Bolum 31
Carl gözlerini açtığında karşısında hala uyuyan Luna’ya bakıp gülümsedi. “Bizim koca bebek uyuyor. Şimdi düşününce bir günde insanın başına bu kadar şey gelebilir mi?” Sağ eliyle Luna’nın yanağını okşadı. -“Sen olmasaydın nasıl toparlardım hiçbir fikrim yok.” Carl, Hades’i hatırlamış olacak ki yüzü ekşidi. -“O an hiç tereddüt etmeden gözüm dönmüş bir şekilde birini öldürdüm. Öldürdüğüm için pişman mıyım?” Başını iki yana salladı. -“Değilim. Bilakis onu başta öldürmediğim için çok pişmanım. Onu başta öldürseydim Makoto… Ben sadece Hades’i değil Makoto’yu da öldürdüm.” Luna bu esnada Carl’ın elini tuttu. Tatlı uykusundan tam uyanamamıştı. -Günaydın Carl. -Seni gidi uykucu uyandın sonunda. -”Bu düşünceler ile kafayı yemeden önce bana tokat attığın için minnettarım. İçim tamamen nefretle dolmuştu. Fakat sen o bataklığın içinde parlayan bir çiçek gibi açtın Luna.” Luna tamamen gözlerini açtı ve hiçbir şey demeden sadece Carl’a bakmaya başladı. -Luna? -... Luna hızla uyuduğu yerden fırlayıp oturdu. Carl şaşırmış bir şekilde uzanıyordu. -Ne oldu Luna? -Seni uyanır uyanmaz bu kadar yakın görünce biraz panikledim. - “Dünün duygusallığına kapılıp fazla gaza geldim. Ne yapıcam ben şimdi?” Carl da yüzünde alaycı bir gülümseme ile oturdu. -Dünkü kadar cesur değil gibisin he. -O an fazla duygusaldım! - Haha. Seni dünyada bırakmam Carl. bu gece benimle yatmanı istiyorum. -Carl yapma! - Hehehe meow hehehehe. -Carl lütfen! Kızarmış olan Luna sakinleşip bu sefer Carl’ı o taklit etti. -“Daha fazla dayanamıyorum Luna!” Diyen kimdi? *Ne yapsaydım fazla tatlıydın. -“Şimdi düşününce gerçekten öpüşüp birlikte uyuduk.” - “Mutluluktan havaya uçacağım lakin o kadar şey yaptıktan sonra utanıyorum. Hele o meow…” Odayı sessizlik sardı. İkisi de farklı yöne bakıyordu. Luna yüzü kızarık bir şekilde mırıldandı. -Hala seni seviyorum. Carl şaşkınlıkla Luna’ya döndü. Gülümsedi. -Ölüm bizi ayırsa dahi kalbimde hep bir olacağız. Carl ayağa kalktı. Luna Carl’a bakıyordu. -Görevimizi tamamladık. Dönsek mi? -Aslında seninle başbaşa bir tatil fikrine çok sıcak bakıyorum. -Ben de çok sıcak bakıyorum fakat gidip rapor vermemiz gerekiyor. Bilhassa şu Hades. Luna da hazırlanmak için ayağa kalktı. - Doğru… Carl o an- - Bu konuyu yolda konuşsak olur mu? - “Artık saklamama imkan yok zaten. En mantıklı olan anlatmak.” -Tamamdır Carl. Luna kıyafetini çıkaran Carlı görünce donakaldı. -“Sırtı da aşırı büyükmüş he… Bir dakika! Ne düşünüyorum ben?” -Carl ben de burdayım? Carl, Luna’ya döndü. Luna sağa doğru kafasını çevirdi. - Hm? -Ben de üstümü değiştireceğim hani. - “Aman aman daha beter oldu!” Carl ifadesiz bir şekilde Luna’nın dibine kadar girdi. -“ Bir dakika, bir dakika! Niye bu kadar yakın?” Kafasını