Bolum 18
Carl merakla dinliyordu. - Reiji-sensei peki Phthonos ile bağlantısı ne bu durumun? O da mı krallıktaydı? -O benden sonra katılsa da hızlıca yükselmişti hatta fazla hızlıydı. Ben de durumunu merak edip araştırmaya başladım. Reiji yüzünü ekşitti. -O alanı keşfedene kadar tabii… —Reiji’nin geçmişi— Reiji karanlık tünel gibi duran bir geçitin önünde duruyordu. -“Krallıkta böyle bir yer olduğunu hatırlamıyorum… Şüpheli duruyor” Reiji masanın üstünde duran mumu alıp geçide girdi. Aşağı doğru giden merdivenlerden yavaş yavaş iniyordu. Yüzünde oldukça endişeli bir surat vardı. -“Phthonus ne işler çeviriyorsun?” Karanlık geçitin sonunda bir ışık vardı. Bir oda. Reiji odaya girmesiyle donakaldı. Kendine gelince etrafı araştırmaya başladı. -“Bu ne lan!??!” Duvarlarda, masada her yerde formüller ve kağıtlar vardı. Bir rafın üzerinde deney tüpleri, kenarda kapsüllerin içinde garip varlıklar. Reiji etrafa bakınırken tanıdık bir ses duydu ve kafasını girişe çevirdi. Yabancı bir ses: Ahh ahh benim en yakın arkadaşım burada ne yapıyorsun? İçeri giren Phthonus’tu. Yüzünde pişkin bir gülümseme vardı. Phthonus’u gören Reiji hiddetle haykırdı. -PHTHONUS BUNLARDA NE BÖYLE! Yüzünde şeytani bir gülümseme belirdi. -Görmüyor musun Reiji? Bu kadar aptal olma. Kara büyü araştırmalarım Reiji. Reiji dehşete düştü. -Yoksa… On dört yıl önceki olay… Gülüşünü hiç bozmadan pişkin pişkin konuşmaya başladı. -He evet bendim o bendim zekisin he baya. Reiji resmen bir aslan gibi kükredi ama ihtişamlı bir kükreme değil çaresiz bir kükremeydi. -NEDEN BUNU YAPTIN PHTHONUS!!!!! Pişkin bir tavırla eli ile dur yaptı. -Aman aman sakin ol koca oğlan. Reiji kendini yırtıyordu resmen. Phthonus ise pişkinlik duruyordu. -Phthonus biz küçüklükten beri en yakın arkadaş değil miydik? -He aynen öyle bir şey vardı. -NEDEN YAPTIN BUNU O ZAMAN!! Phthonus bir anda hiddetle çıkıştı. -KISKANDIM LAN ÇÜNKÜ!! Reiji başta anlam veremedi ve duraksadı. Ardından o da Phthonus gibi çıkıştı. -DALGA MI GEÇİYORSUN LAN NE KISKANMASI!?!?! Phthonus’un yüzündeki hiddet azalmıştı fakat ses tonundaki o tehditkarlık hala duruyordu. -Reiji sen benden çok farklısın. güçsüz olmana rağmen hiç acı çekmedin, ailenleydin her gün mutlu ve eğlenceli geçiyordu. Hiçbir derdin yoktu ulan! Ben ise güçlüydüm. Fakat ne mutluluğum, ne ailem vardı! Sokaklarda süründüm, günlerce aç susuz kaldım! Pişkin gülümsemesini tekrar takındı -İşte… bu nefretimden ötürü gizli bir ünvan açtım. Ondan sonra karanlık büyüyü keşfettim. Senin de acı çekmeni istedim Reiji! Reiji bir yıldırım gibi üstüne atıldı ve elini kınındaki kılıcını çekmeye doğru götürdü. Phthonus’tan bir anda karanlık alevler çıktı ve etrafa yayılmaya başladı. -ARTIK ÇOK GEÇ! Reiji kılıcını paralel bir şekilde Phthonus’un kellesinden geçirdi. Phthonus’un kafası ise havada dönerek düşmeye başladı. —Günümüz— Ateş sönmeye başlamıştı. -Anladım Reiji-sensei bundan sonrasını nasıl hallettiniz? O bilgilere ne oldu? -Phthonus’un söylediği gibi çok geçti. Hepsi yok oldu. Sonrasında Kral Kaviel’e olanları anlattım. Bu olay sanki hiç olmamış gibi örtbas edildi. Kral Kaviel bana bu konuda çok yardımcı oldu sağ olsun. Carl merakla bir soru daha sordu. -Peki bu beyaz sakal ve saç nasıl oldu Reiji-sensei? -Onların ekstra bir numarası yok. Ailemi kaybettikten sonra saçım köklerinden beyaz çıkmaya başladı. Sakalım ise uzamaya başlar başlamaz beyaz uzadı. -Bu normal bir şey mi? -Doktora gittiğimde aşırı stresten olduğunu söyledi. İkili ayağa kalktı. -Haydi Carl yeter bu kadar muhabbet eve dönelim yarın