Bolum 23
Devasa bir odanın içinde sadece uzun bir kırmızı yol ve oldukça mütevazı bir taht vardı. Kırmızı yol odanın kapısını ve tahtı bağlayan bir köprü görevi görüyordu. Kaviel tahtında oturuyordu, o sırada bir koruma gelip önünde diz çöktü. -Kaviel-sama kızınız teşrif etmiş bulunmakta. -Buraya gelsinler. -Anlaşıldı Kaviel-sama. Luna, Carl ve Reiji, koruma eşliğinde koridorda yürüyorlardı. Carl etrafa ifadesiz bir şekilde bakıyordu fakat içten içe heyecanlanmıştı. En sonunda taht odasına ulaştılar koruma üç kez kapıyı tıklattı. İçerden “girin” diye bir ses duyuldu. Kapı açıldı. Koruma dışarda kaldı Luna, Carl ve Reiji içeri girdiler. Hepsi Kaviel’in önünde diz çöktü. Reiji konuşmaya başladı. -Kaviel-sama uzun zaman sonra sizi görmek beni onurlandırdı bu kişi- Kaviel ayağa kalktı ve Carl’a doğru yürümeye başladı. Yüzü ciddi fakat sıcak duruyordu. -Reiji, görüşmeyeli uzun zaman oldu. Seni iyi gördüğüme sevindim fakat delikanlı kendini tanıtabilecek ağırlığa sahiptir diye düşünüyorum. Kaviel, Carl’ın tam karşısına geldi. -Ayağa kalkın lütfen. Hepsi birden ayağa kalktı. Kaviel ciddi bir ton takındı. -Hem bir kral, hem bir baba olarak dinliyorum delikanlı. Carl ise sağ elini kalbinin oraya götürdü ve on beş derece eğildi. -İlk önce benim adım Carl yangin, sizinle tanışmak benim için büyük bir şereftir. Carl geri dikildi ve ciddi bir tonla devam etti. -Kaviel-sama sizin mektuptan bildiğiniz şeyleri tekrar edip gereksiz laflar etmek istemem. Hızlıca sadete gelmem gerekirse. Kızınız Luna’yı o anda kurtardığım varlık, Reiji-sensei ve benim aklımda aynı soruyu oluşturdu. Karanlık büyü… Canavar altı metre boylarında simsiyah bir slime gibiydi, vücudundan uzuvlar çıkartabiliyordu. Kişisel kanaatim sizin fikrinizin yanında bir hiç olsada belirtmek istiyorum. Kaviel sakalını okşamaya başladı. -Buyur Carl. -Bu şüphe uyandıran olay için kapsamlı bir araştırma gerekli diye düşünüyorum. -Neden böyle düşünüyorsun Carl? aklına başka bir şey mi geliyor? Carl hiç kafasını oynatmadan kralın gözüne bakarak devam etti. Reiji ise merakla dinliyordu. -Reiji-sensei bahsettiğiniz Hyphonus karanlık bir büyü kullanıyordu ve son sözlerinde gizli ünvan gibi bir konudan bahsetmişti değil mi? -Doğru Carl, peki ne için soruyorsun? -Bunların bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Reiji ve Kaviel iyice meraklanmışlardı. Kaviel sakalını okşamayı bıraktı, iki elini birleştirdi. -Carl bu konunun detaylarını senden duymak istiyorum, akşam bu konu hakkında bir toplantı yapalım. Sen de katıl Reiji. -Anlaşıldı Kaviel-sama -“Carl ne düşünüyorsun sen?” Kaviel ciddiyetini biraz bırakıp sıcak bir gülümseme ile devam etti. -Hem başta dediğim gibi bir baba olarakta düşüncelerini merak ediyorum. Biraz sohbet edelim mi Carl? Carl istifini hiç bozmadı, Luna ise biraz şaşırdı. -Onur duyarım Kaviel-sama. -Sende katıl Luna. -Anlaşıldı baba. -Reiji sen akşamki toplantıya kadar işin varsa onları hallet yoksa biraz dinlen sana oda ayırttım. Ben biraz çocuklarla bahçedeki çardakta konuşacağım -Anlaşıldı kaviel-sama — Gökkuşağı gibi etrafı renkli çeşit çeşit çiçekle çevrili bir çardakta Luna, Carl ve Kaviel oturmuşlardı. -Carl bahçe hakkında ne düşünüyorsun? -Gerçekten müthiş bir yer Kaviel-sama. çiçeklerin renkleri insanın