Bolum 24
Dörtlü kare bir masaya oturmuşlardı. Sırasıyla: Kaviel-Reiji-Carl-Luna şeklinde -İlk önce carl senin bu canavar hakkındaki düşüncelerini duyalım. -Anlaşıldı kaviel-san - “-san mı? Carl sen ne konuştun kralla? Ben bile ona -sama diyorum.” Ortamdaki herkesin yüz kasları gergindi ve Carl da bütün bir ciddiyetiyle başladı. -Hyphonus da bildiğimiz büyüleri yapabiliyordu fakat bir fark vardı, o da karanlık ve daha güçlü olmasıydı değil mi? Bana kalırsa bu canavar doğal bir varlık değil insan yapımı bir varlıktı. Reiji merakla lafa girdi. -Bir teknoloji ürünü müydü yani? -Kestiğimde patlama gibi bir şey olsaydı ve teknolojik bir sistem görseydim dediğiniz doğru olurdu Reiji-sensei. Geriye kalan tek seçenek bir çağrıcı tarafından çağrılmış olması. Masadaki Carl dışındaki herkes belirgin bir dehşete düştü. -Dediğin sadece bir hipotez olsa da şu an elimizde bulunan oklar onu gösteriyor fakat… Hala Hyphonus gibi birinin var olması ayrıca bunun çağrıcı olması… -O karanlık alevleri çok iyi hatırlıyorum. Doğaüstü bir durum olduğu aşikar. -Bir çağrıcının çağırdığı bir varlığın doğaüstü olması… -Evet karşımıza ne kadar ve ne tip şeyler çıkacağını hiç bilemeyeceğimiz anlamına gelir. Carl arkasına yaslandı. -Kaviel-san sizce bu kişi aynı Hyphonus gibi bizim krallıkta mıdır? -Kuzeybatı ormanlarına bizim krallık ve Ken Krallığı yakın, yüksek ihtimalle bu iki krallıktan birinde saklanıyordur. Kaviel bir şeyin farkına varmış gibi belirli bir süre sustu. Sonrasında sakalını sıvazlayarak lafa girdi. -Carl aslında sabah bahsettiğim görev tesadüfen bize bir şans veriyor. -Görev Ken krallığı ile ilgili mi? -Evet, daha da büyük bir işaret olan şey ise doğaüstü kimliği belirsiz bir nişancı katilin var olması. Carl öne doğru doğruldu ve iki elini birleştirip masaya koydu. -Doğaüstünden kastığınız nedir Kaviel-san? -Normal bir nişancının seviyesine göre mana harcayarak silah üretir bunu biliyorusunuz. Fakat bu katilin ürettiği silahlar normal bir nişancının elde edebileceği şekilde değilmiş, tanıklara göre. -Carl’ın teorisi ve Hyphonus ile örtüşen bir durum… Kaviel, Carl’ın gözlerinin içine bakmaya başladı. Ortam sessizdi bu sessizlik fırtınadan önceki sessizlikti. Ciddi bir tonla bozdu bu sessizliği Kaviel. -Carl bu sebepten senin gitmeni istiyorum. -Madem tanınmamı istemiyorsunuz Luna'nın gelmesi kötü olmaz mı Kaviel-san? -Ken Krallığına şu an ben gitsem halk beni bile tanımaz yüksek ihtimalle yani hiç adı geçmemiş Luna’nın tanınması soyadını söylemediği sürece imkansız. -Krallığın haberi olacak mı? -Sadece Kral Ken’e mektup ileteceğim mektupta kimseye bahsetmemesi gerektiğinde bahsederim. Yani iki yabancı olarak gideceksiniz. Carl, Luna’ya döndü. -Luna sen ne düşünüyorsun? Luna beklemediği için bir an irkildi. -He, he? Babam olur diyorsa bana bir şey demek düşmez. -İstemiyor musun? -İstiyorum istemediğimi nereden çıkardın? -O zaman sorun yok. Kaviel hayret olmuş gibiydi. Reiji gülümsedi. -“Kral sana bir şey soruyor kendi cevabından önce başka birinin cevabını bekliyorsun… Cesur mu aptal mı?” -“Alıştım