlarını çektiler ve çevreye bakmaya başladılar. İkisi de Loki’nin hızı karşısında şaşırmışlardı. Hiçbir ses ya da iz olmadan aniden Sun’un arkasında bir pençe belirdi o kadar hızlıydı ki sadece pençenin kesiş izi gözüküyordu. Sun tepki vermeye çalışsa bile çok geçti, pençe anormal derecede hızlıydı fakat Carl son salise Sağ kılıcı ile simsiyah olan pençeyi durdurdu. Loki tekrardan kayboldu ve önlerinde dik durur bir şekilde belirdi. Gözünü açmıştı, Camgöbeği rengi gözleri adeta zevkten ateş almıştı, gülümsemesi kulaklarına varmıştı.Yüzündeki ifade o kadar ürperticiydi ki gözleri gülümsemesinden ötürü kısılmıştı. Ellerindeki pençeyle birlikte alkışlamaya başladı. -İlginç! Hem de çok ilginç! Hatta muhteşem! gerçekten muhteşemsiniz bayım lütfen isminizi bana bahşeder misiniz? Carl’ın kafası karışmıştı fakat nedense içinde bir heyecan belirmişti. -Carl Yangin. -Demek Carl he… Ne kadar zarif, ne kadar güzel bir isim! Benim adım Loki Vladimir. Sizinle tanışmak bir şereftir Carl Bey. Sun’ın iyice kafası darmaduman olmuştu, şiddetle bağırdı. -Ne oluyor lan sana? Loki tiksinti ile Sun’a döndü. -Bilmene gerek yok maymun. -“Ulan ağrıma gitti.” Carl sırıtarak Sun’a döndü. -Hehe maymun. -Sana ne oluyor? Carl iç çekip Loki’ye geri döndü. Loki tekrardan sıcak bir gülümseme takındı. -Konumuza gelelim. Ne yaptığını biliyoruz Loki. Kiminle çalışıyorsun? -Ahh demek öyle. Anladım şimdi. Çok özür dileyerekten cevap veremeyeceğim Carl Bey. Sağ kılıcını Loki’ye doğru uzattı. Loki daha da mutlu oldu. -O zaman zor yoldan öğreneceğiz. -Carl bey, lütfen yapmayın. Beni yenemeyecek güçte olduğunuzu anlamışsınızdır. Ayrıca… Tekrardan yok oldu ve bir anda Carl’ın arkasında elleri arkada bir şekilde belirdi. Carl hiçbir şey yokmuş gibi hareket etmiyordu. Sun panikle geriye atıldı. -Neden sen de bize katıl mıyorsun? -Neden size katılacak mışım? -O güç! -Ne gücü? -Kötülüğün gücü Carl Bey. Siz buna layıksınız. -Siktir git. -Ahh ne kadar kalbimi kırıyorsunuz anlatamam size Carl Bey. Neyse eninde sonunda katılacaksınız zaten. -Nedenmiş o? -Anlarsınız yakında. -Bana laf cambazlıkları yapma! Kiminle çalışıyorsun? -Cevabım değişmedi. Loki arkasını dönüp yürümeye başladı. Sun tam üstüne atlayacaktı Carl durdurdu. -Carl ne yapmaya çalışıyorsun? -Yapma. -... Loki sesli bir şekilde güldü. -Hahaha senden de beklenildiği gibi Carl! Endişe etme seninle son karşılaşmamız değil bu. -O kızı bırakmak gibi bir niyetimiz yok ama Loki. -Ah Carl sen mutlu olacaksan zevkle bırakırım. Sun geri adım attı. -“Evet! Kızı tamamen unutmuşum. Saldırırsam ölür. Carl iyi akıl ettin!” Loki eliyle gel işareti yaptı. Carl ve Sun onu takip ederek kızın olduğu yere kadar geldiler. İki adam tekrar diz çöktü. Loki’nin aurası bir anda değişti. O kadar ağırdı ki karşısındaki iki adam ve kız resmen altında eziliyordu hatta kız dizlerinin üstüne düştü. Carl ve Sun dehşete düşmüşlerdi fakat etkilenmemişlerdi. -Kızı bırakın! -Hemen efendim! Kız koşarak Carl’ın arkasına geçti. Carl gülümseyerek arkasını döndü. -İyi misin? Kız kafasıyla onay verdi. Loki pençelerini çekti ve yavaşça iki adamın üstüne doğru yürümeye başladı. Adamlar dehşet içinde titriyorlardı. -Hani sizi takip edenler yoktu? -Yoktu efendim, gerçekten yoktu. Sonradan gelmiş olmalılar. Karşılarına geçti ve durdu Loki. -İşini düzgün yapamayan insanları sevmem. Sevmediğim insanlara ne olur biliyor musunuz? -Efendim lütfen merhamet edin! Bir daha olmayacak ant içeriz lütfen merhamet edin! Loki aniden yok oldu ve iki adamın arkasında belirdi. İki adamsa… İçi kanla dolu bir balon gibi patladılar. Bildiğiniz patladılar. Saliseler içinde o kadar fazla kesik attı ki sanki bir anda patlamış gibiydiler. Diğer üçü dehşete düşmüşlerdi. “Carl’ı dinlemeseydim ikimiz de ölmüştük.” “Adamın güçlü olduğunu anlamıştım ama bu ne peki? Resmen adamları saliseler içinde yok etti.” Carl gülümsedi. Evet, evet gülümsedi. Kalbi o kadar hızlı atıyordu ki tutuşmuş gibiydi. O kıvılcım yanmış ve bütün bir vücuduna yayılmıştı hatta. Korkuyordu. Heyecanlanmıştı. -“Bu his ne?” Aniden ap açıldı… Bölüm Biter.