Bolum 26
Carl kanepede gözlerini açtı, esnedi ve ayağa kalktı. Luna yorganı yarım örtmüş bir şekilde hala uyuyordu. Carl gülümsedi ve Luna’nın yanına yaklaştı. -Heyy uykucu! Güzellik uykundan uyanma vakti haydi he- Luna, Carl’ın beline sarıldı ve kendine doğru çekti. Carl dengesini kaybedip öne doğru düşmeye başladı. -EEEY!!! Carl kendini tuttuğu için Luna ona doğru belinden sarılmış duruyordu. Carl da yavaşça Luna’yı dürtüyordu yüzü hafif kızarmıştı. -Luna! Luna! Hey Lunaa! Dünyadan Luna’ya! - “Uyurken yanına yaklaşan insana sarılmak da neymiş?” Luna uykulu bir şekilde gözünü yarım açmıştı. Sayıklıyordu. -Beyş dağka dahaa istyiom! Gözünü tamamen açtı Carl’ın karnında duran kafasını yukarı doğru kaldırdı. Carl gülümsedi. -Günaydın Luna. Luna kıpkırmızı oldu. -Carl? Carl’ı iki eliyle ittirdi. Fakat geriye giden Carl değil kendisi oldu. -Carl ne yapıyorsun?!?!? -Haha sanki ben sana gelip sarılmışım gibi davranıyorsun. İyice panikleyen Luna ellerini iki yana hayır dercesine sallıyordu. -Uyurken bir rüya gördümde birine sarılıyordum tam sen beni uyandırırken! -Hehehe rüyanı bilmem gerçek hayatta bana sarılıyordun. - “Bir dakika Carl dalga geçiyor ama yanlışlıkla onu ittim.” Luna biraz pişman bir şekilde başını eğdi. -Carl özür dilerim hem sabah sabah seni rahatsız ediyorum, üstüne üstlük seni itip, sana bağırıyorum. Özür dilerim Carl,Luna’nın kafasına elini koydu ve sıcak bir tonla böldü. -Luna ben hiç rahatsız olmuş gibi mi duruyorum sence? -Eh? Luna şaşkınlıkla kafasını kaldırdı Carl’ın eli hala başının üstündeydi. Carl bir fırının sıcaklığına sahipti. Etrafına resmen sarı bir aura yayıyordu. -Luna sen benim yanımda kendin olmaya devam et. Bir kere bile senden rahatsız olmayacağıma söz veriyorum. Luna’nın yüzü kızarmış, gözü dolmuştu. -Bana kendim olmayı öğrettiğin için teşekkür ederim. -Bana eşlik edip beni dinlediğin için teşekkür ederim. - “Carl beni seviyor musun, sevmiyor musun bilmiyorum ama…” Luna gözünü silip gülümsedi. -“Ben seni çok seviyorum…” — Luna ve Carl, Carl’ın dün Makoto ile gittiği bara yürüyorlardı. -Demek dün Makoto diye biriyle tanıştın. -Evet gittiğimiz bar uygun duruyordu, hem tekrar karşılaşırsak fena olmaz. Carl kapıyı açıp içeri doğru girdi, sol eliyle kapıyı tutup sağ eli ile de yol verir gibi içeriyi gösterdi -Teşekkürler Masaya yemek geldi fakat daha yemeye başlamadan beş tane serseri de yemeği takip etti. -Oo bu dünkü ezik savaşçı değil mi? -Yanında da fıstık gibi bir kız getirmiş şerefsiz. -“Bu tarz yerlerde kavga etmenin hiç sıradışı olmadığını duydum. Ayrıca güvenliklerde pek umursamıyormuş zaten.” Beş serseri ilk başta Carl’ın etrafına uçuştu. Luna tedirgin ve gergin duruyordu, Carl ise ifadesiz duruyordu. -Piçe bak bizi de hiç siklemiyor. -Yapılı vücuduna güveniyor herhalde piç kurusu. Luna sinirinden hamle yapacak gibi oldu, fakat Carl kaşını kaldırarak yapma der gibi bir ifade takındı. “neden Carl?” Serserilerden biri Carl’ın kafasına bira döktü. Hepsi pişkin, pişkin yukardan bakarak gülüyordu. -Hahahaha bizi siklemezsen olacağı buydu. -Şunun yüzüne bak hala bizi siklemiyor. -... İnsanlar, korkudan çekindikleri için ağızlarını dahi açmadan durumu izliyorlardı. Luna dehşete düşmüştü. -“Carl!?! Neden hiçbir şey yapmıyorsun o kadar dalga geçtiler seninle.” serserilerden bir diğeri Luna’nın omzuna dokundu. Dokununca Luna ilkildi. -Yakından bakınca kızda fenaymış hee. “-Carl ne yapmalıyım?” Serserinin yüzünde tiksindirici iğrenç bir ifade vardı. Tipi de karakteri kadar iğrençti. Mide bulandırıcı dili ağzının dışında duruyordu. -Bizimle takılmak ister misin güze- Sözünü bitirmeden