Bolum 28

Hades, ses tellerini yırtarcasına kahkaha atmaya başladı. Herkes ışığa maruz kalmış kedi gibi şaşkın şaşkın, gülen Hadese bakıyordu. Hades’in gülmesi durdu amma velakin yüzünde bir iblisin gülümsemesi belirdi. -Neden mi? Hıhıhıhı! Çok basit. Tadı güzel geldi. Kudurmuş bir köpek gibi hırçınlaştı Makoto. -NEYİN TADI GÜZEL GELDİ LAN ŞEREFSİZ!?!?!? Hades’in yüzünde damla damla kötülük akıyordu. Kapkaranlık, mide bulandırıcı ve ürpertici bir kötülük. -İNTİKAM! Makoto, araba… Hayır! Resmen kamyon çarpmışa döndü. -Ne intikamı Hades? Hades kollarını yana doğru açtı. Vücudu “T” şeklini almıştı. -O zengin züppeler yüzünden sokağa atıldım, itildim, kakıldım. Hep nefret ettim onlardan. Sonra tanrı bana bir güç bahşetti. O güç bu duyguyu güce çevirmemdi! Her aldığım intikam bana öyle bir haz veriyordu ki. Sadece hazla da kalmıyor duygularım her arttığında beni daha çok güçlendiren unvanlar alıyordum. Carl dehşet ve sinirle araya girdi. -Sırf aldığın haz için kaç insanın yuvasını yıktın. Farkında mısın lan sen? Ne boş yapıyorsun! -Carl güçlüsün kabul ediyorum. Fakat benim kadar güçlü değilsin. Neden biliyor musun? Ben nefreti biliyorum Carl. O yavşaklar bana acı çektirdi, sıra onlarda! Ben davamda haklıyım Carl! -Siktirlan oradan! Sen sadece kendini kandırıyorsun. Peki masum insanların ne suçu vardı lan pezevenk!? -Suçları var mıydı yok muydu sikimde değil. Bana yeterince haz veriyorlardı. -İNSAN CANI BU KADAR DEĞERSİZ Mİ LAN!!!!! Hades'in yüzündeki kaslar bir anda sıkılaştı. Yüzünde gülümsemeden bir nebze dahi kalmamıştı. Gözü kısık, yüzü ifadesiz ve sesi sabitti. -Değerli mi gerçekten? Carl soru ona çarpmış gibi kafasını çok az mesafe geri çekti. Şaşkınlıkla bakakaldı. -Kestiğin inekten ne farkı var ki? -Ha? -Sonuçta oda bir can, oda bir can. Seni birini yiyince yamyam, birini yiyince insan mı yapıyor? -Sen besin zincirinden de mi habersizsin doğada güçlü güçsüzü yer! -Bende ondan bahsediyorum. Onlar güçsüz, ben güçlüyüm. Aslında baktığında ben sadece besin zincirine uyuyorum. -Sen haz ile hayatta kalmak arasındaki farkı bilmiyor musun?! -Güçsüz olmaları onların suçu. Sadece güçlü olan benim merhametime bakıyorlar. -Eğer sahip olduğun gücü doğruya kullanmayı bilmiyorsan içi boş bir silahtan farksızsın. Büyük güç büyük sorumluluk ister. Birini sırf ezebiliyor diye ezmezsin! Hades’in kopan kolu, koptuğu yere doğru karanlık bir bağ ile yakınlaşmaya başladı. -GERÇEK GÜÇ NEYMİŞ GÖRECEKSİN!!!! Luna, Carl, Makoto hepsi şoka girmiş gibi duruyordu. O kopan kol sanki hiç kopmamış gibi tekrardan yerine oturdu. Yeni birleşen kolunu havaya kaldırdı ve gökten bir yıldızı tutmaya çalışır gibi sertçe elini sıktı. Bir anda Hades’in kötülüğü kadar karanlık, sağ ve sola doğru beşer metre iki kanat çıktı. -GERÇEK GÜÇ BU!!!! Hades kanatlarını yere doğru bir defa çırptı. Çırpmasıyla etrafında tozdan bir katman belirdi. Hades tozla bir olmuş gibi kayboldu.herkes şaşkınlık ve dehşet içinde gökyüzüne bakıyordu. -Yok ebesinin- -Şaka yapıyor olmalısın. -Böyle bir şey olabilir mi? Gökyüzünde tıpkı bir melek gibi duran Hades, kudretli bir sesle bağırdı. -SİZDE BİR BÖCEKSİNİZ VE MERHAMETİME MAHKUMSUNUZ! Carl bu olaylar olur olmaz bizimkilerin yanına gitti. -Luna onu gökyüzünde olabildiğince darlayıp yere indirmeye çalış. Ben seni o yere inene kadar koruyacağım. Makoto kendine kalkan kur ve bizi destekle. İkisi birden başlarıyla onay verdiler. -Anlaşıldı! Carl’ın aklına önemli bir şey geldi ve duraksadı. -“Eğer sol elimle attığım dash isabet ederse sevilen kişi Ünvanım yüzünden iyileşemez!” Havada duran Hades, Büyük, karanlık bir keskin nişancı yarattı. Tam nişan aldığı esnada üstüne gelen ateş topunu fark etti. Ateş topundan seri bir hamle ile kaçındı. Fakat ateş topları birden fazla geliyordu. Havada ateş topundan kaçan bir silüet vardı ateş topları ise tıpkı bir havai fişek gibi patlıyordu. Luna bu büyüleri yaparken yanındaki Makoto, bütün gücü