Bolum 19

Carl yatağından kalktı. -İki hafta sonra reşit olacağım yani on beş yaş doğum günüm geliyor. Carl hazırlandıktan sonra odasından çıkıp merdivenden inmeye başladı. Reiji oturmuş kitap okuyordu Carl’ı görünce göz ucuyla bakıp seslendi. -Günaydın Carl -Günaydın Reiji-sensei! Ne zaman başlarız antrenmana? Carl merdiven indi. -Bugün kendi kendine takıl. Ben bir şehire uğrayacağım. Zaten 2 haftaya sende gideceksin değil mi? -Ah evet Reiji-sensei koskoca 5 yıl oldu. Reiji kitabını kapattı ve Carl’a bakmaya başladı. -Çok güçlendin Carl artık sana öğretecek pek bir şeyim kalmadı. -“15 yaşında olabilir ama yaydığı aura pek öyle demiyor. Tehditkar, güçlü ve ağır bir aurası var.” Reiji ufak sırıttı. -“Şuna bak bizim velet 180 oldu. Yüksek ihtimalle 85-90 kg arasında ve yağ oranı yok denecek kadar az. Şu gözleri yok mu… Sanki yaşıtım birine bakıyormuş gibi hissediyorum.” Carl piçimsi ve sıcak bir gülümseme takındı. -Tekrardan yalnız kalacaksınız Reiji-sensei ama merak etmeyin. Uğrarım size bol bol. Bu sefer Reiji belirgin bir şekilde gülümsedi. Reiji:Özletme kendini Carl. Reiji:“Yinede o samimiyeti ve mizahı hiç değişmemiş. Dışardan katil gibi dursada içinde bir kedi gibi.” Carl:“Oha kızmadı!” Carl raftan bir kitap alıp sandalyeye oturdu. Reiji kısa bir süre sonra ayağa kalktı ve kapıyı açtı. -Benim biraz işlerim var takıl sen Carl. -Tamamdır Reiji-sensei. Dikkat et kendine. Reiji çıktı. Carl ise kitap okumaya devam ediyordu ki bir anda gözleri kapandı. — Carl gözünü açtı yanında iki yabancı bir şeyler konuşuyorlardı. -“Rüya mı!?!?! En son on yaşımda görmüştüm. Demek ki bu rüyalar o zamana özel değilmiş. Neyse önem versem iyi olur.” Yüzleri bulanık olan iki yabancı bir konu hakkında konuşuyorlardı. Yabancı 1:Olanları duydun mu? Yabancı 2:Duydum duydum kralın kızını diyorsun değil mi? Carl: “Kralın kızı mı? Ne olmuş ona?” Yabancı 1:Şaka gibi olay garip bir şekilde ormanın kuzeybatısında ölü bir şekilde bulunmuş. Korumalar ise yok olmuşlar. Yabancı 1:Kral Kaviel hiç kendinde durmuyordu… — Carl’ın yüzü kitaba yapışmış yatıyordu. - “Kralın kızı mı? Kuzeybatı dediler bu evin yakınlarında yani.” Carl kafasını kaldırdı, iki elini birleştirdi, düşünmeye başladı. -“ Uzun süredir rüya görmüyordum. Rüyada herhangi bir zaman belirtilmemişti yani şu an ormana çıkıp aramam ne kadar mantıklı olur ki? Ama rüyalar hep benim işime yarar şekilde gelmişti yani… Bu da bir işaret olabilir!” Carl ayağa kalktı. -Çok geç olmadan etrafı arasam iyi olacak! — Rastgele bir ses: Leydim kaçın!!! Altı metre uzunluğunda çapıda boyu kadar büyük olan slime gibi karanlık bir varlık, kol gibi yaptığı uzvuyla bir askeri devasa ağzına doğru götürüyordu. Asker:AHHHH!!!!! Askeri ağzına attı ve direkt yuttu. Elinde büyü kitabı tutan, lacivert saçlı, mor gözlü bir kız ise canavarın karşısında ayakta durmaya çalışıyordu. Dehşete düşmüş gibiydi. -Huff…Huff…Huff bu ne böyle. Böyle bir şeyi ne duydum, ne gördüm. Bütün korumaları yemek gibi lokma lokma yedi! Canavar vücudundan bir uzvu kıza doğru onu yakalamak için fırlattı. Uzuv ona doğru yaklaşmıştı. Kız ise dehşet içindeydi. -“Manamın hepsini bitirdim bile. Burada mı ölecektim yani?” Kız tam parça ona çarpacakken gözünü sımsıkı korku içinde kapattı. Carl ışık hızında gelir gibi kızı kucağına alıp ileri doğru atıldı. O parça ise kızın olduğu yere çarptı ve yeri çökertti. Kız gözünü şaşkınlıkla açtı ve Carl’ın yüzüne doğru bakmaya başladı. Carl’ın yüzü ciddi ama sıcaktı. -Zamanında gelmişimdir umarım. Bir şeyin var mı? Carl kızı yere bıraktı gayet sakin duruyordu. Kız ise panikledi. -Kimsin bilmiyorum ama beni kurtardığın için minnettarım. Bu canavar