Bolum 14
Yangin ailesi iyice sıcak bir masa ortamına bürünmüş, yemekler gelmiş, anılar anlatılmıştı ve sohbet devam ediyordu. Daiki: Ahahaha, daha bu yaştan çapkınlığa bak! Babasının oğlu. Eskiden bende kızlar arasında çok popülerdim. Carl : Baba, birincisi bu öyle bir şey değil, ikincisi çok önemli birini unutuyorsun… Daiki: He, ne oldu ki? Daiki yanından gelen serin rüzgardan titredi. Yanında ezici bir baskı olan Daiki kafasını çevirdiğinde şeytan görmüşe döndü. Yua: Hayatım… Yua’nın etrafına yaydığı korkutucu aura tüyler ürperticiydi, adeta birazdan biri ölecek diye bağıyordu. Yua’nın aurasıyla sinirden havaya kalkmış saçları, Daiki’yi dehşet verici bir görüntü karşısında bıraktı. Yua: Biraz daha detaylı anlatır mısın bakalım, şu çapkınlıklarını? Daiki: Yua, şakaydı vallahi, şakaydı! Sakin ol lütfen. Carl, ailesini bu şekilde görünce birden gözyaşlarıyla birlikte gülmeye başladı. Daiki ve Yua, Carl’ın bu ani gülüşüne karşı başta şaşırsa da sonrasında sıcak bir gülümseme ile birbirlerine bakıp Carl’ın kahkahasına ikisi de katıldılar. Carl: “Ahh gerçekten kendimi bu nostaljik hisse karşı tutamadım. Babamı da yanlışlıkla kurtarmış oldum, neyse borçlandı bana.” Daiki: “Ulan piç, iyi kurtardın beni…” Belli bir süre sohbet ettikten sonra Carl izin isteyip kalktı. Daiki ve Yua kapıya kadar Carl’a eşlik ettiler. Kapıya gelip de Carl ayakkabılarını giymeye başlayınca Yua endişeli bir suratla konuştu. Yua: Carl, bu geceyi bizde geçirebilirdin, bunu biliyorsun değil mi? Carl: Anne, yarın erkenden Reiji-Sensei ile buluşacağım. Buradan oraya sabah gitmem zor olur. Yua: İstersen yemek vereyim, biraz evde yersin. Carl: Anne, yemeklerin çok güzel, yolda taşıyıp evde yersem hakaret etmiş olurum. Yua’nın gözleri doldu fakat yüzünde bir gülümseme vardı ve iki kolunu Carl’a uzatarak açtı. - Annene sarılmadan mı gideceksin bakayım? Bu sefer Carl’ın da gözü doldu. -Anne… Carl ile Yua sımsıkı sarılırdılar. Yua: Sağlığına da dikkat et tamam mı Carl, sağlam beslen, iyi uyu. Carl: Merak etme anne, dikkat edeceğim. Carl babasına doğru bakmaya başladı. Daiki ifadesiz duruyordu. Carl ufak bir başını eğdi. -Baba… Daiki gülümsedi. -E tabii, anneye sarıl. Babaya gelince “baba…” Gel lan buraya! Carl bir heyecanla gülümsedi ve ileri atıldı, Daiki’nin üstüne zıpladı ve sımsıkı sarıldılar. Daiki, Carl’ın kulağına yaklaştı ve fısıldadı. Carl, kadınlar hakkında bilmen gereken her şeyi sana anlattım. Yüzümü kara çıkarma olum. -Merak etme baba, biliyorum. Carl gitmeden son kez ailesine baktı. Yua Daiki’nin göğsüne doğru yaslanmış, ikisi de Carl’a gururla bakıyorlardı. Carl arkasını döndü ve yola koyuldu. Carl: “Adam çok ciddi bu konuda, nasıl yapıldığıma kadar her şeyi anlattı… Bu kadar detaya gerek var mıydı acaba…” — Carl evine girip yatağına uzanmıştı bile. Carl: Aha, doğru, bugün AP’yi hiç açmadım. AP: Gizli Unvan Açıldı (Savaşçı Hırsı) Açıklama: Yorgunluktan bayılacak duruma gelince kişi enerjisinin %50’sini geri kazanır. Unvanı kabul et / Unvanı reddet Level Barı: 2500/5000 - “Bu