Bolum 16

Reiji, bahçedeki eski sandalyesinde oturmuş mavi gökyüzünü izliyordu. Ormanın içinde ağaçların arasında bir silüet belirdi. Silüet sırtında yabani domuz taşıyan Carl’a aitti. -Reiji-sensei akşam yemeği çıktı bize. Carl ağır adımlarla Reiji’nin yanına yürüyordu. Reiji Carl’ı görünce ayağa kalktı. -Getir carl akşama kesip soğutucuya atarsın. -“6 aydır aynı rutini yapıyor. üstündeki ağırlık 100 kg bileklerindekiler ise 50 kg 6 ayda bir çocuğun bu kadar gelişmesi normal mi acaba…” -Neden akşama pişir miyoruz reiji-sensei? Carl sırtındaki domuzu yere bıraktı ve Reiji’ye döndü. -Akşam yakındaki derenin oraya gidip balık yiyelim carl -Tamamdır reiji-sensei peki bir şey mi oldu normalden daha düşünceli duruyorsunuz? -İnsanları okumakta iyisin carl. akşam biraz muhabbet ederiz -Tamamdır reiji-sensei! Carl domuzu alıp içeri yürümeye başladı Reiji ise kendini evin çitine yasladı ve carla bakmaya başladı. -“6 ayda çocuk resmen çocukluktan çıktı. Tam bir üçgen vücudu var, omzu kalın, beli ince, kolları büyük, bacakları kuvvetli. Ayrıca kasları hiç kaba da durmuyor tam tersine çok estetik bir vücudu var şu an. Boyu 160 cm civarı yüksek ihtimalle ve 70 kg falan o orana rağmen karın kaslarını uzaktan sayabilirsin. vücudunu az çok anlarımda çocuğun yüzü bile değişti. Birine ifadesiz bakınca adeta ruhuna bakar gibi bakıyor.” Carl çoktan eve girmişti. Reiji ise kendi kendine gülümsedi. -“Bugün eğitimini değiştirsem iyi olacak.” — Carl sakin bir sesle uyuyan reiji ye sesleniyordu. -Reiji-sensei, Reiji-sensei Carl’ın elinde bir bardak su vardı. Reiji’ye doğru bardağı uzattı. -Reiji-sensei iyi misiniz? Alın biraz su için. Reiji suyu alıp içti ve Carl’a geri uzattı. -Teşekkürler carl. -Rica ederim reiji-sensei Carl Reiji’nin elinden suyu aldı. Yüzünde piçimsi bir gülümseme belirdi. -İçine tükürmüştüm afiyet olsun. Reiji’nin alnında damar belirmiş carlı öldürecekmiş gibi bakmaya başlamıştı. -Daha demin ne dedin? -Şaka şaka reiji-sensei öyle duran birine bunu yapar mıyım ben? -Nasıl duruyor muşum bakalım? -Bebek gibi uyuyordunuz hehehe. Carl sağ elini kafasının arkasına koymuş kısık sesle gülüyordu. Reiji carla baktı ve gülümsemesini tutamadı. reiji: “Ahh doğruya… Ne kadar görünüşü değişirse değişsin o her zamanki Carl.” — Çoktan gece olmuş, karanlık çökmüştü. Issızlığın içindeki sessizliğe eşlik eden rahatlatıcı bir nehir sesiyle yanan ateşin çıtırtıları. Carl ve Reiji oturuyorlardı. reiji elindeki iki balığı bıçakla ayıkladı, şişe taktı ve ateşin yanına pişmeleri için sabitledi. -Carl yarın seninle farklı bir antrenman şekline geçeceğiz. Ondan önce sana birkaç şey anlatmam gerek gibi hissettim. -Anladım Reiji-sensei dinliyorum -“ Acaba geçmişinden mi bahsedecek?” -İlk önce eğitiminden bahsedeyim sonra yaşadığım şeylerden bahsedeceğim ama hepsinden önce Carl, sana bir soru soracağım. Reiji kısa süreliğine sessizleşti, yüzünde ciddi bir ifade vardı. Reiji’nin sessizleşmesi ile atmosferin ağırlığı arttı. -Carl neden güçlenmek istiyorsun? Carl soru karşısında bir anlık şaşırdı fakat hemen ardından sanki soruyu beklermiş gibi lafa girdi. -Reiji-sensei bu soruyu defalarca kendime sordum. Ama hiç tam bir yanıt bulamadım bunun sebebi belki tecrübesizliğimdir fakat bulduğum o yarım