Bolum 40

YAN ETKİ Ap: Gizli ünvan açıldı: “Oburluk” Açıklama: Oburluk modunu açtığın vakit sahip olduğun kanatların kopyası oluşacak. Sahip olduğun güç ve hız üç katına çıkacak. (BU GİZLİ ÜNVANIN YAN ETKİLERİ OLACAKTIR.) Ünvanı kabul etmek zorundasınız. Carl ter içinde hızlı hızlı nefes alıyordu. Sanki vücudu onu dinlemiyordu. Sun, Carl’ın halini görünce gidip omzuna dokundu. Carl aniden duraksadı, derin bir iç çekti. -Katil! Bu seferlik dediğin gibi olsun. Bir sonraki karşılaşmamız son karşılaşmamız olacak. Loki gülümseyerek kollarını yana doğru açtı. -Seve, seve benim işlenmemiş elmasım! İki taraf da bir daha geri dönmemek üzere arkalarına dönüp yürümeye başladı. Loki kanalizasyona girdi. Belli bir süre sadece yürüdü. Sonunda bir odaya girdi. Odada devasa bir tablo vardı. Bu tabloda: İri yarı, siyah sakallı, otuzlarında bir adam duruyordu. Loki kahkaha atmaya başladı. -HAHAHAHAHA! Amca! Senin dediğin gibi ben saygımı korumaya devam edeceğim! Ben bu sanatın bir parçasıyım, ben sahnenin en parlak yıldızıyım! —Loki’nin geçmişi— On beşli yaşlarda olan Loki’nin karşısında az önce amca diye seslendiği adam duruyordu. Loki gözyaşları içinde amcasının önünde ağlıyordu. -Amca onlar hiçbir şeyi hak etmiyorlar. Peki sen neden bana hala saygı deyip duruyorsun? bıktım bu saçmalıklardan! Onlar sadece kabalığı hak ediyorlar. Adam, Loki’nin başını okşadı ve gülümsedi. -Bak yeğenim, bu dünyada saygıyı hak etmeyen hatta bırak saygıyı oksijeni bile hak etmeyecek insanlar var. Konu onların hak etmesi değil. -Ne o zaman amca? -Yeğenim, sence bu dünyada en çok saygı duyman gereken kişi kim? Loki gözyaşlarını sildi. -Sen değil misin amca? Adam elini yavaşça çekti. İşaret parmağını kaldırdı ve yavaşça Loki’nin kalbine götürdü. Dokundu. -Hayır, Bizzat kendin. -Nasıl yani? -Sen kendine saygı duymadıkça kimseye duyamazsın yeğenim. Bir kişinin kendine saygısı yoksa ondan saygı falan beklemeye girmek, kör birinin sana gökkuşağını anlatması kadar imkansız ve ümitsiz. O yüzden ilk kendine saygı duyacaksın. Loki amcasının elini tuttu. -Peki niye onlara da saygı duymalıyım? -Kendine duyduğun saygıdan ötürü. Kendine o kadar saygı duymalısın ki, karşındaki ne kadar aşağılık olursa olsun kendine saygısızlığı yakıştıramayacak kadar. Velhasıl kelam onlar hak ettiği için değil, sen özsaygından ötürü saygını bozmayacaksın. — Carl ve Sun, kızla birlikte bir restorana gelmişlerdi. Hiçbiri bir kelime dahi etmemişlerdi. Kız sürekli gözünü kaçırmaya devam ediyordu. Carl öne doğru eğilip gülümsedi. -İsmim Carl Yangin. Sun’u göstererek devam etti. -Bu maymun da Sun Satürn. -Maymun? -Ben demedim. Katil dedi. Sun, Carl’ın omzundan sıkıca tuttu. -O yavşaktan önce seni kesmeme ne dersin? Carl alaycı bir umursamazlıkla sağa döndü. -Sanki o kadar gücü var da. -Ne dedin? -Hiçbir