Bolum 20

Carl ve Luna ciddi bir şekilde evde oturmuş konuşuyorlardı. -Carl aklıma bir soru takıldı. Sen geldiğinde, zamanında yetiştim demiştin. Sanki bunun olacağını bilir gibi tam olduğumuz yere gelmen… Nasıl yaşandı bu? -Zaten fark etmişsindir ev olayın yaşandığı yere oldukça yakın. Evin yanında güçlü bir canavar sezince tehlikeli olacağını tahmin edip koştum. Siz neden oradaydınız? -Seviye kasıyordum. -Kaç seviyesin? -Yüz yetmiş beş, peki sen? -İki yüz on seviyeyim şu an. Senin seviyen oldukça yüksekmiş. Luna şaşkınlığını saklayamadı. -Ciddi misin sen? Hem savaşçısın hem de daha on ben yaşındasın. Hiç akıl alır gibi değil. -“Açıkçası hala on beş yaşında olduğuna inanamıyorum.” - İki hafta sonra gireceğim, sen kaçtın ki? Seviyen yüksek. - Ben üç hafta sonra on beşime gireceğim. Carl sırıttı. -Hehe bir hafta geçmişim. Luna ifadesiz bir surat takındı. -Cidden buna mı takıldın. O esnada kapı açıldı. İçeri giren elindeki poşetlerle Reiji’ydi. -Carl ben geldim seninle kralın kızı hakkında konuşmamız ge- Reiji’nin o ifadesiz suratı şakınlıkla bakıyordu. -Rek… Reiji kafasını salladı. -Carl yakışıklı çocuksun, gençsin eve kız atmanı beklerim de kralın kızını atmak nedir olum? Luna utanarak ciddi bir ses tonuyla cevap verdi. Carl ise kahkahalarını tutamadı. Carl:HAAHAHA! REİJİ-SENSEİ BÖYLE ESPİRİLER YAPABİLİYOR MUYDUNUZ SİZ HAHAHA. Luna:Carl ne gülüyorsun düzgün cevap versene Reiji-san’a!!! Reiji: “Eh beş yıl onunla yaşayınca insan ister istemez değişiyor.” Reiji ifadesiz bir şekilde bizimkilere bakarken kapıyı kapattı. -Neyse dur bakalım bir yemek yiyelim konuşuruz. -Reiji-san öyle bir şey yok biliyorsunuz değil mi? -Biliyorum biliyorum. Luna hem en son gördüğümden beri baya bir büyümüşsün. Yemek hazırlanmış, üçlü masaya geçmişti. -Carl daha demin karanlık bir canavar demiştin değil mi? -Evet Reiji-sensei - “Phthonus ile bağlantılı olabilir mi acaba?” -bu durum bahsettiğiniz Phthonus’un karanlık büyüsü ile bağlantılı olabilir mi? - Bende onu düşünüyordum carl… -“Zihnimi mi okudu az önce o?” - Neyse şimdilik ne yapacağımıza bakalım. İlk önce tebrikler Carl. İşini orada bitirerek çok iyi yapmışsın. Lunaya gelecek olursak… Şöyle yapalım: Ben Kaviel-sama’ya bir mektup yazayım. Zaten iki haftaya bizde gidecektik krallığa o zamana kadar bizde kal sen. Hem senin içinde iyi olur. Kesin seni o zamanki gibi kutuda gibi yetiştiriyorlardır. Lunanın yüzünden heyecanı okunuyordu fakat o saklamaya çalışıyordu. -Bu mümkün mü? Babam izin verdi diyelim fakat annem… Siz biliyorsunuzdur Reiji-san çok katı. Luna artık heyecanını hiç saklayamıyordu Carl ise kollarını birleştirmiş ikisinin arasına girmiyordu. -Sorun olacağını sanmıyorum ayrıca zaten ikiside beni sever ve güvenirler bu sebepten reddetmezler. -Gerçekten mi!?!?! -Hem Carl içinde iyi olur uzun süredir benim gibi bir yaşlı adam dışında kimseyle görüşmedi Carl ciddi bir şekilde duruşunu bozmadan lafa girdi. -Reiji-san bu kadar şüpheli bir durumda şehir dışında bizim yanımızda Luna’yı tutmak, onun için tehlikeli olabilir diye düşünüyorum. Luna şaşırmış gibiydi Reiji ise pek şaşırmamıştı. -“Az önceki alaycı samimi tonundan eser yok bilakis çok olgun ve temkinli yaklaşıyor durumlara. Ne garip birisi. Fakat benim için endişelenmesi hoşuma gitmedi dersem yalan olur.” -Carl doğru söylüyorsun fakat