Bolum 13

Carl Asteria ve Reiji çok lüks olmayan bir restorantta yemek yiyorlardı. Asteria: Reiji-San gerçekten yemek ısmarlamanıza gerek yoktu. Reiji: Sorun değil Asteria sonuçta Carl’ın sevgilisisin. Asteria panikledi, yüzü tıpkı bir domates gibi oldu ve içtiği içeceği bir anda püskürttü. Carl ise piç piç gülümsedi. Reiji: Bir dakika değil misiniz? Carl gülüşünü tutmaya çalışırken kıkırdamaya başladı. Asteria iki elini masaya vurup ayağa kalktı. Asteria: Değiliz tabii!!!! Carl sen de gülmesene! Carl: Ckckckck domates biber patlıcan. İnsanlar meraklı bir şekilde Asteria’ya bakmaya başlarladılar. Carl ise daha fazla dayanamadı ve kısık bir sesle gülmeye başladı. Asteria: Özür dilerim… Carl: Hehehehehehe. Asteria, Carl’ın kulağından kaptığı gibi yukarı doğru çekti. Asteria: Reiji-San, Carl daha 10 yaşında. Şu an böyle bir şey saçmalık olurdu. Carl: Ah ah ah tamam özür dilerim, bırak beni! Reiji: Şu an derken ileride olur mu? Reiji: “Çok da umrumda değil fakat ikisini izlemek nedense eğlenceli.” Carl da ciddi bir tonla konuşmaya girdi, dalga geçtiği tipinden belli oluyordu. Asteria ise bıkmış gibi duruyordu. Carl: Üzgünüm Asteria, duygularına karşılık veremem. Daha çok gencim. Asteria: Carl bari sen yapma… Hem ben de gencim! Carl: Hehehehe. Reiji normalde olduğundan daha ciddi duruyordu. Reiji: Carl, ben sözümün eri bir adamımdır. Sen sözünü tuttun, sıra bende. Ama ondan önce şunu sormam lazım. Eğitimim hiç de yumuşak değildir. Şöyle diyeyim, öyle ork devirmeye benzemez; aynı anda 5 hatta daha fazla orkla savaşmış gibi olacaksın. bir kez soracağım ve bir daha sormayacağım. Eğitime gerçekten hazır mısın? Carl kendinden emin bir şekilde ciddi yüzüyle cevapladı. Carl:Eminim Reiji-Sensei! Reiji:Bu sadece fiziksel olarak zor olmayacak. Aylarca kendini eğitime kapatacaksın. Ne aileni ne arkadaşlarını göremeyeceksin. Buna da hazır mısın? Carl: Reiji-Sensei, zaten yalnız yaşıyorum ve tek arkadaşım Asteria. O yüzden bu konuda hiç zorlanacağımı sanmıyorum. Asteria: “Hiç zorlanmayacakmış hmp! Ne yani beni özlemeyecek misin?” Masadaki ciddilik bir nebze azaldı. Carl: Ailemi sormayacak mısınız? Reiji: Yaşıyorlar mı? Carl: Evet. Reiji: Gerisi beni alakadar etmiyor Carl. Aile işlerine karışmak bana düşmez. Carl: Anladım Reiji-Sensei. Peki ne zaman başlayacağız? Reiji: Ben bugünden başlarız diye düşünmüştüm. Uyar mı sana? Carl: Aslında Reiji-Sensei, halletmem gereken 2 tane önemli işim var. Onları halletmek istiyorum. Reiji: Tamam, yarın sabah 6’da çıkış kapısının orada ol. Carl: “Tahmin ettiğim gibi hiç sormadı, adam çok net.” Asteria şimdiden Carl’ı özlemiş gibi yüzü düştü. Asteria: Benim öğle aram birazdan bitecek. Loncaya dönsem iyi olur, izninizle kalkayım. Reiji: Ben de kalkacağım. Carl, sen arkadaşına loncaya kadar eşlik et, hesap işini hallederim ben. Carl: Teşekkürler Reiji-Sensei, yarın görüşürüz! Carl: “Adam hiç