serseri öyle bir yumruk yedi ki tipsiz suratı içine göçtü. Vuran kişi Carl’dı. Carl’ın kafası eğik olduğu için yüzüne gölge düşmüştü. Serseriye öyle bir vurmuştu ki vurmasıyla duvara yapışması bir olmuştu. Carl’ın yüzü görünmesede hiddeti sesinden anlaşılıyordu. -SİZ! -Carl? Carl kan damlayan yumruğunu kafasının yanına doğru kaldırdı.carl bir yırtıcı gibi kanasusamış gözüküyordu. Etrafında karanlık bir aura vardı. -BİR DAHA LUNA’YA DOKUNMAYI BIRAK BİR LAF ATARSANIZ ANANIZI SİKERİM OROSBU ÇOCUKLARI! Serseriler korkmuş bir şekilde geri adım attılar. İnsanlar hayretle Carl’a bakıyorlardı. -Adamı uçurdu lan resmen -Aaurasını buradan hissedebiliyorum . -Az önce hiç umursamıyordu şu an onları öldürecek gibi duruyor. Carl sanki az önce hiçbir şey olmamış gibi sakinliğini toparladı. -Arkadaşınızı alıp siktir olup gidin bir daha gözüm görmesin sizi. Serseriler giderken Carl da çalışana doğru ilerledi. Çalışan Carl’ın ona geldiğini görünce korkudan dehşete kapıldı. Carl başını on beş derece eğdi, çalışan ise şaşırdı. -Efendim hem yarattığım kargaşa için hem de verdiğim zarar için özür dilerim. -Sorun değil, sorun değil! Onlar size bulaştı zaten hiç dert etmeyin. Carl arkasını dönüp Luna’nın oraya yürüdü. - “Görünenin aksine fazlasıyla kibar.” O esnada kapı açıldı. Bir gölge belirdi. İçeri giren yeşil saçlı bir delikanlıydı. Evet Makoto’ydu içeri giren. -Bu gürültü de ne böy- Carl’ı gören Makoto, bir an şaşırır gibi oldu fakat normalleştirip gülümsedi ve yürümeye devam etti. Carl da Makoto’yu görünce gülümsemeye başladı. -Ahahaha sen miydin Carl? -Ufak bir problem çıktı Makoto. -Hallettin mi bari? -Dışarı çıkan böcekleri görmüşsündür. -“Demek Makoto bu kişi” Carl ve Makoto ellerini sert bir şekilde vurdurup sıkıca kavradılarar. Bilek güreşi yapar gibi tokalaşmışlardı. -Gel bize katıl. -Biz? Makoto merakla kafasını kaldırıp Carl’ın arkasında duran Luna’yı gördü. Luna da ayağa kalktı. -Merhaba Makoto. Carl sizden bahsetmişti ben Luna memnun oldum -Kalkmana gerek yok Luna bende memnun oldum. Makoto alaycı bir tavırla Carl’ın omzuna hafifçe vurdu. -Sevgilin olduğunu bilmiyordum. -“Değil mi Carl? keşke!” -Şakacı şey seni gel otur. Üçü de masaya oturmuştu, önlerinde sandviç vardı. samimi, sıcak bir ortam vardı. -Bu sefer ısmarlatmam haberin olsun. -Ismarlayacağım demedim ki. Hem ne zaman sana bir şey ısmarladım ben. -Dün gibi hatırlıyorum aslında bana bir ısmarladığını -Dündü çünkü aptal. -“Harika. Daha şimdiden biri ile kanka olmuş. Klasik Carl.” Makoto bir anda ciddileşti ve sesi kısık bir şekilde konuştu. -Dün biri daha katledilmiş. Luna şaşırdı, Carl ise bekliyormuş gibi duruyordu. -Siz bu konuda konuştunuz mu? -Tanışma sebebimiz bu konu Luna. Ayrıca Makoto’ya güvenebilirsin onda kötü bir niyet sezmiyorum. -Sen öyle diyorsan. -Fazla hızlı ikna olmadın mı? -Carl diyorsa bir bildiği vardır sana güveniyorum makoto. “Bir anda senli konuşmaya başladı. Carl’a ne kadar güveniyor öyle?” -Bu olay nerede oldu? -Şu an bulunduğumuz mahalleye oldukça yakın. -İlginç… Olay yerine gittin mi? -Hayır gitmedim sokacaklarını da sanmıyorum -Bu olaylar genelde buralarda mı yaşanıyor? -Hayır fakat şu sıralar evet. -Ölülerin konumlarının sıralamasını araştırdın mı? Makoto durakladı ve düşünmeye başladı. Bir şey fark etmiş gibi devam etti. -Şimdi sen söyleyince fark ettim. Ölenlere bakınca sanki bir dalga gibi temizleye temizleye gidiyor. İlk başta sınırların oradan başladı. Sanki krallığın merkezine doğru bir dalga gibi temizleyerek gidiyor. -Sıradaki hedefi bu bölgede olacak demek. Carl ellerini birleştirdi. -Bir planım var. Bölüm Biter…