bütün askerleri yedi bitirdi kaçmamız lazım. -Bunun işini burada bitirmezsem daha fazla kayıp verme şansımız var. Sen biraz izle ve sakinleş hemen geliyorum. Kız dehşete düştü ve panikle yüksek sesle bağırdı. -Ne dediğimi anlamadın mı?!?! Bütün krallık korumalarını yok etti diyorum sana! Carl elini kızın kafasını okşar gibi kafasına koydu. Gayet sakin bir sesle devam etti. -Sana sakinleşmeni söylediğimi hatırlıyorum. Bana güven ve sadece izle. Tamam mı? Carl ağır bir şekilde kalkıp canavara doğru yürümeye başladı. Kız biraz sersemlemiş gibiydi. -“Bu adam benim kim olduğumu sanıyor. Neyse güvenilir bir aurası vardı” Carl, yavaşça iki kılıcını çekti ve canavara bakmaya başladı. -Sen pek normal bir canavar değilsin he. Neyse hadi gel bakalım biraz oynayalım seninle. Canavardan altı tane uzuv Carl’a doğru hızla fırladı. Carl yukarı doğru zıpladı kılıç darbeleri o kadar hızlıydıki sadece silüetleri gözüktü. Altı uzvunun ona gelen kısımlarını kesen carl havaya tıpkı kanatlanmış gibi canavarın yükseğinde olacak şekilde zıplamıştı. Zıpladığında uzuvlar parçalanmıştı ve yere doğru düşüyorlardı. Carl iki kılıcınıda havaya doğru kaldırdı. - “Rage!” Güneşi yansıtan kılıçlar kırmızı bir aura ile kaplandı. Carl hiddetli bir şekilde kılıçlarını canavara doğru havada savurdu. -“Slash!” Kılıçlarından canavarın yarısı kadar olan bir kılıç darbesi çıktı. Carl’ın yolladığı kesik dalgası adeta keskin bir rüzgar gibi canavarı ortadan delip yere çarptı. Canavar ikiye bölündü ve iki parça yanlara doğru düşmeye başladı. Zeminde ise sanki bir ağaca baltayla vurmuşsun gibi bir kesik izi vardı. Carl arkasını canavara dönmüş kılıçlarını kınına koyuyordu. Canavar ise yere çarpmadan yok oldu. -Böyle bir canavarı ne duydum ne gördüm ilginçmiş. Carl sıcak bir gülümseme ile kızın yanına doğru gitti. -Bana güven demiştim. Kız şaşkın bir şekilde Carl’a bakıyordu. -“O bir savaşçı… Fakat çok güçlü bir savaşçı. Babamın bahsettiği Reiji-san olamaz onun beyaz sakalı ve saçı vardı. Peki kim o zaman?” Carl kızı kaldırmak için elini uzattı. -Bu mevzuyu babana anlatmak lazım. Kız şaşırmış bir şekilde Carl’ın elini tuttu. -Bir dakika sen benim kralın kızı olduğumu biliyor muydun? -“Kralın kızı olduğumu bilen herkes bana çekinerek yaklaşır. Bu yüzden bilmiyor sanmıştım.” Carl kızı ayağa kaldırdı. -Evet biliyordum niye bu kadar şaşırdın ki? -Bu kadar samimi yaklaşman biraz garibime gitti de. Carl alaycı ama samimi bir gülümseme takındı. Kız ise panikledi. -Ah kabalığımı maruz görün hanımefendi. Sizin gibi biriyle böyle konuşmak haddime değil tabii. -Hayır hayır öyle değil sadece şaşırdım. Beni kurtardığın için minnettarım. Kız dalga geçildiğini anlayınca ifadesiz bir şekilde soru sordu. Carl ise kıkırdayarak cevap verdi. -Bir dakika sen dalga mı geçiyorsun? -Khkhkhh ne dalgası efendim benim ne haddime. -Bildiğin dalga geçiyon sen benimle. -Yooooo khkhkhhk. Carl tekrardan ciddileşti. -Şaka bir yana kendimi tanıtmayı unuttum. Ben Carl Yangin. Bu olayı kesinlikle krala anlatmamız lazım. -Benim adım Luna Thamaris memnun oldum Carl. Peki ne yapacağız şimdi? Carl normal bir şekilde devam etti. -Şimdilik Reiji-sensei’n evine gidelim. Öğlen gelirim demişti ona durumu anlatırız. Reiji’yi duyan Luna şaşırdı. -Reiji-san’ı tanıyor musun? -Benim 5 yıllık sensei’m olur kendisi. -Anladım, demek bu yüzden bu kadar güçlüsün. Arkadaş mıydınız önceden? Carl şaşırdı. -Sence ben kaç yaşındayım? Luna ifadesiz bir ifade takındı. - Yirmi altı falansındır herhalde? Carl tamamen bembeyaz kesildi. - On beş yaşındayım ben. Luna resmen şok oldu. Luna:efendim? Luna: “benimle aynı yaşta mı bu kişi! bu tiple nasıl on beş!?” Bölüm Biter…