Bolum 17

Reiji ciddi ve ifadesiz bir şekilde anlatılıyordu. Carl hüzünlenmiş bir şekilde dinliyordu. -Reiji-sensei savaşçı olarak nasıl hayatta kaldınız? -Seninkiyle benzer Carl fakat en büyük fark uzun bir süre sokakta yaşamak zorunda kaldım çünkü beş parasızdım. -Reiji-sensei umarım haddimi aşmıyorumdur fakat bir şey soracağım. -Çekinme. Carl konuşmaya çekiniyordu fakat sormakta kararlıydı. -Annenizi o durumdan kurtaramayacak güçte olmamanızın getirdiği pişmanlığınızdan ötürü mü, yoksa intikamınızı alabilmek için mi güçlendiniz? Reiji soru karşısında derin bir iç çekti. Reiji’yi öyle görünce Carl panikledi. -Ah üzgünüm Reiji-sensei bunu sormamalıydım. Reiji istifini bozmadı. -“Bu çocuğun düşünce yapısı beni korkutuyor.” -Hayır Carl sorun değil. Çok doğru bir soru hatta tespit. Çünkü ikisi de vardı. O günden sonra iki şeyden ötürü güçlenmek zorunda olduğumu düşündüm. İlki yeterince güçlü olmadığımdan annemi kaybetmem, ikincisi ise intikamım için büyük bir güce ihtiyaç duymamdı. Hala sorduğu için pişman duran Carl bir soru daha sordu. -Peki intikamınızı alabildiniz mi? Reiji gözlerini ateşe doğru dikti. -Aldım… -Bunu yapanı nasıl buldunuz? -Bunu yapan kişi… Reiji tekrardan Carl’a baktı. Yüzünde nahoş bir ifade vardı. -En yakın arkadaşımdı… Carl’ın şaşkınlıktan göz bebekleri büyümüştü. -Nasıl yani? -Onun ismi Phthonus du. Onu kendimi bildim bileli tanırdım kendisi bir büyücüydü… -Bir dakika. Öyle bir büyü var mı ki? Reiji kaşlarını çattı. -Carl, Phthonus özel bir sınıftı. Carl’ın gözleri fal taşı gibi açıldı. -“Benim gibi farklı yetenekleri mi vardı?” Reiji’nin tek kaşı kalktı ve kafasını hafif sağ doğru eğdi. -Carl… Sana bir yerden tanıdık mı geldi yoksa? Carl tekrardan ifadesiz bir surat takındı. -Evet Reiji-sensei siz söyleyince aklıma loncadaki seviye-rütbe sisteminin yazdığı kağıt geldi. Oradaki boşlukla alakalı olabilir mi diye düşündüm. -“ Çok üzgünüm Reiji-sensei sen bana geçmişini anlatıyorsun, ben senden bir şeyler saklıyorum” Bir sessizlik sardı konuşmayı. -“Yine yalan söylüyor. Ne kadar profesyonelce söylerse söylesin o Phthonus ile çok benzer garipliklere sahip. Neyse üstüne gitmeyeceğim. Kötüye kullanacağını zannetmiyorum.” -Anladım Carl. Reiji tekrardan kollarını birleştirdi. -Devam etmemi ister misin Carl? -Reiji-sensei senin için sıkıntı olmazsa çok isterim. -Aslında bu karanlık büyü hakkında bende bir şey bilmiyorum çünkü hiç anlatmadı. Ama neden yaptığını ölmeden önce söyledi -Nedendi? Reiji’nin halihazırda ciddi olan yüzü çok daha ciddileşti. -Kıskançlıktan. Carl’ın kafası karışmış gibiydi. -Neden sizi kıskanıyordu peki? -Phthonus gizemli bir insandı, kendinden pek bahsetmezdi. Ama onun hakkında bildiğim şeylerden biri çok acı çekmiş olmasıydı. Ailesi erken yaşta gözünün önünde öldürülmüş, sokaklarda sürünmüş biriydi. Sonra kendini bir şekilde toparlamış ve maceracı olmuştu. Onunla altı yaşındayken falan tanıştım. Yaşıtım olur kendisi. Carl dehşete düşmüş bir merakla atıldı. -Bir dakika o 11 yaşındayken mi böyle bir büyü yaptı? -Evet… Tabii ben bunu 5 sene önce öğrendim. -Peki görevden alınma durumunuz bununla bağlantılı mı? Reiji duraksadı. -Carl içgüdülerin ve zihnin beni gerçekten korkutuyor. Doğru bildin onun yüzünden görevden alındım. On beşlerime geldiğimde çoktan normal bir askeri kolaylıkla yenecek yaştaydım. Bir gün kral sokağa inmişti ve beni o zaman fark etmişti. —Reiji’nin çocukluğu— Reiji kalabalık bir sokağın ortasında yürüyordu. Kalabalığın içinde bir galeyan vardı. x: Bakın kral Kaviel Thamaris geldi y: Evet, evet hemen meydana gidelim. Reiji: “ Kral Kaviel Thamaris mi?” Reiji