öyle gözükmese de baya centilmen he.” Asteria: Kesenize bereket Reiji-San. Asteria ve Carl loncaya doğru sokakta yürüyorlardı. Asteria: Carl, elinden tutmama gerek var mı? Carl: Sen hiç yaşımla dalga geçmezdin. Az önceki olaya mı takıldın? Asteria: Yoo, ne alakası var. Birbirlerine baktılar.Aynı anda gülmeye başladılar. İkisi de gülmeyi bırakınca Asteria gülmekten akan gözyaşını sildi. Asteria: Demek birkaç ay kaybolacaksın. Carl alaycı bir tavır takındı. Carl:Ne oldu, şimdiden özlemeye mi başladın? Carl dalga geçse de Asteria’nın yüzü kederli bir şekilde yere bakıyordu. Bunu fark eden Carl ciddileşti. Asteria: Evet özleyeceğim Carl. Sen özlemeyecekmişsin gibi konuştun ama ben özleyeceğim. Carl: Daha tanışalı 2 hafta olmamasına rağmen ben de çok özleyeceğim. Asteria iç çekti. Carl ise sağ elini başının arkasına koydu ve gülümsedi. Asteria: Zaten her geldiğinde beni ayrı endişelendiriyorsun. Kim bilir şimdi ne yapacağını. Carl: Haha üzgünüm. İkili loncanın kapısına gelmişlerdi. Asteria endişeli bir tonla veda etti. Asteria: Carl kendine dikkat et, söz mü? Carl : Sözüm sözdür Asteria merak etme. Asteria: “Gerçekten çok ilginç bir çocuksun Carl…” — Carl demircinin kapısını açtı. Gözleri kapalı, yüzünde bir gülümsemeyle. Elini sallayarak içeri adımını attı. -Tetsu-Ojisan ben geldim! Tetsu fırın sıcaklığındaki gülümsemesiyle Carl’ı selamladı. -Hoş geldin evlat, hangi rüzgar attı seni bakalım buraya? Ayrıca tebrik ederim; buraya geldiğine göre orku yenmişsin. Carl, Tetsu’nun tebriki üzerine şaşırıp kafasını sola eğdi. Carl: Ork ile savaştığımı nereden biliyorsun Tetsu-Ojisan? Tetsu: Küçük hanım dün akşam geldi, baya bir endişeli duruyordu. Konuştun mu onunla? Carl: “Demek Asteria’ymış.” Carl: Konuştuk Ojisan. Carl Tetsu’nun yanına gitti, elini cebine attı ve belinden kahverengi bir kese çıkardı, bu keseyi Tetsu’ya uzattı. Carl: Ufak bir borcum vardı sanki. Tetsu: Carl, daha şimdiden borcunu kapatabilecek para biriktirmeyi nasıl başardın? Carl: Yani sonuç olarak seviye 5 olacak kadar canavar kestim. Bununla birlikte gelen hem görev hem ganimet parasına bakarsak temiz para. Bir de minimal harcama ile sonuç bu. Tetsu kesenin içindeki paralara bakıp kenara koydu. Tetsu: Carl, biliyorsun acele etmene gerek yok. İyice rahatladığın zaman ödemen daha iyi olabilir. Carl: Merak etme Ojisan. Hem ödemeseydim hep içimde kalacaktı. Bu beni çok rahatlattı. Hem de Reiji-Sensei ile eğitime gideceğim, ne zaman döneceğimi bilmiyorum. Tetsu’nun şaşkınlıktan gözleri açıldı. Çok vakit geçmeden şaşkınlığı aktı gitti, onun yerine bir gülme tuttu. Tetsu: AHAHAHAHAHAHAH!!! Ondan eğitim alacaksın demek. Carl: Bir dakika… Onu tanıyor musun Ojisan? Tetsu: Bu krallıkta olup onu tanımamak saçmalık zaten. Ayrıca o ilk zamanlarında aynı senin gibi benim dükkâna çok uğrardı. Carl: “Asteria deyince de düşünmüştüm. Reiji-Sensei bana çok şey katacak gibi