Bolum 45

Gençliğinin baharını yüzüne yansıtan bir delikanlı, tatlı bir panikle koridorda yürüyordu. Koridorun sonunda bir kapıya ulaştı ve durdu. Kapıyı çalıp içeri girdi. -En içten selamlarımla sayın babam ve sevgili abim. İçeri giren kişi Loki’nin ta kendisiydi. Loki yemeğe başlamış olan ailesinin yanına oturdu. Sadece abisi ve babası vardı. Sofra oldukça zengindi, masa ve oda deseniz bir o kadar şatafatlı. Kapının yanında iki tane koruma vardı. -Baba tiyatro için oynanacak piyesi yazmayı bitirdim. En yakın zaman da okuyup geri dönüş sağlarsan çok mutlu olurum. Babası çok umursamaz bir tavırla yanıt verdi. -Anladım Loki ama daha önemli bir konumuz yok mu? Loki’nin yüzü odaya girdiğinden beri güneş gibi ışık saçıyordu. Pırıl pırıl, insanın içini ısıtan bir gülümsemesi vardı. -Baba bu akşam yemeğinde seninle tanıştıracağım nişanlımı. -Nasıl bir kız bakalım? Loki’nin abisi sanki orada değilmiş gibi sadece yemeğini yiyordu. -Baba kendisi o kadar güzel ki bildiğim bütün diller onun güzelliğini anlatmaya yetmiyor. Ah birde o gönlü yok mu? Güzelliği kadar tertemiz bir kalbi var baba. Kendisi ile tanışmak bile beni dünyanın en şanslı insanı etti ki, üstüne üstlük nişanlanacağız. Loki’nin göz bebekleri parlıyordu. Belliydi, hastaydı Loki, aşıktı. -Tamam Loki. Bizim abin Thor ile ufak bir işimiz var. Akşam biraz geç kalabilirim. -Tamamdır baba. O esnada korumalardan biri masaya yaklaştı. -Her şey hazır Orion Betelgeuse efendi. Evet, Loki’nin babası Betelgeuse krallığının kralıydı. -Hadi kalk Thor gidiyoruz. -Anlaşıldı baba. İkisi gittikten sonra arkalarından Loki de kalktı. Yavaş adımlarla evin önüne kadar gitti. Evin önünde az önce Loki’nin anlattığı kadar güzel bir hanımefendi vardı. -Canım benim çok bekletmedim umarım seni. -Ben de daha demin geldim. -O zaman gidelim mi? İkisi birlikte bildiğimiz normal gençler gibi bir randevuya çıktılar. Dolaştılar, yemek yediler, parkta oturdular ve sohbet ettiler. Böylece öğleni geçmişti bile. Loki gülümseyerek kıza baktı. -O zaman gidelim mi? -İyi olur. Ayağa kalktı ve elini uzattı. Kız elini tuttu ve gitmeye başladılar. — Loki ile kız bir odada birlikte konuşuyorlardı. Kız odanın içinde heyecandan duramıyordu, Loki yüzünde sıcak bir gülümseme ile kızı izliyordu. -Loki ne yapacağım ben çok heyecanlıyım! -Merak etme canım benim kendin olsan yeter. -Demesi kolay. O esnada kapı çaldı. Loki merakla kapıya yöneldi. Kapıyı açtı, açar açmaz iki tane koruma üstüne çullandı Loki’nin. Kız panikle tam bağıracakken başka bir koruma kızın ağzını kapattı. Loki çırpınsada nafile, iki koruma onu sürükleyerek odanın bir ucunda sabit bir şekilde tutmaya başladılar. -Kafayı mı yediniz siz? İçeri bir kişi daha girip kapıyı örttü. Giren kişi Loki’nin abisi Thordu. -Sessizlik! Loki şok içinde bakakaldı. -Abi? Thor ifadesiz bir şekilde devam etti. -Tamamen soyun bu piçi! Korumalar Loki’nin üstünü çıkarmaya başladılar. Loki çırpınmaya başlayınca Thor hiddetle bağırdı. -Gerekirse birkaç yerini kırın! Korumalar bir güzel patakladılar Loki’yi. Loki çırılçıplak kalmış yerde yüz üstü uzanıyordu. Üstünde ise iki koruma onu tutuyorlardı. -Ne oldu küçük kardeşim? Dilini mi yuttun? -Ne yaptığını sanıyorsun Thor? -Henüz hiçbir şey yapmadım. Thor, kıza baktı. Yüzünde lağım faresinden daha iğrenç bir surat