Bolum 15

Carl dağdan geri geldi, kanter içinde zar zor nefes alıyordu. Reiji bahçedeki sandalyesinden kalktı. -Carl bana 1000 şınav ver, süren kısıtlı, o yüzden hızlı ol. Carl derin bir nefes aldı. -Tamamdır Reiji-sensei. Carl şınav çekmeye başladı, Reiji ise yanında dikilip onu izledi. -1…2…3… -“Nefes almadan buna geçmek…” Carl 500. tekrarından sonra kendini yere attı ve sırt üstü uzandı. -Unutma, setler sonrasında en fazla 10 saniye ara verebilirsin ve en az 50 tekrar. - Hııı… Haaa… Hııı… Haaa - “Böyle diyorum ama bu velet 5 set 100 tekrar şeklinde yaptı zaten. Evet savaşçı güçlü olması normal ama bu stamina normal değil” -“İntikam unvanı gerçekten hayatımı kurtarıyor şu an. Ayrıca henüz bir enerji yenilemesi almadım, yani henüz savaşçı hırsı çalışmadı” Carl bininci tekrarını ter içinde yaptı ve tekrar kendini yere attı. Reiji şaşırmış gibi bir ifadeye sahipti. -“İlk başta onun staminasını arttırmayı düşünüyordum ama böyle giderse kuvvet antrenmanlarına geçeceğiz.” Carl ve Reiji iki tane birbirine paralel duran demir çubuğun olduğu bir yere geldiler. -Carl dips yapacaksın. -O ne yeniyor mu Reiji-sensei? Reiji sağ elini başına koydu, sol eli ile demirleri gösterdi. - Şu iki çubuğa tutunarak havada durmaya başla, sonra kollarını dirseklerin boynuna kadar gelecek şekilde arkaya doğru git, yani sen aşağı doğru sadece kolunu kullanarak in çık yapacaksın, bacağın yere çarpmasın diye üst üste atarak dizinden arkaya bük. Bir de kolun arkaya giderken fazla yana açma, dirseklerini. -Anlaşıldı! Carl dips yapmaya başladı. -1…2…3…4… -“Şu an bu antrenman bana çok zor gelmiyor, bu gidişle ağırlığa geçeriz zaten. Acaba kuvvetten sonra ne gelecek, hiç söylemedi Reiji-sensei…” Carl son tekrarı da yaptı ve kendini havaya doğru fırlattı. Yere değer değmez oturdu. Reiji: 2 dakika dinlen Carl, sonra başka hareket. -“Hem hızlı hem doğru yapıyor, gayet iyi.” Carl nefesini toparladı, fakat hâlâ yüzü bir domates gibi kırmızı ve ter içinde bir şekilde Reiji’nin yanına geçti. - Carl demir çubuğu görüyorsun, o çubukta barfiks çek. -Barfiks ne Reiji-sensei? -Kollarını omuz hizasında olacak şekilde bara uzat ve tut, boynun barın üstüne gelecek şekilde yukarı çek. Bunu yaparken vücudun hiç sallanmasın, çivi gibi çık, çivi gibi in. - Anlaşıldı Reiji-sensei. - Bu da 1000. Carl barfiks çekmeye başladı. -198…199…200… -“Şınav hadi kolay hareket ama barfikste 2x100, 10 yaşındaki bir çocuk için gerçekten garip. Üstelik dediğine göre yeni öğrendi.” Carl titreyerek kendini yukarı çekti. -Huff… huff… ve bin! Huff… huff -3 dakikan var dinlen, ayrıca bol bol su iç aralarda. -Mekik ve squatı biliyorsun, değil mi? -Biliyorum Reiji-san. -Güzel, şimdi ilk önce bin tekrar squat, sonra 2 dakika ara, ondan sonra da 1000 tekrar mekik. Bunları yaptıktan sonra yanıma gel, ben avlanmaya gidip öğle yemeğini hazırlayacağım. -Tamamdır Reiji-sensei. -He bir de Carl, antrenman yapmak az da olsa exp veriyor, haberin olsun. Mekik çeken Carl’ın neredeyse vücudundan buhar çıkacaktı. -56…57…58… -“Exp vermesi gayet güzel ama… İçimi rahatsız eden çok şey var, özellikle şu rüyalara ne oldu? Neden artık görmüyorum?” Carl yerde oturdu ve nefesini dengelemeye çalıştı. -100! 