Bolum 29

Duman yavaş yavaş kaybolmaya başladı. Luna ile Carl gözleri ardına kadar açık halde etrafa bakıyorlardı. Makoto’dan bir iz dahi yoktu. Bunu biliyorlardı fakat ne yaparsın işte… Karanlığın içinde kaybolurken belki ufak bir ışık hüzmesi gözükürdü. Lakin karanlığın mutlaklığı ebediydi. Umut ışığını tamamen yutmuş, çaresizliği zaruri kılmıştı adeta. Bu ebediyetin içinde karanlıkla bir olmuş biri hala vardı. Hades yaşıyordu. Çıldırmış gibi duruyordu bilhassa o gözleri sanki yerinden fırlayacak gibiydiler. Kahkaha atmaya başladı. -HAHAHAHA BU MU LAN BAHSETTİĞİN GÜÇ? O BOKTAN GÜCÜN YÜZÜNDEN ARKADAŞIN KENDİNİ FEDA ETTİ!!!! Carl, içi boş gözlerle hiçliğe bakıyordu. Ne düşünebiliyor ne de anlayabiliyordu; sadece yere bakıyordu. Luna ne yapacağını şaşırmıştı, panikliydi, üzgündü, sinirliydi. Carl’ın aksine bütün duygularını hissediyordu. -CARL! CARL! CARL!! CARL KENDİNE GEL!!! Yere doğru bakan Carl’ın etrafında aniden dehşet verici karanlık bir aura yayılmaya başladı. O kadar somut bir auraydı ki Luna içgüdüsel olarak kendini geri attı. Carl yere bakan başını kaldırdı, gözlerini Hades’e dikti. Çehresinde tek bir dürtü vardı: Hakiki, tereddütsüz bir öldürme dürtüsü. Hades sağ elini göğsüne koydu, sol kolunu arkasına doğru savurdu. -SENDE ANLIYORSUN DEĞİL Mİ CARL? O İNTİKAM, O ÖLDÜRME ARZUSU, ANLIYORSUN DEĞİL Mİ CARL!?!?! BENİ DİNLE BİRLİKTE BU GÜ- Hades, Carl’ın hiçbir belirti göstermediğini görünce sözlerinin nafile olduğunu fark etti. İçini nahoş bir his sardı. Yüzündeki gülümseme bembeyaz bir surata yerini verdi. Ayakları titreyerek kaçmak ister gibi geri geri adım atıyorlardı. -“Bu his… SAF KORKU!” Carl’ın gözü sadece Hades’i görüyordu. yürümeye başlamıştı ki bir anda ap açıldı. Ap: Gizli ünvan açıldı “Öldürme arzusu” Açıklama:(Koşul sağ kılıcın ile slash atman gerekli.)Sağ kılıcınla slash attığında tamamen karanlık bir kesik darbesi yollarsın. Çarptığı yerden çarptığı kişiyi yok edene kadar yanan bir karanlık ateş çıkar. Bu ateş aydınlık tarafından söndürülebilir sadece. Ünvanı kabul etmek zorundasınız. Carl’ın gözü öyle bir kör olmuştu ki tek yaptığı şey sağ kılıcını kınından çıkarıp Ap’yi ikiye bölmek oldu. Luna dehşet içinde Carl’a bakıyordu. -Şu an Carl’a mı bakıyorum? Yoksa bir zebaniye mi? Hades, yerdeki bir taşa takıldı ve sırt üstü düştü. Hala geri geriye sürünmeye devam ediyordu. -C-Carl bak senin dediğin gibi merhamet doğru olan.Sen haklıydın! Lütfen, lütfen bana merhamet et!! Carl yüzündeki şeytani ifadesizlik ile sağ kılıcını havaya kaldırdı. Luna eli kolu bağlı bir şekilde bağırdı. -CARL YAPMA! Sanki zaman donmuştu; Carl’ın kılıcı gökyüzüne bakıyordu, Luna gözü çaresiz bir şekilde bağırıyordu, Hades köşeye sıkışmış bir fare gibi sadece yalvarıyordu. Fakat zaman kimseyi beklemez ve Hades’i de beklemedi. Carl elindeki kılıcı bir yargıçın tokmağını indirmesi gibi indirdi. Carl’ın kılıcı kararmıştı. -“Slash…” Kılıçtan çıkan kesik Hades’in ayağını kesti. Hades, Carl’ın merhameti karşısında rahatladı. -TEŞEKKÜR EDERİM CARL!! - “Enayi gerçe-” Kesilen yerden yavaş yavaş yayılan karanlık bir alev yandı. Hades bütün bir gücüyle çığlık atıyordu. İnsanın gerçekten acıyası geliyordu böyle bir katile. -AHHHHH YARDIM EDİN! AHHHHHHH YANIYORUM! CANIM YANIYOR YARDIM EDİN! LÜTFEN BİRİ BENİ BU KATİLDEN KURTARSIN! LÜTFEN!! Carl ifadesiz