yamalak cevaplara gelecek olursam. Carl derin bir iç çekti ve başını yukarı doğru kaldırdı. -Değer verdiğim birini koruyabilecek kadar güçlü olmak için diyebilirim. Reiji kollarını birleştirdi. -Bu çok güzel bir yanıt Carl. Neden yarım yamalak dedin bakalım? -Aslında Reiji-sensei buradaki kilit kısım korumak değil. değer verdiğin kişileri koruma kısmı. Birini korumak için illaki tanımam mı gerekiyor? Yani sokakta hiç tanımadığım birine saldırdıklarını görsem korumaz mıydım? -Peki motivasyonunu insanları korumak için diye niye değiştirmiyorsun? -“Soruyorum ama neden diyemediğini az çok tahmin edebiliyorum. Asıl önemli olan bu yaştaki bir çocuğun böyle düşüncelere sahip olması… Acaba cevabı ne kadar tutarlı olacak? Onu merak ediyorum” Carl yerden bir taş aldı. -“6 ay boyunca düşünmek için bolca zamanım oldu.” -İşte tam olarak çelişki burada başlıyor Reiji-sensei. İnsanları korumak neden benim sorumluluğum olsun ki? Onların güçsüzlükleri, onların sorumsuzluğu sonuç olarak. Bir diğer gerçek büyük balık hayatta kalmak için küçük balığı yer. Hatta bunun sebebi hayatta kalmak için değilde sırf zevk için bile olabilir. -Ne yani biri senden küçük diye onu ezmek doğru mu? Carl elindeki taşı nehre doğru attı. Taş iki defa sekti. -Bunu ben de doğru bulmuyorum ama ezmek zorunda olduğun zamanlar ne olacak peki Reiji-sensei -Ne gibi mesela? -Bir yarışta birinci olmak için kaç kişinin hayalini parçalayıp atarsınız değil mi? Bundan bahsediyorum. Reiji ateşin yanındaki balıkları alıp birini carla uzattı. -Dikkat et sıcaktır. -Ateşi görebiliyorum Reiji-sensei. -Seni düşünende suç. Neyse, o zaman ilk dediğin durum ne olacak Carl? -Evet işte orada vicdan giriyor Reiji-sensei.Şahsen yardım etmek için kendimi riske atardım. Herhalde bunu sırf vicdanım rahat etsin diye yapardım. Onu kurtarmak için değil. -Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun? -Aslında hiç emin değilim Reiji-sensei. İşte tecrübe burada devreye giriyor tam olarak birine karşılıksız yardım etme hissini hiç bilmiyorum. Ama bunu deyince aklıma şu geliyor… Carl’ın kafasının karışık olduğu yüzünden belliydi. -Gerçekten karşılıksız yardım var mıdır ki? Bu bahsettiğim karşılık maddi bir şey olmak zorunda değil. Bu içsel bir durum. Benim az önce sırf vicdanım rahat etsin diye demem gibi. bir örnek daha verecek olursam; karşımdakinin bana saygısının artması gibi daha gözle görülebilir örnekler de verebilirim -Peki bunu gerçekten bir karşılık olarak kabul edebilir miyiz? -Aslında yarar demek daha doğru olabilir kavram olarak. Fakat insanlar fesat düşünmeyi seviyorlar. Bu tarz manevi şeyler yarar olarak kabul edilir mi bilemiyorum. Reiji balıktan bir ısırık aldı. reiji:anladım carl. sana dürüst olacağım bu yaşta bu kadar şey düşünüyor olman zaten hayret edici bir durum. bununla birlikte bu kadar realistic olman dahada şaşırtıcı. Carl da balığı yemeye başladı. -Peki sen ne düşünüyorsun Reiji-sensei? -Açıkçası bu durumun senin dediğin gibi tecrübe eksikliğinden olduğunu düşünüyorum. Sana bu konuda bir şeyler anlatmam yırtık bir poşete su doldurmaya benzer. Bu yüzden senin yaşayıp tecrübe etmen gerekiyor. Ama Carl sana şunu diyeyim. Gücünü kötüye kullanma. Küçük yaşta bir aptallık edersen bu konuda hayatın boyunca