10 saniye… Huf… huff… - “Gerçekten o kaos engellendi mi? Hiç sanmıyorum, o kadar büyük bir şey sırf ben tüccar olmadım diye engellenemez.” Carl mekik çekmeye başladı. -101…102…103… - “Bir de Reiji-sensei var tabii… Üstünde hiç yazı olmayan bir kitap gibi, adamı hiç okuyamıyorum. Neler yaşadı acaba?” - “Hem o rüyalarımda da vardı… Aslında Tetsu-ojisandan konu açabilirim.” Carl mekik çekerken ormanın içinden sırtında büyük bir domuz ile Reiji gözüktü. Carl’ın yanından geçip eve doğru yürüdü ve kafasını çevirip Carla seslendi. -Carl, işin bitince eve gel. -916…917…918… Carl işini bitirmiş, Reiji yemeği hazırlamış ve masaya geçmişlerdi. Reiji: Bol bol et yiyeceğiz, bunun tek sebebi avlanmam değil Carl. En önemlisi proteini. O yıktığın kasları onarmak için protein ve uyku şart. Carl: Anlaşıldı, Reiji-san. Carl yemekten bir kaşık ağzına attı, çiğneyip yutkundu ve sırıtıp Reiji’ye baktı. -Reiji-sensei, ne güzel yemek yapıyormuşsunuz öyle. Reiji de yemeye başlamıştı. -Eh, sonuçta senin yaşlarından beri tek kalıyorum, öğrendim bir şekilde. -Bir dakika, siz de mi evden atıldınız?? Reiji bir anda ciddileşti, Carl ise sorduğuna pişman bir şekilde hafif başını eğdi. -Hayır Carl, ben ailemi 11. yaş günümde kaybettim. -Sorduğum için özür dilerim Reiji-sensei. -Sorun değil, orada sana aylarca dedim ama bu eğitim çok rahat yılları bulur. O kadar süre illaki bu konuları konuşuruz. -Hiç sorun değil Reiji-sensei. Carl yemekten bir kaşık daha aldı fakat yüzünü meraklı bir surat bürüdü. -“Bir dakika… Neden bu benim için sorun değil ki? Şu zamana kadar yaptıklarım hep geçinip hayatta kalmak içindi, ayrıca rüya da çıkmıyor daha… Benim herhangi bir amacım yok! Güçlenip insanları mı koruyacağım? Hiç sanmıyorum. Niye öyle bir şeyi yapayım ki? Peki güçlenip şov mu yapacağım? Şov yapmak için o kadar uğraşmaya değmez bile… Neyse, bunu akşam biraz daha düşüneceğim, şimdilik içimden gelen o güçlü olmam gerek diyen arzuyu takip edeceğim.” Carl yemeğini bitirip Reiji’ye meraklı bir şekilde bakmaya başladı. -Reiji-sensei, şimdi ne yapacağım? - Hava kararana kadar bunları tekrar edeceksin Carl. Hava kararmaya başlayınca son bir şey daha yapacaksın. -Anlaşıldı Reiji-sensei. -“Artık alıştım, ne şikayet ediyor ne sonrasını merak ediyor, sadece söylediğim şeye odaklanıyor.” — Hava kararmaya doğru — Reiji ile Carl etrafı boş olan bir alanda