duruyor. Ayrıca nasıl bir geçmişi olduğunu çok merak ediyorum.” Carl arkasına döndü ve kapıya kadar yürüdü. Kapıda kafasını çevirdi. -Anladım Ojisan. Tekrardan teşekkür ederim, kesinlikle uğrayacağım bir daha. Tetsu, o sıcak gülümsemesiyle birlikte gurur dolu bir bakışla baktı. -İstediğin zaman gel evlat, sana kapım her zaman açık!! Carl kapıdan çıktı ve yüzü biraz çekingen duruyordu. -Son bir yer kaldı… — Carl iyice kararsız ve çekingen bir şekilde bir kapının önünde duruyordu. Elini kaldırdı fakat tedirginlikle geri çekip dudağını ısırdı. Fakat kararlı bir şekilde kapıyı çaldı. Kapı yarılandı. Tanıdık bir ses: Hoşgeldi— Yua kapıyı tamamen açtı. Carl’ı karşısında gören Yua şok olmuş bir şekilde dona kaldı. kısık ve titrek bir sesle konuştu. -Carl? Carl, sağ elini kafasının arkasına koydu ve acı bir gülümseme takındı. -Anne ben geldim. Yua gözyaşlarıyla ardında bırakarak Carl’a doğru fırladı ve ona sıkıca sarıldı. Carl da sıkıca annesine sarıldı fakat ağlamıyordu, bilakis gülümsüyordu. -Oğlum hoş geldin. Daiki merakla kapıya doğru geldi. - Bu seste ne Yua, kim gel— Daiki Carl’ı görünce elindeki kitabı düşürdü. Kitap yere çarptı, açıldı. - Carl? Daiki’nin gözü doldu fakat yüzünde bir gülümseme vardı. -Kapıda ne duruyorsunuz? İçeri gelsenize! Ailecek masaya oturdular. Masanın üzerinde sadece bir örtü ve yanmayan bir mum vardı. - Oğlum aç mısın? Yemek yapayım mı? -Deli gibi açım anne, çok mutlu olurum. Daiki çok olmasa da ciddi bir tonla böldü. -Carl, yemekten önce gelmenin bir sebebi vardır herhalde değil mi? Savaşçı olmaktan vaz mı geçtin? Yua: Hayatım saçmalama, o kadar yol gelmiş oğlumuz. Önce yemek yesin. Carl: Anne, babam haklı. Önce konumuzu konuşalım, sonra rahat rahat yemek yeriz. Hem… Baba, açıkçası savaşçılıktan vazgeçtiğim için gelmedim. Hem bir konuda sizi bilgilendirmek için hem kısa süreli bir veda için geldim. Yua: Veda derken Carl? Carl: Ben Reiji-Sensei ile uzun süreli bir eğitime gideceğim. İki çift resmen şaşkınlıktan şoka girdiler. Daiki: Carl, Reiji Takeshi’den mi bahsediyorsun?!?! Carl: Evet baba. Yua: O, bu krallıkta bir bölüğe komutanlık yapan tek savaşçı! Carl: “Sensei’nin ünü insanı şaşırtıyor.” Daiki bir anda gülmeye başladı ve devam etti. Daiki: AHAHAHAHA! Carl sana gerçekten inanamıyorum! Savaşçı olmak saçmalıktır dedik, sen gidip krallıkta yaşayan en güçlü savaşçıyı bulmuşsun ve ondan eğitim alacaksın! Carl : Reiji-Sensei’nin bölük komutanı olduğunu biliyordum ama 2 unvanı daha olduğunu bilmiyordum. Carl: “Oha lan, çok havalı.” Daiki: Carl, seninle gerçekten gurur duyuyorum ama utancımdan öleceğim resmen. Sana o kadar olamazsın dedikten sonra bunu başarman… Peki anlat bakalım, ne geçti başından? Nasıl ikna ettin Reiji’yi? Carl bunun üstüne mutluluktan gülümsedi ve büyük bir heyecanla anlatmaya başladı. Daiki ve Yua onun kadar heyecanlı bir şekilde onu dinliyorlardı. Bölüm biter…