Bolum 32

Carl odasında sandalyede oturuyordu. -“Ap iki kez kendi kendine açıldı bu sefer ben açayım bir.” Ap: Gizli ünvan açıldı “Aşk” Açıklama:İstediğin zaman sağında beyaz bir kanat oluşturursun. (Bu kanat yarımdır.) -Bu sefer pozitif… Sandalyede oturan Carl kafasını arkaya doğru attı ve tavana doğru bakmaya başladı. Aklına Hades’in kanatlı formu gelir -Hades’te beyaz değil de siyah bir kanat vardı. Peki neden benim kanadım yarım? O esnada kapı çaldı. -Buyrun. Kapıyı çalan Luna idi. Üstünde pijamaları ile yavaş yavaş içeri girdi. -Gelebilir miyim? Carl ayağa kalktı, Luna da içeri doğru yürdü. -Tabii. Bir şey mi oldu? -Şeyy… -Anlatmak istemiyorsan sorun değil. Ne yapabilirim senin için? Luna kafasını eğdi. -Sadece seni görmek istedim Carl. - “Sırf bu endişeyi görmek için başımı belaya bile sokabilirim.” Carl gülümsedi, sağ elini başının arkasına götürdü, gözlerini kapattı. -İstediğin yere otur o zaman. - “Bu kadar tatlı olmak bir suç olmalı!” Carl gözünü açtı luna karşısında yoktu. Kafasını çevirdi ve Luna’yı yatağına oturmuş bir şekilde gördü. Şaşırdı. -Neden şaşırdın Carl? Carl gülümsedi. -Seni gidi seni. Senin beni görmek dışında bir amacın var. Luna yüzünü şişirip sağa kafasını çevirdi. -Hım! Olamaz mıymış? Carl gülümseyerek Luna’nın yanına oturdu ve elini başına koydu. Luna da gülümseyerek Carl’a döndü. -Olamaz demedim ben. Luna Carl’ın dizine uzandı. -O zaman dizini ödünç alıyorum. Carl sol eli ile Luna’nın saçını okşamaya başladı. -Her zaman sizindir efendim! -Kibarlığınız karşısında minnettarım beyefendi. İkisi de güldüler. Ardından Carl Luna’ya Baktı. -Daha demin bir gizli ünvan açtığımı fark ettim. -Negatif miydi? Luna kafasını Carl’a çevirdi. Carl kafasını İki yana doğru salladı. -Neydi peki? -Aşk. -“Ben de öyle bir bir ünvan isterdim.” Luna ayağa kalktı, Carl’a döndü. -Carl odama gitmek istemiyorum. -Ama uyumamız lazım yarın toplantı var. -Uyumak istemiyorum demedim ki. Carl hiçbir şey demeden yatağa doğru girip üstünü örttü. - O kadar yorgunum ki yatağıma bir kedi girse bile fark etmem herhalde! Luna gülümseyerek Carl’ın yanına doğru atıldı. O da yorganın altına girdi. Girince Carl ona bakmaya başladı. İkisi de gülümsüyorlardı. -Yalancı hani fark etmezdin. -Kedi misin sen? ikiside sessizce birbirlerine bakıyorlardı. -“Bu kadar büyük bir duyguyu Luna olmasa yaşamama ihtimal yoktu.” -“İkimiz de yeni reşit olduk fakat Carl, sana olan sevgim gençlik ateşi değil bunu biliyorum.” Luna, Carl’ın beline sarılıp aralarındaki vücut mesafesini neredeyse sıfıra indirdi. Çenesini Carl’ın göğüsüne dayayıp Carl’a bakmaya başladı. aynı şekilde Carl’da Luna’ya bakıyordu. -Meow. -Ah kediymiş. - “Carl sana olan sevgimden mi bilmiyorum ama artık o kadar utanç verici gelmiyor.” İkilinin dudakları buluştu. öpüşmeye devam ederken Luna Carl’ın göğsünden yukarı doğru çıktı. Artık boynuna sarılıyordu. İkili öpüşmeyi bırakınca Luna biraz geri çekildi. -İyi geceler Carl. -İyi geceler Luna — Luna, Reiji ve Kaviel yuvarlak bir masada oturmuşlardı. Oda küçük, gereksiz ışıklandırmadan uzak, gün ışığını alan bir odaydı. -Carl neden gecikti? -İçinde kötü bir his varmış. Dışarıya bakıp geleceğini söyledi. -Garip… Kapı ardına kadar açıldı ve Carl içeri yüzündeki ciddiyetiyle ayak bastı. -Geciktim kusura bakmayın. -Sorun değil Carl geç otur. Carl sandalyeyi çekti, oturdu, bacağını ötekinin üstüne attı, kollarını birleştirdi. Yüzü