antrenmanına benimle başlayacaksın ısınmayı unutma. -Tamamdır Reiji-sensei. Carl bir konuda rahatsız duruyordu. - “Gizli ünvan dedi. Hiç şüphesiz aynı şey… Lanet mi yoksa bir lütuf mu acaba bu gizli ünvan.” — Reiji’nin bir kılıcı Carl’ın ise iki kılıcı vardı ve karşı karşıya duruyorlardı. -Carl, ben şovalyeyim ama kalkan kullanmayacağım. Unutma yetenek kullanmadan sadece kılıç ustalığı üzerinden savaşacağız. -Anlaşıldı Reiji-sensei! Carl iki kılıcıyla birlikte reijinin üstüne koşmaya başladı. Reiji ise sağ elindeki kılıcı tek eliyle tutmuş duruyordu. Carl iki kılıcını birden kendi sağına doğru gerdi ve ikisini aynı anda yatay bir şekilde savurdu. Reiji sağ kolunu kılıcı aşağı doğru bakar şekilde kafasının üstüne doğru kaldırarak engelledi. Carl bütün gücüyle vurmuştu. Bunu etrafta oluşan rüzgardan anlayabiliriz fakat Reiji bir hiçmiş gibi durdurmuştu. Reiji:Saldırı yapmadan önce nereye saldıracağını fazla belli ediyorsun. Carl, anında arkaya doğru atıldı, iki kılıcını birden gökyüzüne doğrulttu ve Reiji’nin üstüne doğru zıpladı.Reiji, kılıcını havaya yatay bir şekilde saldırıyı bloke etmek için kaldırdı. -“Daha demin uyarmıştım anlamıyor mu?” Carl zıpladığı yerden kılıçlarını indirmek yerine kendinine doğru tıpkı yayın ucundaki oku çeker gibi iki kılıcını arkasına doğru çekti. Kılıçlar Reiji’ye bakıyordu ve Reiji’nin kılıcı havaya bakıyordu. -“Hayır. anlamış!” Carl iki kılıcını mızrak gibi ileri dik bir şekilde Reiji’nin vücuduna doğru götürdü. Fakat Reiji öyle bir hızla havadaki kılıcını aşağı indirdi ki kılıcını görmeden önce kılıçların çarpışma sesi geldi. Carl’ın dengesi bozuldu ve kendini kaldırmaya çalıştı. Tam kaldırdığında boynunun dibinde keskin bir kılıç onu bekliyordu. Reiji şaşırmış gibi duruyordu Carl ise nefesini toparlamaya çalışıyordu. -Huff...Huff…Huff. -Daha ilk savaşımız olmasına rağmen iyiydin Carl. Carl çocuksu bir gülümseme takındı. -Teşekkürler Reiji-sensei -“Savaş içinde verdiğim bir tekniği anında analiz edip pratiğe döktü. Büyük bir potansiyeli var…” — Etle dolu iştah kabartan bir sofrada Carl ve Reiji oturmuş yemek yerken bir yandan konuşuyorlardı. -Ahhh Reiji-sensei sizi yenmek resmen imkansız. -Ne bekliyordun Carl üç katı yaşındayım. Ama imkansız değil bugünkü antrenmanda gerçekten iyi bir performans sergiledin. -Şu an kaç seviyesin? -Elli seviye oldum bugün -Ne kadar yetenek açtın beş seviyeden beri? -En son rage’den sonra sadece on seviyede slash’i açtım. Neden böyle oluyor? Reiji etten bir ısırık aldı. -E normal çünkü bu seviye sistemi ilk seviyelerden sonra özellikle savaşçı sınıfı için pek özel yetenek vermiyor. -Seviye atlamak ne işime yarıyor? -Üç tane önemli sebebi var; ilki mananı artırıyor, ikincisi halihazırda açık olan yeteneklerinin seviyesini artırıyorsun, hepsinden önemlisi statlarını artırıyor Carl bir yudum su içti. -Fiziksel güç,çeviklik,hız gibi mi? bunu hem eğitimle hem seviye atlayarak mı kazanıyorum -Evet tam olarak bir kazanç,kazanç durumu. Tabii diğer türler için pek aynı değil. Mesela büyücünün açabileceği çok yeteneği var ve manası çok önemli ama statları düşük. -Çağrıcılara bakacak olursak çağırdığı şeylerin çeşitliliği ve sayısı değişir o zaman? -Aynen öyle. bu yüzden savaşçı için önemli olan statlar ve tekniklerdir. Bir büyücü manasız bir hiçtir fakat savaşçı kılıcı olmasa bile savaşabilir. He carl birde şu raftaki kitapların hepsini oku.tarihi olaylar kılıç teknikleri, türlerin güçleri ve zayıflıkları içerikli kitaplar bunlar. -Tamamdır Reiji-sensei — Carl:Neredeyse 5 yıl oldu he… Bölüm Biter…