belirdi. Kızın kıyafetinin göğüs dekoltesinden tuttu ve sertçe çekip yırttı. Loki hiddetle bağırdı. -THOR SALAK SAÇMA BİR ŞEY YAPMA! Thor bu çırpınıştan daha da zevk almış olacak ki gülümsemesi dahada iğrençleşti. Kızı tuttu ve yüz üstü yere vurdu. Bundan sonrası benim kelimelere dökemeyeceğim bir iğrençlikteydi. Kız acı ve gözyaşı içinde çırpınıyor ve yalvarıyordu fakat Thor’un gözü körmüşçesine devam ediyordu. Loki gözünü kapatıp kafasını kaçırmayı denedi fakat nafile, korumalar gözünü zorla açıp bu trajediyi ona izlettiler. Bu geçen on beş dakika Loki için ebedi bir cehennem azabıydı. Thor işi bitince kıza tekme attı ve Loki’ye yaklaştı. -Ne o? Küçük dilini bu sefer harbiden yuttun herhalde. -Neden? -Neden mi? Thor gülmeye başladı. -HAHAHAHAHA Yüzünde bir öfke ile devam etti. -Senin gibi bir puştun hak ettiği budur! Bütün kirli işi yapan benim, bütün sorumlukları alan benim, kendi götünü yırtan benim ama iş krallığın başına geçmek olunca sensin! Hassiktir ordan lan! Senin gibi toz pembe bir yavşak öyle bir güce, öyle bir statüye layık falan değil! Layık olan benim ve benim olanı alacağım! Sen hep sevildin. Hep, hep, hep! Gözler senin üzerindeydi, sorumluluklar benim. Senin o saf gülümsemenden hep nefret ettim, hep yüzünü bu şekilde görmek için Tanrı’ya dua ettim! Thor derin bir iç çekti. -Bunları burada böyle bırakın planladığımız gibi. Hepsi odadan çıktılar. Loki panikle daha da beteri çaresizlikle kıza sarıldı. Kızın ne artık o güzel yüzünde ne o güzel gözlerinde hiçbir anlam vardı, sadece boşluk. -HAYATIM, HAYATIM, KENDİNE GEL! LÜTFEN DUY BENİ! BIRAKMA BENİ, KENDİNE GEL! Kız hiçbir harekette bulunmuyordu. Dışardan bir ses yükseldi. -EKSELANSLARI ÇABUK BURAYA GELMELİSİNİZ. Kapı açıldı içeri beş tane koruma, Thor ve Orion girdi. Korumalar anında kucağında sevgilisini tutan Loki’nin etrafını sardılar. Orion dehşet içinde bakıyordu. Thor ise eliyle ağzını kapatmış kusacak gibi duruyordu. Orion hiddetle bağırdı. -YAZIKLAR OLSUN SANA! Kızın da, Loki’ninde vücudunda morluklar kızarıklıklar vardı, ikisi de çırılçıplaktılar. Yani böyle bir durumda Orion’un ne düşündüğü aşikar. -Sen Betelgeuse adını lekeledin! Ömrün boyunca hapishanelerde sürünmelisin! Thor, babasını sakinleştirmeye çalıştı. -Baba evet iğrenç bir görüntü bu fakat bu durumun duyulmasına izin veremeyiz sakinleşin lütfen. O esnada Loki kucağındaki kıza cenin pozisyonuna girer gibi sarıldı ve gülmeye başladı kısık bir sesle. -Hıhıhıhıhı… Sonrasında kendini geriye doğru attı ve kahkaha atmaya başladı. -HAHAHAHAHAHAHAHAHAHAHAHAHAHA! Orada olan herkes, Thor dahil şok içinde kaldılar. -Ahhhh! Demek bu he? Demek bu amca! Haklısın amca sen haklıydın bu hayat eğlence için yaratılmış! Hayatın kendisi bir oyun aslında; trajedi, komedi, kaos, ihanet, her şey, Her şey! Her şey büyük bir oyun. Şimdi anladım amca tiyatro sevgini. Tiyatro aslında rol yapılmasına rağmen tek gerçek olan şey. Hayatın kendisinden çok daha hakiki bir gerçeklik yatıyor orada! Hayat haz alınmadıkça boş. Çünkü yaşamanın bir manası olmazdı haz olmasaydı. Ey Tanrı! Sen bana bu acının hazzını öğrettin, minnettarım sana. Değil mi sevgilim? Şu an resmen bir oyunun en can alıcı kısmında değil miyiz? Bu anda oyuncunun kendisi zevk almazsa seyirci nasıl zevk alsın? Thor daha fazla dayanamadı ve