şey. -Dedin dedin. Carl gülümseyerek karşısında oturan kıza doğru eğildi ve göz kırptı. -Demedim değil mi? Kız tamamen başka bir evrendeydi ki Carl bir anda ona soru sorunca afalladı. -He? he? -Bu maymuna bir şey demedim değil mi? Kız belli bir süre sadece baktı. -Evet demedi. Sun arkasına yaslanıp kollarını birleştirdi. -Hemen müttefik yap zaten. -Senin masken insanları ürkütmeye yetiyor bence Sun. -Deyenin tipine bak. Yolda görsem yolumu değiştiririm. -Benden bu kadar korkmana rağmen iyi cesaretin var. -Ha?! Kız kıkırdadı. İkisi birden kıza döndü. -Affedersiniz. Carl güldü ve arkasına yaslandı. -Sonunda yüzün güldü hanımefendi. Luna’dan sonra gördüğüm en büyük buz kraliçesi olabilirsiniz. Sun maskesinin altından gülümsedi. -“Sırf kız rahatlasın diye benimle uğraşıyormuş meğersem. Ne iyi çocuksun Carl.” Kız devam etti. -İsmim Alice Eiren. Memnun oldum. -Memnun olduk Alice. Kalacak bir yerin var mı? -Hayır. -Anladım sen şimdilik bizimle handa kal. -Tamam. — Sun ile Alice handaki odada oturmuşlardı. Carl ise karanlığın içinde, esen serin rüzgarla birlikte hanın çatısında oturuyordu. Bir yandan kendini yeniliyor, bir yandan etrafı kolaçan ediyor, en önemlisi düşünüyordu. -İkisi birbirlerine ne kadar benziyorlar aslında. Bakalım bizim Sun bunu fark edecek mi? Alice ile Sun sadece oturuyorlardı. Sun hala maskesini çıkarmamıştı. Alice en sonunda merakına yenik düştü. -Neden maskeni çıkarmıyorsun? -Lüzum yok. Sun kollarını birleştirmiş odanın köşesinde yere oturmuştu. Alice yatağın üstünde oturuyordu. -Yüzünde yara mı var? -Hayır. -Kendini yakışıklı bulmuyor musun? -Orasını bilemem. -Anladım Alice ısrar etmese de oldukça meraklı gözlerle Sun’u kesiyordu. Sun bu bakışlara dayanamamış olacak ki en sonunda iç çekip maskesini çıkardı. Alice’in gözleri ardına kadar açıldı şaşkınlıktan. -Sen buralı mısın? -Evet. -“Yakışıklıymış baya.” -Bu sembolü biliyorsun anlaşılan. -... Alice ağzını dahi açmadan üstündeki gömleğin düğmelerini yukarıdan açmaya başladı. Sun ifadesiz bir şekilde bakıyordu. -Ne yapıyorsun? -... Alice göğsü gözükecek şekilde açtı önünü. Göğsünün arasında aynı sembolden vardı. Bunu gören Sun hiçbir tepki vermeden sustu. -... -Ben de senin gibiyim. -Anladım. -“Demek eskiden o da bir köleydi.” -Kaç yaşındasın Sun? -Yirmi beş. -Aynı yaştayız. -Demek öyle. Carl aniden göğsünü tutmaya başladı. Sanki iğneler batıyordu yüreğine. Rüzgarda titreyen bir yaprak gibi titriyordu. Bu titreme acıdan değildi korkuyordu, sanki bir şey onu içine çekiyordu. Nefes alış verişi değişti, terlemeye başladı. Bütün bir vücudu olağan dışı davranıyordu fakat olağan dışı hiçbir durum yoktu. -“Bu his ne? Üstüme bir şey çöküyor sanki.” Kendi kendine ap açıldı. Ap: Yan etki uygulanıyor. -“Yan etki mi? Oburluğu hiç aktive etmedim ki?” Carl’ın omzunda bir el belirdi. Bir