gizli unvanlar çok garip, tam bana gerekeni veriyor hep. Bu eğitim için harika bir pasif beceri. Ayrıca bir ork 2500 EXP veriyor, gerçekten fena bir şey.” -Haydi Carl, yarın erken kalkacak, uyu bakalım. Carl’ın gözü uykusuzluktan çıkacak gibiydi. -Hassiktir, yine uyuyamıyorum. — Carl günün daha yeni aydınlanmış vakitlerinde çıkış kapısına doğru seri adımlarla yürüyordu. -“Aynı geçenki gibi yarım saat erkenden vardım. Neyse, gider beklerim, sorun değil.” Carl sağ elini iki gözünün üstüne koydu ve dikkatle duvara doğru bakmaya başladı. -Bir dakika, o duvara dayanmış kişi… Reiji duvara yaslanmış, Carl’ı bekliyordu. -Reiji-Sensei!!!! Carl Reiji’nin yanına geldi ve piçimsi gülümsemesi ile konuşmaya başladı. Reiji ciddiyetini hiç bozmadı ama alnındaki damar onun sinirini ele verdi. Carl: Reiji-Sensei, beni görmek için bu kadar heyecanlanmanıza gerek yoktu. Reiji: Carl, uzun bir süre bende kalacaksın, biliyorsun değil mi? Carl: Evet? Reiji: Bence kelimelerine dikkat etmelisin, yoksa canının güvenliğini sana garantileyemem. Carl: Hehehe, şaka sadece Reiji-Sensei, gidelim mi? İkili çıkış kapısından dışarı adımlarını attılar. Bu adım başta Carl’ın eğitiminin başlangıç adımı gibi gözükse de, Carl için çok önemli insanlarla tanışacağı, kendisi ve yaşadığı yerin geçmişi hakkında önemli şeyler öğreneceği büyük bir adıma dönüşecekti. Carl sadece fiziksel bir eğitime değil, hayatının en önemli değişimlerini yaşayacağı bir maceraya adımını atmıştı. Yürürken konuşmaya başladılar. -Carl, gider gitmez başlayacağımız için yolda her şeyi belirleyelim. -Anladım Reiji-Sensei. -Benim eğitim tarzım yoktur Carl, bu yüzden kafama göre ilerlerim. Yani yeterli görmezsem seni 1 yıl fiziksel güç bile çalıştırabilirim. Ki eğitimin başı tamamen fiziksel güç ve dayanıklılık olacak. Bir itirazın var mı? - Hayır yok Reiji-Sensei. -Genelde insanlar burada itiraz ederlerdi. -Sen diyorsan bir bildiğin vardır Reiji-Sensei. -Güzel, devam ediyorum. -“Yaşını geçtim, bir insana göre oldukça farklı bir bakış açısı var. Bunu birine söylesem hemen söylenmeye başlardı. Bu çocukla iyi anlaşacağım gibi duruyor. Arada sinirimi bozsada.” -Bende kalacağın için parayı umursamana gerek yok. - Gerçekten mi? - Sonuçta canavar avlamaya vaktin kalmayacağını düşününce para kazanman imkansız, o yüzden para meselesini kafana takma. Carl merakla Reiji’ye döndü. -Reiji-San, eviniz krallıktan uzakta, ormanın derinliklerinde kalıyor demiştiniz. İki soru geliyor aklıma. Birincisi nasıl geçiniyorsunuz, ikincisi neden krallıktan bu kadar uzaktasınız? Reiji iç çekti. Bu esnada ikili etrafında ağaçlar olan bir yola girdiler. -Birinci sorunun cevabı, yemek işini avlanarak hallediyorum. Ayrıca ihtiyacım olduğunda krallığa geliyorum, para işinde emekli maaşım yetiyor. İkinci sorunu şimdilik boşver, bir ara illaki konuşuruz. -Sonuçta eskiden bölük komutanıydınız. Reiji gözünü sağ çapraza kaçırdı. -Dediğim gibi, boşver Carl… İkili evin girişine geldiler. Reiji: Geldik Carl. Carl: “Harbiden de ormanla iç içe bir ev. Ayrıca