sola doğru yani Luna’nın yüzüne doğru eğdi. Luna gözlerini kaçırdı Kulaklarına kadar kızarmıştı. - Çoğu antrenmanımı üstsüz yapıyordum ve hiç utandığını hatırlamıyorum? - Şu an daha farklı olduğunu bilecek kadar zekisin benimle uğraşma lütfen. Carl gülümseyip elini yavaşça Luna’nın kafasına koydu. - Yeter ki sen iste. Luna şaşırmış bir şekilde Carl’a baktı. Carl gözlerini kısmış sadece gülümsüyordu. Gözleri Luna’daydı fakat düşünceleri bambaşka bir yerdeymiş gibiydi. -“Normalde alay ederdi. Peki bu olgun tavır ne şimdi Carl? Ne düşündüğünü anlayamıyorum.” Carl hiçbir şey demeden elini çekti, kıyafetlerini aldı, tuvalete girdi. Luna kaybolmuş gibi hiçbir şey yapmadan öylece kaldı. -“ Gözleri… Sanki dağın tepesinden doğayı izleyen bir insanın gözleri gibiydi. Neyse…” — Luna ve Carl ormanda yürüyorlardı. Carl ifadesiz, Luna meraklı duruyordu. -Carl bundan sonra ne yapacağız? İkimizin durumu ve senin o halin… -... Carl derin bir iç çekti. -Her şeyi tamamiyle anlatmayı düşünüyorum. -Ya sana bir şey olursa Carl! o karanlık alevler… -Açıkçası bu durum hakkında benimde neredeyse hiçbir fikrim yok. -Nasıl yani? -Tek bildiğim şey normalden farklı bir ünvan sistemi var. Bunun ismi gizli ünvan. Bu ünvanları kazanmak için somut bir şey yapamazsın. -Somut bir şey yapamıyorsan nasıl kazanacaksın -Örnek vermek gerekirse Hades’i yakmak için siyah bir slash atmıştım hatırlıyorsun değil mi? -Evet? Carl’ın yüzündeki sinirler gerildi. -O yetenek o ana kadar bende yoktu. Gözüm dönmüş bir şekilde Hades’e yürürken bir anda ap açıldı ve “Öldürme arzusu” gizli ünvanını verdi bana. Ünvan bana bu gücü verdi. Luna’nın gözleri şaşkınlıktan açıldı. -Yani bu gizli ünvan intikam ya da öldürme arzusu gibi negatif duygulardan mı meydana geliyor? -Başta ben de öyle düşünmüştüm fakat… -Fakat? -Benim sahip olduğum iki ünvan tamamen fikrimi değiştirdi. Birisi kurtarıcı diğeri ise sevilen kişi. -Bunlar pozitif durumlar? -Evet gariplik burada başlıyor. Sanki gizli ünvanlar iyi ve kötü şeklinde çalışıyor. -Ama sende ikiside var. Carl, yanındaki ağaçtan ufak bir yaprak kopardı ve elinde onu koparmaya başladı. -Bilmiyorum Luna. -Anladım. Carl elinde kalan son parçayı da yere attı ve gülümsedi. -Peki Luna ben şimdi kralın karşısına çıkıp “Ben sizin kızınızla sevgili oldum” mu diyeyim? -Doğru diyorsun Carl. İkimizin ilişkisini nasıl anlatacağız? Carl alaycı bir yüzle Luna’ya döndü. Luna önüne alışmış gibi bakıyordu. -Aklıma birşey geldi. Kralın önüne geçelim. Ben, “Kızınızı seviyorum” deyip şak diye dudağına yapışayım? -Yok öyle az oldu. Babamı öp sen direkt. -Mantıklı aslında. -Carl beni aldatmana zaten katlanamam fakat babamla aldatırsan buna kalbim dayanmaz. -Merak etme babanla aldatmam. Luna durdu. Yüzünde