unutamazsın. O yüzden buna dikkat et.O zaman ilk dediğim şeylere gelelim. Carl’ın resmen gözleri parıldadı. -Evet Reiji-sensei, yarından itibaren nasıl bir yol izleyeceğiz? -Yarından itibaren benimle savaşacaksın. -bunu her gün yapmamız imkansız değil mi? -Pek imkansız değil sonuçta emekliyim artık bolca boş zamanım var. Burası orkların oraya yakın o sebepten her boş kaldığın vakit gidip ork avlarsın onlarda senin için iyi antrenman olur. Ork kesmenin 3 avantajı var; ilki gerçek savaş tecrübesi, ikincisi exp kasman, üçüncüsü ise para. Ben şehre gittiğim zaman topladığın eşyaları topluca satarım. İkiside yemeklerini bitirdi. Carl tam elindeki kılçığı yere doğru atacakken Reiji elindeki poşeti carla doğru uzattı. -carl? -ah pardon Reiji-sensei boşluğuma geldi. carl elindeki kılçığı poşete attı. reiji poşetin ağzını bağlayıp kenara koydu ve derin bir iç çekip Carl’a doğru döndü. -Sen kendinden bu kadar bahsettiğin hem merak ediyordun biraz da ben bahsedeyim o zaman. —Reiji’nin çocukluğu— Reiji ve ailesi sofrada oturmuş yemek yiyorlardı. Anne: Oğlum bugün test günü heyecanlı mısın? Reiji: Anne nasıl olmayayım heyecandan patlayacağım resmen Baba: Oğlum unutma ne olursa olsun seni her zaman destekleyip seveceğiz. Reiji: Ailemle aram çok iyiydi — Savaşçı flaması yandı. Reiji, endişe ve korkuyla ailesine doğru döndü. Ailesi şaşırmışlardı. -Anne? Baba? İkiside sıcak bir gülümseme takındılar. Baba: Oğlum ne dediğimi unuttun mu yoksa? Anne: Seni ne olursa olsun seveceğiz. Reiji: Savaşçı çıkmama rağmen hiç üzülmemiş gibi duran annem ve babam, bana aynı sıcaklıkla devam ettiler. Ta ki o güne kadar… — Gökyüzünün siyaha boyandığı, kimseciklerin uyanık olmadığı gece vakti… Karanlığın içinde tıpkı gece gibi siyah bir alev topu belirdi. Alev topu Reiji’nin evine düştü. Topun çarpmasıyla evin belli bir kısmı direkt harabe oldu ve kalan kısım siyah alevler içinde yanmaya başladı. Ev yavaş yavaş küle dönüşüyordu. Reiji alevlerin arasında ailesini arıyordu. -Anne!!!!!! Baba!!!!!! Beni duyuyor musunuz?!?!?!?!??!?! Reiji koşarak bir odaya girdi. Girmesiyle yüzü bembeyaz kesildi. Şok etkisiyle bir anlık bırak hareket etmeyi ağzını dahi açamadı. Yanda neredeyse tamamen siyah alevlerle kaplanmış bir beden ve enkazın altında vücudunun yarısı yok olmuş annesi duruyordu. Reiji bir anda dehşet içinde bağırdı. -ANNEEE!!!!!!BABA!!!!!!!!! Annesin kanlar içinde kalmış ağlayan yüzü oğlunu görünce bir anda gülümsedi ve Reiji’ye bağırdı. -REİJİ HEMEN KAÇ!!! Reiji’nin gözünden şelale gibi gözyaşları akıyordu. -SENİ BURADA MI BIRAKAYIM?!?!?!?!? -Aptal! burada benimle ölmek mi istiyorsun? Reiji çok zor olacak biliyorum ama benim ve baban için yaşamak zorundasın! Reiji annesinin dediklerini sindirememiş olacak ki dudağını ısırdı fakat var gücüyle koşmaya başladı. -NEDEN!!NEDEN!!!NEDEN!! NEDEN BÖYLE OLDU NEDEN!!!! Annesi oğlunun kaçtığını görünce tamamen rahatladı. -Bizim için yaşa rei- Sözlerini bitiremeden üstüne büyük bir enkaz düştü. yüzünde gözyaşı olmasına rağmen Reiji’nin yüzü deliye dönmüş gibiydi gözleri kıpkırmızıydı. Gözlerinde intikam hissinin verdiği vahşet vardı. -NE OLURSA OLSUN BUNU YAPANI ÖLDÜRECEĞİM! ÖLÜRECEĞİİİİİİİİİİİİİİİİM!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! bölüm biter…