o kadar küçük de değil, 2 katlı. Bir de şuna bak, öne doğru resmen devasa bir bahçesi var.” Reiji kapıyı açtı ve içeri girdi. Carl da arkasına dönüp manzaraya bir kez daha baktı, iç çekti ve Reiji’nin arkasından o da içeri girdi. -Carl, bu evde 2 oda var. Üst katta sen kal, ben alt katta kalacağım. Hızlıca yerleş ve dışarı gel. - “Yanlış bilmiyorsam çocuklar üst katta kalmayı severler.” -Tamamdır Reiji-Sensei! - Carl, şöyle bir karşıma geç, bakayım. Carl bu isteği başta garipsese de anında yerine getirdi ve Reiji’nin karşısına geçti. Reiji dikkatle Carl’ı yukarıdan aşağı süzdü. Reiji: Soyun. Belli bir süre odada ölüm sessizliği oluştu. Carl sağ eliyle göğsünü kapattı, sol omzunu tuttu. Sol eliyle de sikini kapattı ve sessizliği bozdu. Carl: Ayyyy Reiji-Sensei, ben henüz çocuğuum amaa!!! Reiji: APTAL!!!! ÖYLE Mİ DEDİM? KASLARINA BAKMAK İÇİN DEDİM. BANANE SENİN KÜÇÜK SİKİNDEN! Carl piç piç kıkırdamaya başladı. Reiji: Öhöm öhöm… Anladıysan devam et. Reiji: “Elimde kalacak en sonunda.” Carl: “Hehe, o yüzünü unutursam şerefsizim.” Carl: Anlaşıldı Reiji-Sensei! Reiji Carl’ın vücudunu incelemeye başladı. Carl ise hareket dahi etmeden dümdüz duruyordu. Carl: “Daha şaka yaparsam beni öldürme ihtimali var, ayarını kaçırmamalıyım.” Reiji: “İlginç, bu yaştaki bir çocuğun vücuduna göre kaslı bir vücudu var. Hatları belirgin, kollarında damarları gözükmeye başlamış. Ayrıca o karnındaki yara izi de ne öyle?” Reiji: Anladım, Carl, giyinebilirsin. Carl üstünü giyindi. - Carl, fiziğin yaşına göre iyi, bu sebepten bu fiziksel eğitim çok sürmez gibi duruyor. - Anladım Reiji-Sensei. -Ne kadar sürecek diye sormayacak mısın? -Tamamen size emanetim Reiji-Sensei. -“Piç herif, sinirlendirdiği anda gönlümü almasını biliyor.” Reiji konuşmasına başladı, Carl başını döndürerek boynunu ısıtmaya başladı. - Her şeyden önce en az 5 dakika ısınıcaksın Carl. Bu en önemli kuralımız, sakatlanmanı istemeyiz. Isındıktan sonra karşıda duran dağa doğru koşup geri geleceksin. - Peki, canavar çıkarsa? - Merak etme, orada canavar olmaz. En fazla yabani domuz vardır, onu da halledersin. Bir zamet, hem yemek çıkar, bize de. Carl iki kolunu arkaya uzattı ve elini arkasında birleştirip omzunu ısıtmaya geçti. -Bu rutinin olacak. Sonrası ben ne dersem o, ya sadece kendi vücut ağırlığında çalışacaksın. Bu tekniğe calisthenics diyoruz, ya da parkur koşu yapacaksın. -Anlaşıldı Reiji-Sensei. -Sen sormayacaksın ama söyleyeyim, bunu akşama kadar yapacaksın. İleriki zamanlarda bu hareketleri ağırlıkla yapacaksın, anladın mı? Carl elleriyle ayak parmak uçlarını tutarak belini ısıtmaya geçti. -Yani bu ağırlık dediğiniz kısma örnek verecek olursam, şınav çekerken üstüme kaya koymanız gibi bir şey mi? - Aynen öyle Carl. -“Hızlı kavrıyor.” Carl’ın yüzünde bir gülümseme belirdi. -Reiji-Sensei, ısınmayı bitirdim, ben dağa kaçar. Carl koşarak kapıdan çıktı. Reiji ise kollarını birleştirip Carl’ın arkasından gülümseyerek onu izledi. Reiji: “Bu laneti yenmeyi ben başaramadım Carl, belki de sen yenersin…” Bölüm biter…