artık.” Kaviel yüzünde bir gülümseme ile ayağa kalktı ve Carl’a doğru elini uzattı. -Anlaştık o zaman? Carl da gülümseyip ayağa kalktı ve Kaviel’in elini sıktı. -Anlaşıldı Kaviel-san! -Senden beklentilerim yüksek carl. -Benim için bir onurdur Kaviel-san — Carl’a özel bir oda ayrıltılmıştı. Oldukça şatafatlı bir odaydı; iki kişilik bir yatak, kocaman bir ayna, büyük bir çalışma alanı, ihtişamlı bir kanepe vb. bir sürü şey vardı odada. Carl yatağına uzandı. -“Yarın uzun bir yol olacak gibi duruyor. Şimdi dikkat ettim de hiç ap’yi açmadım bir bakayım” Ap: Ünvan açıldı: “Kılıç Ustası” Açıklama: Kılıçlarının dayanıklığı +%25 arttırır. Ünvanı kabul et, ünvanı reddet. -“O kadar kılıçta ustalaşınca normal tabii…” Ap: Gizli ünvan açıldı: “Kurtarıcı” Açıklama:(Koşul: görüş alanında değer verdiğin birinin tehlikede olması gerekir.) Koşul sağlanırsa kişiye doğru yapacağın hamlen sahip olduğun hızı iki katına çıkarır. Ünvanı kabul et, ünvanı reddet. -“Bir dakika bu gizli ünvan pozitif bir durum? Gizli ünvan genelde negatif durumlardan beslenmiyor muydu?” Ap: Gizli unvan açıldı: Sevilen Kişi Açıklama: Sol kılıcın ile attığın slash bembeyaz bir ışık olarak çıkar. Kesme ve yıkma oranı artar, kestiği uzuv anında yok olur ve kestiği yara beyaz bir ateşle yanmaya başlar. Carl şaşkın bir şekilde yatağında bağdaş kurdu. -Bu ne lan böyle? Hırs, intikam ve korkudan aldığım üç gizli ünvan. üçü de negatif duygulardan besleniyor. Peki bu ikisi? Kurtarıcı diye bahsettiği durum Luna’yı kurtarmam olsa gerek. Hadi onda yaptığım bir eylem var pekii sevilen kişi? Bu nasıl bir insan olduğumla ilgili, tamamen diğerleriyle alakasız. Carl ayağa kalktı ve etrafta düşünceli bir şekilde dolaşmaya başladı. -Carl iyi düşün olum bu gizli ünvan şeyi Hyphonus gibi karanlık bir büyücü ile aynı durum, ki bende de başta öyle gidiyordu. Hep karanlık kötü duygularla. Peki bu son ikisi ne? Özellikle sevilen kişi. Yani bu durumu yorumlayacak olursak hem pozitif hem negatif şeyler barındırıyor bu gizli ünvan. Yani intikam yerine merhamet edersem merhametli ünvanını mı alacaktım? Ahhh beynim yanacak amına koyayım! Bu sırada kapı çaldı. Kapını çaldığını duyan Carl merakla kafasını kapıya doğru çevirdi. -Carl müsait misin? Carl kendini toparladı ve kapıya doğru yürümeye başladı. -Tabii Luna ne oldu? -Sadece biraz konuşmak istemiştim mümkün mü? Carl kapıyı açtı ve ifadesiz bir merakla devam etti. -Hangi konu hakkında konuşmak istiyordun? Luna çekingen bir tavır takındı. Belli bir süre bir şey demedi en sonunda kısık bir sesle başladı. -Senin hakkında. -Ne gibi? Carl kapının önünden çekilip elini içeri doğru uzattı. -Ayakta kaldın oturmaz mısın? -Teşekkürler. -“İki hafta onunla aynı odada kaldım. Şu an niye bu kadar garip hissediyorum?” Carl kendine bir sandalye çekip oturdu, Luna ise yatağa oturdu. -Carl hep çok düşünceli duruyorsun. Seni bu kadar düşündüren, bizim bilmeyip, senin bildiğin şey ne? Carl tatlı bir şaşkınlıkla gülümsedi. -“Hissedip mi geldi? Bu nasıl bir zamanlama?” -Ne için buna takıldın Luna? Luna panikle devam etti. -Yani şey… Eğer