içini açıyor. Kaviel sıcak bir gülümseme ile devam etti. Luna ise hayret içinde izliyordu. -Carl bu kadar kendini kasmana gerek yok. Kendin ol şu an karşında bir kral değil baba olarak oturuyorum. -Anladım Kaviel-sama. -Olayları şimdilik bir kenara bırakalım Luna hakkında ne düşünüyorsun, sence iki haftada ne kadar değişti? -“Babam bana bu kadar ilgi duyuyor muydu? İlk defa şahit oluyorum. Evet hep çok sevmiştir fakat hiç ilgilendiğini hatırlamıyorum.” Carl sıcak bir gülümseme ile konuşmaya başladı, Kaviel ise meraklı bir şekilde onu dinliyordu. Luna ise hafif kızardı fakat babasının yanında olduğu için istifini bozmadı. -Açıkçası Kaviel-sama her şeyden önce Luna ile ben çok benziyoruz, o yüzden tanıştığım için çok mutluyum. -Ne düşündürdü bunu sana? -O da benim gibi yaşıtlarından büyük. İnsanların düşünmedikleri şeyi düşünmeye varan bir anlayış seviyesi. Yaşımıza rağmen ikimizdeki farkındalık ve bize getirdiği zararlar ilk dediğim akran problemi gibi. Kaviel kafasını kızına çevirip gülümseme ile devam etti. -Carl senin zeki ve kendinden büyük olduğun davranışlarından ve konuşmandan belli oluyor zaten. Fark etmişsindir benim için söylemesi zor olanı… Carl ifadesiz bir şekilde Kaviel’in sözünü devam ettirdi. Kaviel ve Luna şaşkın bir şekilde ona bakmaya başladı. -Halkınız ile ilgilendiğiniz kadar kızınızla ilgilenememeniz mi Kaviel-sama? -Evet Carl, ben kötü bir baba mıyım sence? -“Az önce ona kasmamısını ben söyledim ama bu kadar dobra olması gerçekten garip bir cesaret. Ayrıca nedense onun fikrini duymak istiyorum.” Carl kollarını birleştirip arkasına yaslandı, göz temasını hiç bırakmıyordu. -Bence… Hayır bu bence değil, bir gerçek Kaviel-sama bence siz harika bir babasınız. Bunu kralsınız diye söylemiyorum. Sebepleri var gördüklerimi saymam gerekirse. Kaviel-sama siz sorumluluklarınızı duygularınızdan önde tutuyorsunuz çünkü siz yüz binlerce hatta fazlası insanın yükünü sırtlamış biri olduğunuzun farkındasınız. Buna rağmen kızını merak edip, kızınızla iki hafta geçirmiş benimle konuşup kızınızın durumunu öğrenmek istiyorsunuz. Kötü bir baba bunu yapmaz “Koskaca krallık yönetiyorum bu tarz işlerle uğraşamam!” diye kestirip atabilirdi. Ki bu yaptıklarınızdan şunu çıkarıyorum siz de bana bu konuda çok benziyorsunuz. Luna gözü dolmuş bir şekilde Carl’a bakıyordu Kaviel ise bir elini çenesinin oraya koymuş kederli gözüküyordu. -Nasıl yani Carl, ne açıdan benziyoruz? ,“Bu çocukla konuşmam gerektiğini aurası bana bağırıyordu. Seni çok iyi anladım Reiji…” -“Babam gerçekten böyle mi düşünüyordu?” Carl güler yüzlü bir şekilde devam etti. -Kaviel-sama benziyoruz çünkü. İkimiz de yaşamak istediklerini sorumlulukları için kenara atmak zorunda kalan daha doğrusu bunu yapması gerektiğini bilen iki insanız. Luna on beş yıldır hiç fark etmediği bir gerçeği fark ediyordu. -Luna’nın içi ne kadar çocuksu samimi ve sıcak olsa da, bir prenses olarak her zaman zarif mükemmel gözükmesi gerektiği için duygularını bastırıyordu. Kaviel dirseğini masaya koydu, elini yumruk yaptı ve yumruğuyla yanağına destek verdi. -Kaviel-sama sizin hakkında yorum yapmak haddime değil fakat siz istediniz diye devam ediyorum. -Lütfen. -Siz ise bir kız babası olup, kızınızla oyunlar oynayıp vakit geçirmek istiyordunuz. Belki bu