heyecanla koşmaya başladı. -Bu benim için bir şans! Kral korumalarla birlikte halkın arasına gelmiş ve şehri geziyordu. Reiji Kaviel’in olduğu yere doğru gelmişti. -Kral Kaviel Thamaris lütfen beni dinleyin! Reiji’yi duyan Kaviel kafasını ona doğru çevirdi. Reiji kralın önüne doğru fırladı tam önüne gelecekken korumalardan birkaçı hamle yaptı. Koruma: Bu ne küstahlık velet karşında kralımız Kaviel Thamaris-sama duruyor! Koruma Reiji’yi tutmuş uzaklaştırmaya çalışıyordu. Reiji ise gitmemek için çırpınıyordu. Reiji:Kral Kaviel Thamaris’e bir şey sormam lazım!! Koruma: Saçmalama! geç şuraya! Kaviel: Yeter! Kaviel dik bir şekilde duruyordu, meraklı ve babacan bir tavırla devam etti. -Söyle bakalım evlat. Ne istiyordun? Koruma, Kaviel’i duyunca anında elini çekti. Serbest kalan Reiji hemen diz çöktü. -Kral Kaviel Thamaris-sama size bütün saygımla bir ricada bulunmak istiyorum. Kaviel meraklanmıştı. Reiji’nin suratı ise yere doğru bakıyordu. -Dinleyelim bakalım evlat. -Kralım ben… Reiji kararlı ve ciddi bir suratla kafasını kaldırdı. -Krallıkta bir bölüğe girmek istiyorum. Kaviel ciddi bir yüz ifadesi takındı. -Evlat bölüğe girmek epey zordur bu öyle rastgele yapabileceğim bir şey değil. Ayrıca kınında duran kılıcına bakınca savaşçı olduğunu anlayabiliyorum bir savaşçının krallıkta olması… -Peki bu korumalardan savaşçı olan birini yeteneksiz bir düelloda yenersem girebilir miyim? Reiji’nin teklifini duyan Kaviel şaşırdı. Etrafta ise büyük bir kahkaha patladı. x:Hahaha eziğe bak birde utanmadan düello istiyor. y:Yaşının getirdiği küstahlık olacak herhalde. Kaviel, bir anda sesli bir şekilde gülmeye başladı. -Hahaahahaha!!!! Kral gülümseme ile bir korumasını işaret etti. -İyi bakalım şuradaki korumada bir savaşçı sadece tek kılıç düello uygun mu senin için? Reiji’nin mutluluktan gözleri parıldadı. -Siz nasıl uygun görürseniz kralım. -“Tahmin ettiğim gibi kimse karşı bile gelmedi tek yapmam gereken kralı ikna etmekti onuda başardım. Sonuçta krala büyük bir saygı ve sevgi duyuluyor.” İki taraftada günlük kıyafetler ve tek bir kılıç vardı. -Çocuksun diye kendimi tutmayacağım haberin olsun. -Bu beni çok mutlu eder. Reiji ilk hamleyi yapıp korumanın üstüne doğru çita gibi koşmaya başladı. Koruma kılıcıyla gard almış bir şekilde duruyordu. Reiji sağ elindeki kılıcını çaprazına doğru indirdi. Gard pozisyonunda duran koruma kılıcını kılıcın geldiği yöne doğru kaldırdı ve kılıçlar çarpıştı. İki rakip arasındaki mesafe kayboldu. -“Güç yarışında onu yenemem ama çevikliğimle yenebilirim!” Koruma, kılıcını reijinin kılıcını geriye itecek şekilde havaya kaldırdı. Reiji arkaya doğru dengesini kaybetmiş bir şekilde düşmeye başladı. -Kırk fırın ekmek yemen lazım velet! Geriye fırlamış olan Reiji’ye karşı havaya çektiği kılıcını indirmeye başladı. -“Çok derin bir kesik atmazsam ölmez!” Koruma kendini öne doğru atmış kılıcınıda indirmişti. Fakat! Reiji kendini toparlayıp çoktan korumanın sağına doğru bir suikastçi gibi fırlamıştı. Ağırlığı öne doğru gitmiş olan korumanın ayaklarına doğru yeri süpürür gibi bir tekme attı. Dengesini kaybeden koruma öne doğru düşmeye başladı. -SİKTİR! Koruma yüz üstü yere düştü. Düştüğü yeri cüssesi ile salladı tam kalkmaya yeltenmek için kendini döndürdüğünde hemen yüzünün dibinde duran kılıçla karşı karşıya kaldı. Reiji ayakta kılıcını doğrultmuş şekilde tıpkı bir heykel gibi duruyordu. Kaviel yanına doğru yürümeye başladı. -İsmin ne evlat? Reiji anında diz çöktü. -Reiji takeshi! -Ayağa kalk reiji. Rejinin elini tutup havaya kaldıran Kaviel yüksek bir sesle bağırdı. -Kazanan Reiji Takeshi! Bölüm Biter…