yardım edebileceğim bir şey varsa etmek isterim. -“Sadece sen mi benim için endişelenebiliyorsun?” Carl gülümsedi -İyiyim Luna yine de sorduğun için teşekkürler. Gerçekten mutlu oldum -“Üzgünüm Luna, henüz kimseye anlatamam.” Luna rahatlamış gibiydi. -Unutma ne olursa olsun senin arkandayım. -“Bunlar benim gerçek düşüncelerim fakat utancımdan öleceğim” -Bunu bilmek benim için çok güzel. -“Sana güveniyorum Luna, fakat… Bunu açıklayamam.” Carl her zamanki piçimsi gülümsemesini takındı. Luna da ciddi bir şekilde alayını devam ettirdi. -Leydim ne kadar romantiksiniz bu gece kaç kadeh içtiniz? -Henüz reşit değilim beyfendi bu tarz şeyleri duymamış olayım. İkisi de sessizce birbirlerine baktılar. Sonrasında gözyaşlarıyla birlikte kahkaha atmaya başladılar. - “Ne olursa olsun o her zamanki Carl.” Kapının dışında bu ikiliyi dinleyen biri vardı. O kişi Luna’nın babası Kaviel’di. Sırtını kapıya yaslamış mutlu bir suratla onları dinliyordu. -“Başta odasına gitmesinden endişelenmiştim fakat… Luna’nın böyle kahkaha attığını duymak için her şeyimi verirdim herhalde.” — Tekrardan o ihtişamlı taht odasına gelmişlerdi. Luna ve Carl, Kaviel’in huzurunda ayakta duruyorlardı. Kaviel’in yüzünde bir merak vardı. Luna ve Carl’ın alacağı sonucu şimdiden merak etmeye başlamıştı. Carl gayet rahat duruyordu, kendinden emin gözlerle Kaviel’e bakıyordu. Luna İse belli etmesede oldukça heyecanlıydı. -Carl yolculuğunuzda size bol şans diliyorum. Daha güneş yeni doğuyor gitmeniz akşamı bulur. Mektup işini hallettim kral Ken’in haberi var. Ayrıca bütçe olarak çıkıştaki koruma size yeterli parayı verecek. Aklına takılan başka bir şey var mı Carl? -Girişi nasıl gerçekleştireceğiz? -Bir turist olarak gideceksiniz. -Anlaşıldı Kaviel-san. -“Carl ile başbaşa bir yolculuk çok heyecanlıyım be! Teşekkürler baba çok iyi bir karardı.” Carl ve Luna kralın iznini isteyip kapıya doğru yöneldi. -Heyecanlı mısın Luna? -Tabii heyecanlıyım Carl. Peki sen? -Açıkçası biraz endişeliyim İkili odadan çıkmış koridorda yürümeye başlamıştı. Luna Carl’ın cevabına karşı meraklandı. Carl ise Luna’ya bile bakmıyordu. sanki bir yerlere dalmış gibiydi. Oldukça nötr duruyordu. -Neden Carl? -Şu an bildiğimiz hiçliğin içine atlıyoruz. Sonuçta bu doğaüstü şeyler hiç duyulmamış bir şey. Her şey çıkabilir. -Korkuyor musun? -Korkuyorum tabii sonuçta ölüm gibi bir belirsizlik var önümüzde. Luna, Carlın cevabına karşı hem şaşırmış, hem meraklanmıştı. -Ölmekten mi korkuyorsun? -Hem evet hem hayır. Asıl korktuğum şey bu bilinmezlik. Yani bu durumu ölümle bağdaştırıyorum ikisi de hiç tatmadığımız bir şey. Ucunda her şey olabilir. -Peki ölümden korkuyor musun? -Korkuyorum tabii. Şaşkınlıktan Luna’nın kaşları yukarı kalktı. - “O kadar cesur bir kişinin ölümden korkmasını beklemiyordum.” -Nasıl yani? -İnsan bilmediği şeyden korkar değil mi Luna? Ve ben ölümü hiç tatmadım hiç bilmiyorum tamamen belirsiz. -Ölmen mi gerekiyor bilmek için? -Hayır hayır. Kendimin ölmesinden bahsetmiyorum. Ölüm kavramından bahsediyorum. Örnek vermek gerekirse ben hiç bir yakınımın