oyunlar evcilik gibi basit oyunlar olacaktı. Fakat siz kızınızla vakit geçirmenin kaç insanın ekmeğiyle oynayacağını bildiğiniz için kızınıza mesafe koymak zorunda kaldınız. - “Bu çocuk içimi ve geçmişimi görüyor resmen.” Kaviel daha meraklanıp dik oturmaya başladı, Carl ise istifini hiç bozmadı. -Açıkçası tahminimce bir şey daha var… Fakat söylemek ne kadar doğru olur bilemiyorum. -Durma. -Siz hala bu şekilde hissediyorsunuz kızınızın gelişimini görmek belki evcilik oynamak değil ama onunla alışverişe gitmek gibi şeyleri hala istiyorsunuz. Çünkü onu bir baba olarak çok seviyorsunuz. Bunu hiç tanımadığınız bana kızınızla kalma iznini vermenizden anlayabiliyorum. Yeni deneyimler kazanıp kutusundan çıkmasını siz de istiyorsunuz fakat zaman bulamıyorsunuz o yüzden o teklifi kabul ettiniz haksız mıyım Kaviel-sama? Kaviel’in gözü doldu fakat hala dik bir şekilde Carl ile konuşuyordu. -Haklısın Carl. Fazlasıyla haklısın dediklerinde. Bir gram hata yok… -“On beş yaşındaki bir çocuk beni ağlatacak seviyeye getirdi, şaka gibi ama buz gibi bir gerçek.” Luna’nın krala doğru bir silüeti belirdi silüetinden arkaya doğru uçan gözyaşları vardı. Luna babasına göz yaşları içinde yumuşak bir şekilde sarıldı. Kaviel ise gözyaşlarını daha fazla tutamadı. -Baba! Hiç böyle düşünmemiştim ama şunu bil lütfen ne olursa olsun seni çok seviyorum ben! - “Babama en son ne zaman sarıldım hatırlamıyorum bile…” -Bende seni çok seviyorum kızım sana ne kadar vakit ayıramasamda bana anlayışla yaklaştığın için teşekkür ederim. -Carl’ın dediği gibi sırtında bir krallık var baba! Carl sıcak bir gülümseme ile öne doğru eğilmiş ikiliyi izliyordu. -“Açıkçası ben de bu kadarını tahmin etmemiştim.” — Herkes kendine gelmiş ve normal bir şekilde oturuyordu. Luna eskisinden daha esnek duruyordu. -Carl… sana gerçekten minnettarım. -“Bu çocuğa borcumu nasıl öderim hiçbir fikrim yok.” -Kaviel-sama lütfen yapmayın sadece gördüklerimi söyledim. -Ben de çok teşekkür ederim Carl. Tanıştığımız andan beri bana yardım edip duruyorsun. -Luna sen de mi? Kaviel sıcak bir gülümseme ile devam etti. -Carl artık bana Kaviel-san de. Luna ve Carl oldukça şaşırdı. Fakat Carl istifini bozmadan devam etti. -Baba? -Anladım kaviel-san siz bunu istiyorsanız yaparım. -Ayrıca bana kral muamelesi yapma Carl. babanla konuşuyormuş gibi konuş benimle. - “En azından bunu yapabilirim Carl.” Luna’nın yüzü kızardı. Carl parmağı ile Luna’nın yüzünü işaret etti, Kaviel ise büyük bir merakla Luna’nın yüzünü baktı. -Bakın Kaviel-san bu surat buz prensesinin eridiği ifadedir. -Carl! -Hmmm oldukça ilginç bir ifade. -Baba sen bile mi?? -“Oğlum gibisin ne demek anlamadı mı?” Carl ve Kaviel kahkaha atmaya başladı. -“Bu histe ne böyle? Kalbim kıpır kıpır resmen!” Luna en son attığı kahkadan daha şiddetli bir kahkaha attı. Luna’yı fark eden Carl gülen kralın omzuna dokundu. Kral, Carl’a baktı, Carl ise krala bakarak eli ile sessizce Luna’yı işaret etti. İkiside Luna’ya bakmaya başladı. Luna ona gülümsemeyle bakan Carl’ı ve Kaviel’i görünce kıpkırmızı oldu. -Carl her şeyi anladımda kral ile bu kadar kısa sürede samimi olmak nedir! Ayrıca baba sen neden carlı dinliyorsun!?!?! -Eğlenceli çünkü. -Kızınız duygularını gösterince böyle gözüküyor Kaviel-san. -Artık bunu gördümya