hışımla haykırdı. -Tutun şu deliyi tamamen kafayı yedi! Korumalar Loki’yi çekmeye çalıştılar fakat Loki resmen kıza kitlenmişti. -Bırakın bizi! Oyunumuza saygısızlıktır bu yaptığınız! Zorla Loki’yi ayırıp duvara fırlattılar. Odadaki herkes kızı kenarda bırakıp Loki’nin başına gittiler derken kız saçına takılı olan saç çubuğunu çıkardı ve şah damarına sapladı. Kız kanlar içinde yere yığıldı. Herkes ikinci bir şok dalgası geçirmişti, Loki donakaldı. -? Loki’nin bir anda nefes alış verişi bütün bir odada yankılanmaya başladı. Loki’nin önünde ap açıldı. Ap: Gizli ünvan açıldı: “Haz düşkünü” Açıklama:İstediğin zaman sağ elinde siyah bir pençe belirir. Kestiği şeyi tamamen yok edene kadar siyah alevler içinde yakar. Gizli ünvan açıldı: “İntikam arzusu” Açıklama: Sahip olduğun hız ve çeviklik iki katına çıktı. Gizli ünvan açıldı: “Istırap” Açıklama: Sahip olduğun dayanıklılık iki katına çıktı. Gizli ünvan açıldı: “Özlem” Açıklama: sahip olduğun güç iki katına çıktı. Gizli ünvan açıldı: “Çaresizlik” Açıklama: Sahip olduğun hız iki katına çıktı. Loki aniden yok oldu ve abisi Thor’un önünde sağ elindeki pençeyi şah damarına saplamış bir şekilde belirdi. Gizli ünvan açıldı: “Katil” Açıklama:İstediğin zaman sol elinde siyah bir pençe belirir. Kestiği şeyi tamamen yok edene kadar siyah alevler içinde yakar. Loki aniden yok oldu. Bütün korumaların şah damarından kanlar fışkırmaya başladı. Loki kapının orda belirdi. Dışarı tam çıkacakken babası bağırdı. -Vatan haini! Bu yaptıkların yanına kar kalacak sanma! Loki yüzünde bir gülümseme ile kafasını çevirdi. -İşte gerçek sanat budur. — Carl ayakta öylece dikilmiş dururken kanalizasyonun girişinde Sun belirdi. -Carl! Benim taraf temiz sen de durumlar nasıl? Carl kafasını kaldırdı, Sun’a baktı. İfadesiz bir suratla gökyüzüne döndü. -Harikaydı. -Harika mı? -Çok zevkli bir dövüştü. -Anladım. O esnada ap açıldı. Ap: Gizli ünvan açıldı: “Dünyevi duygular” Açıklama: bütün zehir etkilerine karşı bağışıklık kazandırır. Carl yorgunluktan olacak ki yere oturup bacaklarını uzattı. Sun da yanına doğru geliyordu. -“Demek ki vahşetten duyulan bu zevk tamamen insanın doğası. Aslında bunu anlamak için kolezyumlarda dökülen kanlar için zevk çığlıkları atan insanlara bakmak yeterli. Belki de tek zevk veren şey onların savaşması değil, tek bir parmak hareketiyle bir insanın canını almaya karar verebilmektir. Sonuçta tek başlarını yapsalar cinayet olurdu ama toplu bir şekilde yapınca meşru oluyor nedense.” Sun, elini Carl’a uzattı. -Eline sağlık. Carl gülümseyip elini tuttu ve ayağa kalktı. -Senin de. Bir adım attı, donakaldı. Hareket edemiyordu, sadece titriyordu. Ne konuşabiliyor, ne duyabiliyor, ne adam akıllı görebiliyordu. Dünyaya karşı bir perde inmişti gözüne. Gözü açıktı ama onun görüşüne bir ışık hüzmesi dahi girmiyordu. Kulakları duyuyordu fakat kendisi sadece çınlama işitiyordu. Dudakları hareket ediyordu lakin kelimeler dökülmüyordu. Sadece daldaki bir yaprak gibi titriyordu. Sun başta fark etmeden biraz yürüdü fakat Carl’ı yanında göremeyince merakla arkasına baktı. Carl’ı o halde görünce panikle yanına koştu ve omuzlarından tuttu. -Carl! Carl! burada mısın Carl? Nafile… Sun’un sesi Carl’a ulaşamıyordu. Onun dünyayla bağlantısı kesilmişti. Neredeyse düşünemiyordu bile. BÖLÜM BİTER…