ölmesinin hissiyatını tatmadım. Carl düşünceli bir şekilde iç çekti ve devam etti. -Yani ölüm hakkında ne dersem haksız olurum bu yüzden korkuyorum. Birini kaybetsem çıldırır mıyım? Ağlar mıyım? Hızlı mı kurtulurum? Bilmiyorum. Bu kadar ağır bir şeyi ne kadar farkında olursam olayım çözemem. -Ölüm değil de senin ölmen mevzubahis olursa ne olur? -Bunu ilk orkla karşılaşmamda tattım. Ölmek istemiyorum. Luna uzun, lacivert saçını okşadı. -Aslında bende öyle hissetmiştim Carl. Ölüm kavramının büyüklüğünü sen beni kurtarmadan önce fark etmiştim, şimdi sen söyleyince dikkat ettim ki gerçekten hiçbir fikrimiz yok. -Umalım ki uzun bir süre olmasın. - “Carl sen bu kadar şeyi nasıl ve neden düşündün? Ama seni belki de bu kadar derin düşünen biri olduğun için seviyorum…” — Luna ve Carl, Ken Krallığına girdiler. Sokakları düzgün ve oldukça nezih gözüküyordu. İkisi de ilk kez farklı bir krallığa girmişlerdi. Luna yüzündeki heyecanı hiç saklamıyordu, Carl daha ifadesiz durmasına rağmen içten içe o da heyecanlıydı. Yeni bir macera, yeni bir krallık ve yeni tecrübeler. -Hiç zorlanmadan girmemiz güzel oldu. -Hükümet turistlere çok sıcak bakar, bu sebeptendir. -Fakat halkına bakınca turistlere verdiği değerini, halkınada verdiğini görebiliyoruz. Carl eliyle ilerideki hanı işaret etti. -Luna sen gidip handan bir haftalık oda kiralayabilir misin? Ben biraz etrafa bakacağım. Bilgi almalık, yemek yemelik yer falan. -Tamamdır. Luna hana doğru giderken Carl da etrafı gezmeye başladı. Belli bir süre gezindikten sonra sokağın kenarında duran bir posterin yanındaki konuşmaları işitti. -Makoto en son yaşananları duydun mu? -Duymaz olur muyum? Şu öldürülen zengin adamı diyorsun değil mi? Konuşma, kulak misafiri olan Carl’ın ilgisini çekmişti. bu sebepten yanlarına gitti. -“Bir şeyler çıkabilir.” -Merhabalar efendim geçerken konuşmanıza kulak misafiri oldum. Katılmamın bir sakınca var mı acaba? -İlgilenmiyoruz kral, git kendi işine ba- Az önce adamın Makoto diye seslendiği adam koluyla adamın önünü örttü. gülümseyerek devam etti. -Aman aman sakin ol. Beyefendinin kötü bir niyeti yok gibi duruyor. Buyrun efendim benim ismim Makoto sizi buralarda ilk defa görüyorum yabancısınız galiba. Yabancı adam arkasını döndü ve gitmeye başladı. Makoto ve Carl o esnada el sıkıştılar. -Benim bir işim var izninizle. -“Hı savaşçı bir lavuk ile konuşacak muhabbetim yok benim.” -Benim ismim Carl, memnun oldum Makoto. Öncelikle teklifimi kabul ettiğin için teşekkür ederim. -Ben de memnun oldum Carl. Konuşmak istiyorsan ayak üstü konuşmayalım istersen ileride bir bar var, müsaitsen gidip orada konuşalım. -Çok iyi olur aslında. -Öyleyse ne duruyoruz. Bara doğru yürümeye başladılar. Bu Makoto denen genç belli ki Carl’ın yaşlarındaydı. Yeşil saçı ve ışık saçan bir çift yeşil gözü vardı. Giyim tarzı da yeşil olan bu gencin en sevdiği renk açıkça belliydi. -“Makoto güler yüzlü ve samimi aynı Tetsu-ojisan gibi birine benziyor. Fakat temkinli olmam şart sonuçta iki dakika olmadı tanışalı. Biz konuşurken Luna da konaklama işini tamamlar.” Bölüm Biter…