tatlı bir kıskançlıkla Carl’a döndü. -Ne yani beni babam dışında biriyle aldatacak mısın? -Sana olan sevgimin yoğunluğundan ötürü böyle bir düşünce benim yanımdan dahi geçemez. Yüzü kızaran Luna, kendini Carl’ın kucağına atıp sarıldı. -Biliyorum Carl. -Duygusal olunca utanmayı unutuyorsun he. -Sana sarılmam hoşuna gitmedi mi? Carl da Luna’ya sarıldı. -Öyle bir şey demedim. Benim yanımda içinden ne geliyorsa o şekilde davran. -Fazla ileri gidersem? Seni rahatsız edecek bir şey yaparsam? -Sen kendin olduğun sürece ben rahatsız olmam Luna. Luna, Carl’ın yüzüne doğru yaklaştı. -O zaman içimden gelen bu. Küçük bir öpücük kondurup çekildi. Ellerini arkasında birleştirip gülümsedi. -“Bundan rahatsız olacak kişinin beynine tüküreyim. “ — Luna ve Carl, Kaviel’in huzuruna girdiler. Carl elini sallayarak seslendi. -Biz geldik Kaviel-san. Kaviel endişeyle ayağa kalktı. -Neden bu kadar erken döndünüz? Ters bir şey mi oldu? -Çok şey oldu Kaviel-san… Fakat! -Fakat? Carl gururla gülümsedi. -Görev başarılı Kaviel-san -Tebrik ederim Carl suçlu şu an nerede? Luna ve Carl bir anlık duraksadılar. Carl iç çekip konuşmaya girdi. -Kaviel-san sakıncası olmazsa bu konu için Reiji-sensei’n de katılacağı acil bir toplantı düzenleyebilir miyiz? -Anladım Carl. Yarın sabah yapalım yol yorgunusunuz. Bu gece krallıkta kal. Luna kendinden emin bir şekilde lafa girdi. -Baba üçümüz önemli bir konu hakkında konuşabilir miyiz? Kaviel şaşırdı. -Tabii kızım akşam yemeğinde başbaşa konuşuruz. -Carl da katılmalı baba. -Carl da katılır kızım. Luna ile Carl çıkmaya doğru yöneldiler. -İzninizle o zaman Kaviel-san -Yemekte görüşürüz baba - “İkisi de değişmiş bilhassa kızım.” Eliyle sakalını okşamaya başladı ve bir anda duraksadı. -Yoksa! — Luna, Carl ve Kaviel dikdörtgen bir masada oturmuşlardı. Masa deniz mahsulleri ile donatılmıştı resmen. Kaviel, Luna’ya döndü. Carl ise su içiyordu. -Kızım ne hakkında konuşmak istiyordun? - “Ben de merak ediyorum aslında ne için topladı bizi?” -Baba… Luna kendinden emin bir suratla devam etti. -Carl ile ben birbirimizi seviyoruz! Kaviel buz kesildi, Carl içtiği suyu bir anda yanına doğru püskürttü ve öksürmeye başladı. Kaviel gülümsedi. -Sizi gören herkes bunu söyleyebilir zaten. Luna ile Carl şok olmuşladı. -Baba kızmayacak mısın? -Neden kızacak mışım? -Şey… -Hem Carl’ı ben de seviyorum zaten. -Efendim Kaviel-san? -Sizi başbaşa gönderirken bunları hiç düşünmedim mi sanıyorsunuz? Sadece bu kadar çabuk olmasını beklemiyordum. Luna heyecanlı bir sesle sordu. -Hiçbir şey sormayacak mısın baba? -İki gencin arasına karışmak bana düşmez. Hem dediğim gibi Carl’a güveniyorum ben. Kaviel, Carl’a baktı. Sessizlik oluştu. “Bu kadar sakin karşılamasını ben de beklemiyordum.” Bölüm Biter…