bir şeyi kaçırıyorsun. Burada kalması demek bir bölük komutanı seviyesinden yüksek olan birinin ve bir eski bölük komutanının yanında olmak demek. Reiji ciddi bir şekilde devam etti. -Henüz üç yüz seviyeyi geçmedin fakat bir bölük komutanından daha güçlüsün Carl. Aynı evde kalmak istemiyorsan konu başka. Hemen şimdi götürebilirim. Carl halen ciddi duruyordu. Luna ise şaşırmış bir şekilde Carl’a bakıyordu. -Hayır Reiji-sensei durum istememek değil bilakis, Luna ile vakit geçirmeyi çok isterim. Başta sorduğum gibi sadece tehlikelisini düşününce biraz endişelendim. Fakat doğru söylüyorsunuz burası krallıktan daha güvenilir bile olabilir. Birde en önemli şeyi atlıyoruz. - “Hiç çekinmeden duygularını söylüyor. Bunları deyince nedense içimde bir neşe oluştu.” Carl Luna’ya döndü. Luna ifadesiz bir şekilde Carl’a baktı. -Bu konu hakkında Luna ne düşünüyor? Luna anlık bir heyecan ve yüksek bir sesle cevap verdi. -Tabii çok isterim! Carl ve Reiji şaşırmışlardı. Luna’nın hafif yüzü kızardı. -Öhöm… Özür dilerim bir an heyecanlandım. -“Bir prensese yakışmayan bir şey yaptım. Kesin benim hakkımda kötü düşünecekler” Carl sıcak bir gülümseme takındı ve birleştirdiği kollarını yana doğru açtı. Luna ise şaşırmış bir şekilde Carl’a baktı. -E o zaman sadece onay almak kalıyor. -“Gülümsüyor fakat dalga geçmek için değil. Ne garip birisin Carl?” Reiji ifadesiz bir şekilde lafa girdi. -İyi o zaman ben gideyim bir mektup yazayım Carl. Sen de senin odana bir yer yatağı hazırla. İkiside şaşkın bir ifadesizlikle kafalarını sola doğru eğdi. -Ha? - “Doğru duydum değil mi?” - “Bu benim bile aklıma gelmezdi Reiji-sensei…” Carl ifadesizliğini koruyordu, Luna ise panikledi, Reiji hala ciddiydi. -Ne bekliyordunuz? İki oda var. Benimle aynı odada mı kalmayı düşünüyordunuz? -Reiji-san lütfen dalga geçmeyin nasıl aynı odada kalalım? -Yani bir şey olmaz herhalde -Herhalde derken? -“Aslında ben salondada yatabilirim. Reiji-sensei ne düşünüyor? Dalga mı geçiyor acaba bizimle dicemde… O, o kadar ileri gidecek biri değil” Reiji ayağa kalkıp gitmeye başladı bizimkilerin ifadeleri aynıydı. -Neyse ben gidiyorum Carl siz takılın, etrafı falan göster. Balık yediğimiz yer manzara olarak güzel oraya da götür. -Reiji-san uyku konusunda- -Aranızda halledin. Reiji, Carl’a bakarak göz kırptı Luna fark etmese de Carl anında fark etti ve istifini bozmadı. -“Biliyordum, biliyordum! Bilerek yapıyor. Reiji-sensei görünüşünüz aksine bu tarz şeyleri seviyorsunuz.” -“Nasıl hismiş carl gör bakalım” -“Reiji-sensei benimle dalga geçeceğin günü, kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi.” — Luna ve Carl, Carl ve Reiji’nin balık yedikleri nehrin orda yürüyorlardı. -Luna bu arada ben salonda da yatabilirim istersen. -Odanı fethetmek istemem Carl ben salonda yatarım. prenses olduğum için mi diyorsun bunu? -Prenses olman umrumda olsaydı seninle böyle konuşur muydum sence? Sadece ben yatakta yatarken benim dışımda birinin koltukta yatması hoşuma gitmez. Carl eliyle Reiji ile oturdukları yeri işaret etti. Luna ise şaşkın bir şekilde Carl’a bakıyordu. -Gel şurada biraz oturalım. -Olur -“Prenses olman umrumda değil dedi resmen. Sırf kibarlık olsun diye mi söyledi yani cidden? Yalan söylüyor gibi durmuyor” -Ben buraya geldikten altı ay sonra burada oturup Reiji-sensei ile sohbet etmiştik. Carl