kaskatıydı. -Hızlıca sadete geleceğim. Katil nişancıyı bizzat kendi ellerimle öldürdüm. Ortamın havası bir anda ağırlaştı. -Anlat Carl. Reiji elini çenesine götürdü. -“Carl ilk kez bir insan öldürdü demek.” -En baştan anlatmak gerekirse… — Reiji ciddi ve meraklı duruyordu. -Planınız işe yaramış ve yakalamışsınız Hades’i. Ne oldu da öldürdün onu? Carl sol elini masaya, sağ elini alnına koydu. -Onu yakaladıktan sonra biz fark edemeden bir roket atar ateşledi. Makoto ise kendini feda edip bizi kurtardı. Ortamdaki ciddiyet kederle harmanlanmıştı. Luna yere doğru baktı, Reiji üzülse de duruşunu bozmadı, Kaviel ise yumruk yaptığı eliyle ağzını kapattı. -Bundan sonrasını dışarıdan bir göz olan Luna anlatsın. Luna kafasını kaldırdı. Titremesine hakim olamıyordu. -Carl, Makoto’nun öldüğünü fark ettiğinde çıldırmış gibi duruyordu. Şu an düşününce bile titrememe hakim olamıyorum o an Hades’e doğru yürüyen Carl değil de cehennemden inmiş bir şeytandı sanki. -“Şeytan… Burada demezsin be.” - Hades geri mi saldırdı? - Bilakis Carl ile konuşmaya çalışıyordu. -Çalışıyordu derken? -Carl o an hiçbir şeyi görmüyor gibiydi. Luna dudağını ısırdı. -O an Carl o kadar korkutucuydu ki korkudan ben bile hareket edemiyordum. Hades’in üstüne yürürken Hades de Carl’ın etkisinde kalmış olacak ki yere düştü ve geriye doğru sürünmeye başladı. Sürünürken merhamet dileniyordu sadece. Hiç mimiği oynamamış olan Reiji’nin gözleri büyüdü. -“Bir dakika! Carl pes etmiş ve merhamet dilenen birini mi öldürdü? Daha devamı var illaki başka bir şey olmuştur.” Luna’nın yüzü çok daha ciddi duruyordu. -Yanına gidip kılıcını indirdi. Karanlık bir kesik Hades’in ayağını kesti. Reiji dehşetle masaya ellerini vurup ayağa kalktı. -Karanlık bir kesik derken? -“Şüphelerim doğru muydu?” Reiji Çıkışının hemen ardından toparlanıp geri oturdu. Masadaki gerilimin kokusu insanı bayıltacak derecedeydi. Carl ise hiç istifinin bozmamıştı. -Ondan sonra kesikten karanlık alevler çıkmaya başladı ve o karanlık alevler acı içinde çığlık atan Hades’i öldürene kadar yaktı. Zaman bir anlık durdu. Reiji ve Kaviel donakalmışlardı. Tek bir söz, tek bir hareket, hatta neredeyse nefes bile. Luna yere doğru bakmaya başladı. Sükunet hükmediyordu odaya. İkisi duyduklarını hazmetmeye çalışıyordu. -“Carl işkence ederek birini mi öldürdü?” -“Bu çocuk sadece zekasıyla değil. Her şeyi ile büyük bir tehlike!” Carl derin bir iç çekerek yıktı sükuneti. Carl’ı duyunca üçü de ona döndüler. Gözlerini kapattı ve sağ kolunu arkasına doğru götürdü. -Buyrun size göstereyim. Carl sağ eliyle kılıcını çekti. Kılıç tamamen kapkaraydı. -Carl bu? -Evet Reiji-sensei ben Hyphonus ile aynı ünvan sistemine sahibim. - “Kılıcı Hades’i öldürmeden önce böyle değildi.” Kaviel şüpheci bir tavır takındı. Sesi ağırdı. -Carl sana nasıl güvenmemizi bekliyorsun? -Kaviel-san bu gizli ünvan sistemi bende on yaşımdan beri var. Buna rağmen siz ne kadar şey biliyorsanız ben de o kadar şey biliyorum diyebiliriz. Güveninizi sağlar mı bilmiyorum ama… Carl ayağı kalktı. Bir melek inmiş gibi bir görüntü vardı. Carl sağ kanadını açmıştı. Zarif tüylerden oluşma yanlara uzun bir kanat. O kadar güzeldi ki oradaki herkes hayranlıkla kanata bakıyorlardı. -Gördüğünüz üzere sadece karanlık şeylerim yok. -“Hades’in kanadı gibi fakat bembeyaz.” -“Gücün aydınlık tarafı var fakat hala tehlikeli.” -“Sanki gökteki bir meleğin yarım kanadı gibi duruyor.” Bölüm Biter…