ölsem de gam yemem. Luna rol yapmaya başladı. Kaviel ile Carl hiç keyiflerini bozmadı. -Bana bu şekilde bakarak benim hakkımda konuşmanız hiç hoş değil. Hem baba ne ölmesi ben babamı daha yeni tanımışım. -Kaviel-san kızınız şu an tam anlamıyla rol yapıyor. -Gerçekten mi nasıl anladın? -Gözlerini sizden kaçırıyorsa ve gereğinden fazla süslü konuşuyorsa kesin rol yapıyordur Kaviel-san -Not alacağım Carl. Luna domates gibi kızardı. -Utançtan öleceğim galiba. -“Carl benim hakkımda o kadar şeyi nasıl biliyor?” — Luna, Carl ve Kaviel toplantı yerine doğru yürüyorlardı. -Carl seni çağırma sebebimi anlamışsındır herhalde? -Görev mi vermek istiyordunuz? -Sence nasıl bir görev? -“Az önce konuşurken fark ettim bu çocuğun analiz yapıp bunlara sonuç çıkarması gerçekten korkutucu bir farkındalık ve zeka. Bakalım daha neleri var.” Carl düşünceli bir şekilde cevap verdi. -Açıkçası durumları göz önünde bulundurursak farklı bir krallığa bir konu hakkında araştırma yapma, sızma gibi gizli bir görev olabilir mi? Kaviel kafasını Carl’a çevirdi. -Neden bunu düşündün? - “Carl resmen nokta atışı bildi… Ama nasıl?” -Sonuçta ben şu an hiç tanınmayan bir gücüm. Bu gücü tanıtmak ziyan etmek olur. Farklı bir krallığa sızma gibi konularda biçilmiş kaptanlardır, dikkat çekmezler. Örneğin bir görev için bir bara Reiji-sensei ve ben sızdık diyelim. Ve bu olayda kılık değiştirme gibi bir şey olmasın, bunun sebebi de kamuflaj gibi şeyler yüksek seviyeli maceracıların hızlıca fark edebileceği şeylerdir. Barda herkes Reiji-sensei’yi tanıyacağı için temkinli yaklaşır, belki de tuzak kurarlar. Fakat ben girersem kimsenin gözüne çarpmam sonuçta on beş-on altılarında yeni reşit olmuş biri kafayı bulmaya gitmiştir sadece. -Görevi doğru bildin Carl. Peki gelmeden önce sana görev vereceğimi nereden tahmin ettin? -Benim gibi bir gücü krallık loncada ziyan etmek istemez sonuçta uluslararası bir bölük komutanı gücünden bahsediyoruz. -Bu tarz şeylerde hiç mütevazı değilsin. -Açıkçası gerçeklerin üzerine mütevazılık yapmak alçakgönüllülük değil ezikliktir bana kalırsa. Eğer bir şey doğruysa onu dile getirmekten hiç çekinmem. -“Kendi ideolojilerine baya bağlı.” -Başka bir sebep daha var Carl. Carl merakla Kaviel’e bakmaya başladı. Kaviel gülümsüyordu. -Carl bu göreve Luna’yı da göndermeyi düşünüyorum. Carl şaşırdı. -Ama Kaviel-san eğer bahsettiğimiz gibi bir görevse tehlikeli olacaktır Luna’nın gelmesi ne kadar güvenli olur? -“Beni düşünmesi çok hoş.” -Sorun buydu zaten ama seninle konuştuktan sonra emin oldum. Sana Luna’yı emanet edebilirim sen tehlikeli bir durumdan gerekirse nasıl kaçabileceğini bilen birisin. Ayrıca bir tehlike anında Luna’nın canı için kendi canını riske atabilecek bir karakterin var. -Kaviel-san dediklerinizde bir hata yok fakat nereden anladınız bunu? -Reiji siz önden çıkınca fikirlerini söylerken biraz söyledi. Hem gözümle ikinizi görünce emin oldum. -Anladım Kaviel-san Luna içten içe mutlu olmuştu. -“Carl için kendi canımı gözümü kırpmadan bende riske atardım. Hem babam hem Reiji-sensei, Carl’ın da bunu yapabileceğini düşünüyor.” Kısa bir sessizlik oluştu. -Detaylarını toplantıda konuşalım Carl. -Tamamdır Kaviel-san. - “Bir dakika bahsettiklerine göre Carl ile başbaşa gideceğim demek oluyor bu!” Bölüm Biter…