ile Luna’nın hem manasını yeniliyor hem de güçlendirme uyguluyordu. Carl ise hazır pozisyonda açık bekliyordu. -Buna çok uzun süre devam edemem. -Bende öyle Carl! -Merak etmeyin yaklaşmak zorunda kalacak. Bakın uçmak fazla enerji yiyor gibi. Carl haklıydı. Hades kan ter içinde kalmış, hızlı hızlı nefes alıyordu. -Şerefsiz uzak mesafeyi büyücü ile dengeliyor. Tek çare yakınlarına doğru silahı değiştirerek uçmak. Bana kesik atsada kısa sürede iyileşirim. Hades bütün bir hızıyla bizimkilere doğru uçmaya başladı. Elinde bir pompalı belirdi. - İkiniz de kendinizi koruyacak bir bariyer kurun. Sıra bende! -Anlaşıldı Carl, Hades’e doğru koşmaya başladı. arkasındakiler ise kendilerine iki katmanlı bariyer kurmuşlardı. -“Belli ki ölüm korkusu tetiklendi.. Hızım arttı.” -“Bu niye hızlandı lan? Neyse yakınlaşması işime gelir.” “X” pozisyonunu alan Carl, Hades’in üstüne doğru atıldı. Bir yandan kendi hayati yerlerini kılıçlarıyla örtüyordu. -“Salak herif! O pozisyon ile belirli mermilerimi kesersin sadece.” -“Çoğunu direkt vücuduma yiyeceğim. Fakat x defence ile ilgili önemli bir şey keşfettim!” Uçan Hades karanlık mermilerini ateşledi. Ateşlerken Carl’a oldukça yakındı. -GEBER! Carl birkaç mermiyi kılıcıyla blokladı. Lakin kalan mermilerin hepsi uzuvlarına hatta karnına bile sıyrık oluşturdu. -“X defence sadece fiziksel güce bakmıyor, aldığı hasarada bakıyor. Yani bu kadar güçlü mermileri absorbe etmek demek… Rage!” Carl, elindeki x şeklinde olan iki kılıcını yukarı doğru ikiside dikey olacak şekilde kaldırdı. Kılıçları gecenin karanlığını bir güneş gibi aydınlatıyordu. Ayrıca kırmızı bir aura yayıyordu. Uçarak yukarı doğru giden Hades, parlaklığı fark etti ve arkasını döndü. -“Ne kadar slash atarsa atsın tekrar iyileşeceğim. Beyhude!” -“Güçlenme oranına göre parlıyor ayrıca.” Carl ilk önce sağ kılıcını indirdi ve gökyüzüne doğru kocaman bir kesik attı. -“Slash!” Ondan kaçınan Hades arkasını döndü. -SÜRÜN BÖ- Tam bunu derken Hades’in sağ kolunu ve kanadını meyveymiş gibi kesen bembeyaz bir ışık geçti. Bu ışık bulutların oraya doğru gitti. Havadaki bulutların bir kısmı yok oldu ve dolunay tepede geceyi aydınlatmaya başladı. Kopan uzuvlarına doğru tekrardan karanlık bir bağ oluştu. -SAÇMALIK SADECE SÜRÜNÜYORSUN!!!!! Fakat bağ tam bağlanmadan kopan kolu ve kanadı beyaz bir ateş içinde yanarak yok olmaya başladı. Aynı şekilde kopan yerde yanmaya başladı. Hades acı içinde kanadı kırılmış bir kuş gibi yere doğru düşmeye başladı. -AAAAHHHHHHHH!!!!!! Hades yere çakıldı ve etraf toz içinde kaldı. Hades’in olduğu yerde bir çukur oluşmuştu. Carl yanına doğru gitti. -ŞEREFSİZ O GÜÇ NE ÖYLE??? -Senin o beğenmediğin güç Hades. -SİKTİRLAN ÖYLE ŞEY Mİ OLUR BENİM İNTİKAM HIRSIMI NE YENEBİLİR LAN!?!?!?!? -Zeka ve erdem… Luna ve Makoto da gelmiş gülümsüyorlardı. -Kazandık demek. -Daha bitmedi bu şerefsizi teslim etmesi kaldı. Hades ifadesiz bir şekilde uzanıyordu. Yüzü bir anda değişti, gözleri kısılmaya başladı. Nedendi acaba? Yüzünde bir gülümseme vardı. Şeytanın yüzü… Evet! buna şeytan dememek yalan olurdu. -Cehennemin dibine kadar yolunuz var! Bir anda yattığı yerden arkaya fırladı. Kalan sol kolunu karanlıktan bir şeye soktu. Bizimkiler daha tepki veremeden kapkara bir roket atar çıkardı ve çıkarmasıyla ateşlemesi bir oldu. Luna ve Carl fark ettiğinde her şey çok geçti. fakat Makoto erken fark etmişti. Bizimkilerin olduğu yere bütün gücüyle dar bir bariyer kurdu. Carl, Makoto’nun ne yaptığını anladı ve Makoto’ya doğru atıldı. Fakat beyhude, bariyer dar olduğu için fazla güçlüydü. Ve BOM! Saliseler Carl’ın gözünde yıllar hatta asırlar gibi akıyordu. Karşısında ona bakan Makoto ve ona yavaş yavaş gelen o devasa patlama. Makoto gülümsedi. -Sana bir bir ısmarlayamadım Carl… Patlama Makoto’yu yuttu geçti. Carl ise bariyerin içinde eli kolu bağlı bir şekilde bağırdı. -MAKOTOOOOOOOO!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! Bölüm Biter…