iskelet yavaş yavaş Carl’ın sanki üstüne doğru çıkıyordu solunda. Eli omzundan bütün bir vücuduna yayılmaya başladı. Sağından bir iskelet elini boynuna sardı. Sıkmıyordu ama o kadar ağır bir aura yayıyordu ki iskeletler sanki mor ile siyah arası bir ışık Carl’ın bütün bir vücudunu sarıyordu ve kendine doğru çekmeye çalışıyordu. Carl dehşet içinde sadece bir balık gibi çırpınıyordu. İskeletler fısıldamaya başladı. Titrek, kısık, kulak yırtan bir sesle fısıldıyorlardı. -Katil! Katil! Katil! Katil! Katil! -İntikam! İntikam! İntikam! İntikam! -Ölmelisin! Ölmelisin! Ölmelisin! Ölmelisin! İkisi de sustu ve iki yandan Carl’ın kulaklarının dibine kadar gelip tek bir kelimeyi tekrar edip durdular. -Yutulacaksın! Yutulacaksın! Yutulacaksın! Yutulacaksın! Yutulacaksın! Yutulacaksın! Yutulacaksın! Yutulacaksın! Carl ağzını dahi açamıyordu. En sonunda o boşluğun içine doğru düşmeye başladı. Gözlerini kapattı. -“Daha hiçbir şey yapmama rağmen yan etkisi bu kadar ağır mı cidden?” Hiddetle gözlerini açtı. Adeta alev alıyordu gözleri. -Sikerler! Etrafındaki bütün iskeletler onu sarmaya çalışıyordu. Carl bütün hepsini çıplak elleriyle tırmanmak için bir basamak olarak kullanıyordu. -SONUM BU ŞEKİLDE OLMAYACAK! Ve Carl gözlerini açtı. Kan ter içinde hanın odasında yatağa uzanmıştı, başında ise merakla bekleyen Sun ve Alice vardı. Gözlerinin açıldığını görünce panikle üzerine doğru atıldılar. -Carl ne oldu az önce? Carl eliyle durdurdu Sun’u. -Bir şey olmadı kötü bir rüya gördüm sadece. -Hadi lan ordan! O nasıl rüyaymış resmen ölecektin. Bembeyaz oldun Carl. Carl yavaşça kalkıp camın yanına geçti. -İyiyim sorun yok. Siz ne yaptınız? -Hiçbir şey. -Oda kiralındın mı Alice için? -Hayır? -O zaman yatın yatakta. Ben koltukta rahatım. Sun ve Alice sessizce birbirlerine baktılar. Hiçbir şey demeden Carl’a döndüler. -Ne oldu? -Hiçbir şey. -“Carl tam piçsin he.” — Carl gözlerini açtı ve etrafına bakındı. Loki ile görüştüğü yerin ilerisindeydi kendisi. Loki yine aynı yerde tek başına sadece duruyordu. Carl merakla izlemeye başladı. -“Tekrardan bir rüya. Loki niye tek başına burada?” Loki’nin yanına biri yaklaştı yüzü gözükmüyordu. Loki kollarını açtı. -Kimler gelmiş, kimler? Şeref getirdiniz efendim. -Lüzumsuz laflara girme Loki. Kurbanlar nerede? -Ahh Phthonus! Ne kadar sabırsızsın. Getiriyorum hemen. Carl olduğu yerde dehşete kapıldı. -“Phthonus yaşıyor! Demek işin arkasında o vardı. Reiji hocam… Rapor vermemiz lazım ama bu rüyayı gördüysem bir sebep olmalı.” Carl yattığı koltukta uyandı. Sun yanına doğru geldi. -Alice nerede Sun? -Hallettim o işi. -Sun onu bunu boş ver de dinle beni. -Ne oldu Carl? Carl ayağa kalktı. -Acilen Loki ile karşılaştığımız yere gitmeliyiz. Sun hiçbir şey demeden arkasını döndü, maskesini aldı ve taktı. -Tamamdır. Bölüm Biter…