konuşmaya başladılar. -Carl Her günün sonunda yapacağın şey, yere düşüp bayılana kadar bütün hızınla bu alanda koşmak. Carl bütün gücüyle koşuyordu ve taramalı tüfek gibi nefes alıyordu ama arada bir gözü kaymaya başlamıştı. -Huf… huf… huf… huf… huf -“Galiba bayılacağı-” Carl yavaş yavaş dengesini kaybetmeye başladı. Sağ sola doğru sallana sallana koşan Carl’ın gözü kapanmaya başladı ve tam kapanacakken bir anda gözleri fal taşı gibi açıldı. -“İşte bu!” Carl düşüşünü engellemek için yere iki elini birden koydu. Pozisyonu tıpkı bir kurt gibi duruyordu. -“Savaşçı hırsı çalıştı!!” Carl bir anda sert bir rüzgar gibi esip geçti; öyle bir esti ki eskisinden hızlı koşmaya başladı. Reiji’nin gözü şoktan sonuna kadar açıldı. - “Az önce o ne yaptı? Bu seviyelerde enerjiyi yenileyen hiçbir yetenek olmamalı. Ama resmen kendini sıfırladı, daha demin o?” Reiji’nin yüzündeki ciddiyet tüyler ürperticiydi. -Yoksa Carl… Sen de mi onun gibisin?? Carl yerde yüzüstü uzandı. -“Doğru, savaşçı hırsı yorgunluktan olan durumlar için geçerli, yani kaslarımı geliştirmiyor, enerji veriyor sadece. Ona rağmen çok uzun bir süre uzattı.” Carl ve Reiji akşam yemeği yiyorlardı. Reiji ciddi ve ürpertici bir tonla konuya girdi. -Carl, daha demin koşarken bayılacak gibi oldun ama bir anda geri toparlandın, o neydi? - Reiji-sensei, koşarken bir an gözüm karardı, kendimden geçer gibi oldum fakat sonrasında anlık bir enerji patlaması geldi, resmen ve devam ettim sanki bir sınır kalkmış gibiydi. -Hmm, anladım Carl… Carl’ın yüzü oldukça ifadesiz duruyordu. - “Ona doğruyu söyleyemem, daha benim bile bilmediğim şüpheli bir konu, sonuçta bu. İnanmış gibi duruyor zaten.” Reiji’nin yüzünde de bir mimik değişmemişti. -“Yalan söylüyor.Fakat gerçekten yalan söylemekte çok iyi, o kadarlık askerim ama neredeyse anlayamayacaktım, sanki yalanına kendi de inanmış gibi duruyor. Ama o gördüğüm şeyin açıklaması bu değil.Neyse, daha fazla irdelemeyeceğim ama beni huzursuz ediyor bu.” — Carl yeni yatağında uzanmış, düşüncelere tavana bakıyordu. -“Bu gizli unvanlar… Garip rüyalar…Sabahtan beri düşünüyorum da ben ne zamandır bu kadar boşum? Resmen rüyalar beni kukla gibi hareket ettiriyor; ne derse onu yapıyorum, hangi hedefi koyarsa onun için uğraşıyorum… Peki benim kendi amacım ne?” Carl ellerini kafasının altına koydu. -“O kaostan korkma sebebim insanların ölmesi mi… Yoksa benim de içinde bulunmam mı? İnsanları mı kurtarmak istiyorum gerçekten…Gerçekten boşsun Carl, daha ne istediğini bile bilmiyorsun.” Carl bir anda bir anısını hatırladı. Carl:Baba, neden güçlü bir maceracı olmamı istiyorsun? Daiki: Hahahaha çok basit oğlum, çünkü sevdiklerini koruyabilecek kadar güçlü olmalısın. Eğer sevdiklerini koruyamazsan bir hiçsindir. Carl bir eliyle çenesini tuttu. -“Sevdiğim