çalılıkların arasından bir tane kütük alıp yere koydu. Üstündeki eski duran ceketi çıkardı. Kütüğün üstüne serdi. -Geç otur. -Hiç gerek yoktu. -Teşekkür dışında lafları kabul etmiyorum. -Teşekkür ederim. İkisi de oturdular. -Luna daha hiç kendimiz hakkında konuşmadık.Bir şey aklıma takıldı. Sen biz sohbet ederken içindeki çocuğu saklamaya çalışıyordun. Neden bunu yaptın? -“Direkt anlamış mı?” -Annem katı biriydi. Benim her hareketimin zarif ve mükemmel olması gerektiğini çocukluğumdan beri söylerdi. Daha doğrusu zorlardı. -Anladım fakat durumun sadece zorlama değil gibi. İçsel bir durumun daha var gibime geldi. Luna içten baya bir şaşırdı. - “Bu çocuk hem zihinimi okuyup hem geçmişimi mi görüyor acaba?” -Açıkçası… Luna şaşkınlığıyla devam etti. Carl ise ciddi ve ifadesiz bir şekilde dinliyordu. -Küçüklüğümden beri pek arkadaşım olmadı daha doğrusu- -Sen yaşıtlarınla anlaşamıyordun. Luna'nın şaşkınlığı yüzüne vurdu. -Nasıl anladın bilmiyorum ama doğru söyledin yaşıtlarım benim kafama uymuyordu. Binaenaleyh kendimi suçluyordum daha doğrusu. -Farkındalığını suçluyordun. -“Benziyoruz Luna.” -Carl gerçekten nasıl biliyorsun bunları? Carl ifadesiz bir şekilde devam etti. -Farkındalık laneti herkes üzerinde aynıdır Luna. Eğer sahipsen ya bir baltaya sap olamazsın ya da başarılı, yalnız biri olursun. Ayrıca bu yaşından büyük davranmanın nasıl bir şey olduğunu iyi biliyorum merak etme. -Benziyoruz galiba carl. Carl sıcak bir gülümseme takındı. -Açıkçası heyecanlanmadım değil sonuçta hiç kendim gibi biriyle tanışmamıştım. Bence iyi anlaşacağız Luna. Luna hem şaşırdı hem heyecanlandı fakat kendini tuttu. -Doğru söylüyorsun Carl. Carl gülümsemesi ile devam etti. -Benim yanımda kendini tutmana gerek yok Luna. -Ah pardon Carl. -“Başta onu ne kadar tehditkar ve korkutucu bulsamda çok güvenilir ve sıcak bir aurası var.” Carl ayağa kalkıp elini uzattı. -Eh hadi gidelim o zaman. Luna Carl’ın elini tuttu ama bu sefer yüzünde sıcak bir gülümseme vardı. -Olur -“Daha yeni tanıştık ama sana güveniyorum Carl.” — Akşam yemeği bitmişti. -Eline sağlık Carl. Böyle güzel yemek yapmanı beklemiyordum. -Reiji-sensei’ye borçluyum. O öğretti. Bir de niye ben yemek yapamaz mıyım? -Alakası yok öyle geldi sadece. -İyi anlaşıyor gibisiniz -Reiji-sensei onay işi? Reiji ayağa kalktı ikili meraklı bir şekilde bakıyordu. -Dediğim gibi onay verdi kral. Ben gidip yatacağım sizde çok geçe kalmayın yarın antrenman yapalım Carl. İkiside iki eliyle çak yaptı. Yüzlerinde mutlu bir ifade vardı. -İşte bu güzel bir haber oldu! -Aynen öyle! Reiji odasına doğru yürürken yüzünde bir gülümseme belirdi. -“Carl insanları ne kadar hızlı etkiliyorsun.” İkisi masada otururken luna ayağa kalktı. -Ben biraz kitap okuyacağım. Luna sen? - Yorucu bir gündü biraz koltukta uzanacağım. -Tamamdır iyi dinlenmeler. — Carl kitabı kapattı. -“Geç oldu artık yatsak iyi olacak” -Luna yavaştan yatsak mı? Carl, Luna’nın yanına gidince koltukta uyuduğunu gördü. -“Uyumuş bile.Normal onun için zor bir gündü.” Carl iki kolunun yavaşça lunanın belinin altından geçirdi ve kucağına aldı. -“Hiç uyandırmıyım en iyisi baksana bebek gibi uyuyor” Ağır adımlarla merdivenden çıktı. Odasına girdi. Luna’yı açık olan yatağına yatırıp üstünü örttü. Carl gülümsüyordu. - “En iyisi salonda yatayım bugün ben.” Bölüm Biter…