bir suratla Hades’e bakıyordu fakat aurası ölüm diye bağırıyordu. -AHHHHH YARDIIII- Hades’in bütün bir vücudu alev ile kaplandı. Luna yakın bir mesafeden hiç hareket bile edemeden dehşet içinde izliyordu. -Karanlık alevler? Carl… Sen kimsin? Daha doğrusu sen nesin Carl? İroniktir ki karanlığı yutan yine karanlık olmuştu. Hades tamamen yok oldu. Carl havaya doğru baktı. Ap açıldı. Ap: Gizli ünvan açıldı “Katil” Açıklama: Sağ kılıcın bir uzva kesik atarsa o uzuv yok olana kadar yanar. Ünvanı kabul etmek zorundasınız -“Katil mi?” Ekran kapandı. Carl manasız bir şekilde gökyüzüne bakıyordu. -Ben birini öldürdüm. Hemde merhamet dilenen birini. Acısızda öldürmedim, acı içinde yaka yaka öldürdüm. Ve ifadesiz bir şekilde ölümünü izleyip feryatlarını dinledim… Ben bir katilim. Carl kendinden tiksinir gibi yüzünü ekşitti ve yere doğru ölü gözlerle bakmaya başaldı. -Makoto benim yüzümden öldü. Carl dizlerini üstüne düştü ve yeri yumruklamaya başladı. -NEDEN AĞLAYAMIYORUM ULAN! MAKOTO BENİM YÜZÜMDEN ÖLDÜ!! İyice yere kapanan Carl, sesi titrek bir şekilde sadece hiddetle bağırıyordu. -HER ŞEY BENİM YÜZÜMDEN OLDU! BEN! BEN!!! BEN BİR BOKU BECEREMEDİM HEM ARKADAŞIMI KURTARAMADIM HEM BİRİNİ İŞKENCE EDEREK ÖLDÜRDÜM! Luna gördüklerinin şokunu halen atlatamamıştı ve acı içinde carla bakıyorudu. -Carl… - “sevdiğim kişi ne halde. Fakat, fakat ben neden hareket edemiyorum? Koşup ona sarılmak istiyorum, onu teselli etmek istiyorum. Neden bacaklarım?” Luna’nın gözünden yaşlar akmaya başladı. -Özür dilerim Carl… Ben güçsüzüm. -“Ben senden korkuyor muyum?” Carl dizlerinin üstünde yerde duruyordu. Kafasını kaldırmış sadece gökyüzüne bakıyordu. Gökyüzü onun bulutlardan arıttığı dolunay ile kaplıydı . Carl’ın yüzü ifadesiz bir şekildeydi, gözü ise ölü gibi. -Düşünemiyorum. Daha fazla düşünemiyorum. Beynim daha fazlasını almıyor. Takatim kalmadı. Carlın aklına Luna geldi ve bir anda kafasını Luna’ya doğru çevirdi -Doğruya! Luna! Kafasının çevirdi fakat Luna korkup bir anda gözünü kaçırdı. Carl farklı bir çöküntü daha yaşadı. - “Ne bekliyordum ki? Normal olan bu.” Luna kendine duyduğu öfkeden dudağını ısırdı. -“Carl özür dilerim. Gerçekten çok özür dilerim bilerek yapmıyorum. Vücudum kendi kendine hareket ediyor.” Dolunay bu trajik gecenin tepesinde tıpkı bir Güneş gibi parlıyordu. — Carl kanepede, Luna yatakta oturuyordu. İkisi de boşluğa dalmış öyle bomboş oturuyorlardı. Belli bir süre sonra Carl ayağa kalktı kalkmasıyla Luna irkildi. İçten içe kendini yiyip bitiriyordu. - “Yapma işte yapma!” Carl, Luna’ya acı içinde baktı. Kendine duyduğu nefret yüzüne vurmuştu. Bakışını hızlıca yere çevirdi. -Luna ben dışarı çıkacağım. Sen gönlün rahat bir şekilde uyu. -Nereye gideceksin ki? -Bir yolunu bulurum sen uyu. Carl yavaş yavaş yürümeye başladı o sırada Luna onu gözü ile izliyordu. Carl elini kapı koluna doğru uzattı. Carl’ın sırtına bir el uzandı. Luna, Carl’ın kıyafetinin ucundan tuttu. Sesi de vücüdu da titriyordu. -Carl… -“Vücudum ne derse desin eğer Carl’ı bu şekilde terk edersem. kendimi bir ömür affedemem” Carl şaşkınlıkla kafasını çevirip Luna’ya baktı. Luna yere bakıyordu. -Luna? Luna kafasını kaldırdı. Yüzünde bir bebeğin masumluğu vardı. Gözleri dolmuş Carl’a bakıyordu. Kendini zorlayarak titrek bir sesle konuştu. -Lütfen beni bırakma. Bölüm Biter...