insanları korumak mı? Aslında babam bu konuda haklı olabilir… Sonuçta ailemi, Asteriay’ı, Reiji-sensei’i, Tetsu-ojisan’ı benim güçsüzlüğümden ötürü kaybetseydim…Herhalde ben de o zaman vicdanımdan ölürdüm. Peki diğer insanlar? Onları neden koruyayım ki? Bu soruyu cevaplamak için yeterli tecrübem yok galiba…Yani benim amacım sevdiklerimi koruyacak güce ulaşmak mı? Bu gerçekten bir amaç mı ki?” Carl gözlerini kapattı. -“Neyse, şu an önümde olan mutlak bir gerçek var. Güçlenmeliyim. Bunun için de Reiji-sensei’nin dediği gibi uykumu sağlam almam lazım.” — Carl gözlerini açtı, esnedi, yerinden fırladı ve camdan doğan güneşe baktı. “Güneş, ben senin doğuşunu izlemek için kalkmadım. Sen benim yükselimi izlemek için doğuyorsun!” Carl odasından çıkmak için kapıya doğru yöneldi. Carl: Böyle 1 hafta geçti. Reiji-sensei dün, bugün için ekstra bir şey olacak diyordu. Bakalım neymiş. Carl merdivenden inerken gülerek Reiji’ye selam verdi, Reiji ise koltuğu gösterdi. -Günaydın Reiji-sensei. -Günaydın Carl. Üstündekileri çıkarıp şu koltuktakileri giy. Carl boyundan geçirmeli zırh gibi bir şeye elini uzattı. -Hemen Reiji-sensei. Carl kıyafeti eline alır almaz şaşırdı ve Reiji’ye döndü. -Reiji-sensei, bu niye bu kadar ağır? Reiji masada oturmuş Carla bakıyordu. -Carl, o gördüğün kıyafet 10 kg, ayak ve el bileklikleri beşer kilo, hepsi toplam 30 kg yapıyor.1 hafta boyunca uyuduğun zaman hariç her zaman üstünde bunlar olacak. Her hafta ağırlıklar durumuna göre artacak, belki 2 belki 3 katı… Bilemiyorum. Göreceğiz. Carl ağırlıkları giymiş, oturmak için sandalyesini çekiyordu. -Ahaha, resmen sandalye çekmek bile zor.Reiji-sensei, ilk gün geldiğimde aklıma bir şey takılmıştı. İkili kahvaltıya başladı. -Buyur Carl. -Reiji-sensei, buraya gelmeden önce ben Tetsu adındaki bir demirciye uğramıştım. Seni tanıdığını söylemişti, nasıl bir bağlantınız var acaba? -Tetsu-ojisan demek ha… İyi mi bakalım o? Uzun süredir görüşemiyoruz. -“Neden ojisan dedi ki? Sonuçta Tetsu-ojisan Reiji-sensei’den küçüktür.” -Gayet iyi, gayet iyi, bana çok yardımcı oldu başladığımda. Reiji ufaktan gülümsedi. - Demek hiç değişmedin Tetsu-ojisan… Bana da ilk başladığımda çok yardımcı olmuştu. Carl hiçbir şey anlamamış gibi gülümsedi. -“He?” -İlk gün bana borç bile vermişti. -“Bir dakika, bir dakika, ne oluyor şu an?” Carl bir anda şaşkınlıktan ayağa fırladı ve resmen bağırmaya başladı. - Bir dakika Reiji-sensei, Tetsu-ojisan çalışırken nasıl yeni başlamış oluyorsun, o kadar geç mi başladın maceracılığa???? Reiji’nin yüzü baya bir ifadesiz duruyordu. Reiji: Hayır. 11 yaşında başladım Carl. Göründüğüm aksine ben 30 yaşındayım. Derin bir ölüm sessizliği oluştu. Carl bu sessizliği hiddetli sesiyle bitiridi. Carl’ın sesi dışarıya kadar ulaştı. -NE?!?!?!?! BÖLÜM BİTER…