Bolum 33

Carl tekrardan oturmuştu. Sükut varlığını sürdürüyordu. Bu sefer Kaviel bozdu. -Carl bunu krallığın öğrenmesini istemeyiz. Mümkün olduğu kadar saklı tutmalıyız seni. -Böyle bilinmez bir gücün tepki alacağı aşikar. -Carl hiç ele avuca sığmıyorsun. -Şunu biliyoruz ki bu gizli ünvana benim dışımda sahip olan kişi sayısı çok az değil. Phthonus ve Hades öldü. Birde şüphelendiğimiz bir çağrıcı var. Bu kadar çoksa bilmediğimiz niceleri olabilir. Kaviel-san bu olayı bizzat araştırmak istiyorum. -Hades’te yaptığın gibi mi bitecek sonu Carl? Carl sessizleşti. Luna sinirli bir sesle çıkıştı. -Baba o kadar şey oldu bu söylenecek şey mi? -Sonucu değiştirmez pes etmiş birini işkence ederek öldürdü. -Fakat… Carl lafa girdi. -Teşekkürler luna fakat Kaviel-san haklı. Kaviel-san sizce şu an ne kadar güçlüyümdür? -İki bölük komutanından daha güçlüsündür herhalde. -Böyle bir araştırma güçlü birini ister. Birden fazla kişinin hele bu krallıkta görev alan birden fazla kişinin bu araştırmayı yapması intihar gibi bir şey. -Eh haklısın. Kaviel mahçup bir ifade takındı. Ses tonu düşmüştü. -Carl geldiğinde bir kral olarak seni tebrik ettim fakat bir baba olarak teşekkür etmedim. Bu sebepten kızıma göz kulak olduğun için teşekkür ederim. -Baba… - “Ne olursa olsun bu çocuk kızıma göz kulak oldu.” Carl gülümsedi. -Kaviel-san asıl ben teşekkür ederim. O andan sonra yanımda Luna olmasaydı, toparlanabileceğimi hiç sanmıyorum. -“Demek o olaydan sonra yakınlaştınız.” Reiji sessizce dinliyordu. -“Carl şu kadar kısa sürede ne kadarda büyüdün sen?” O anda kapıyı kırarcasına açan bir koruma içeri daldı. Ter içinde hızlı hızlı nefes alıyordu. -Kaviel-san loncanın yakınlarında on beş metre boylarında karanlık bir minotor belirdi! Herkes ayağa kalktı. -Askerler nerede? -Askerlerin büyük bir çoğunluğu oraya gittiler fakat beyhude. -Bölük komutanları? -Bütün hepsi görevde. Carl yüksek bir sesle araya girdi. -Reiji-sensei ile icabına bakarız Kaviel-san! -Kaviel-sama Carl doğru söylüyor izin verirseniz. -Başka çare yok! Carl ve Reiji birbirlerine baktı. İkisi de birbirini kafalarıyla onayladı. Hemen ardından ikisi de cama doğru koşmaya başladılar. Ne olduğunu anlayamayan Luna şaşkınlıkla bakakaldı. -Carl ne yapıyorsunuz?! -Zamanımız yok Luna! Reiji sırıttı. -“Düşüncelerimiz aynı Carl!” Carl ile Reiji önlerini kollarıyla kapatarak camı kırdılar. O kadar hızlı bir şekilde hareket etmeye başladılar ki sadece binaların üstünde zıplayan silüetleri gözüküyordu. — Şehrin ortasında umutsuzluk ve çaresizlik yayan devasa karanlık bir minotor duruyordu. Sağ elinde büyük bir balta tutuyordu. Şehir tamamen bir kaos içindeydi. Etraf kan revan, evler yıkılmış, Parçalara ayrılmış asker ve sivillerin vücutları. Minotorun arkasında ise kucağında ağlayan bir çocuğu tutmuş olan Asteria vardı. “Fark etmeden çıkarmalıyım bu çocuğu.” Asteria tam koşmaya başlamıştı ki minotor kafasını çevirdi. Hızla döndü ve baltasını havaya doğru kaldırdı. Baltanın gölgesi sokakları yutmaya yetiyordu. -“Siktir fark etti!” Baltayı aşağı doğru indirdi. İsabet etmek üzereyken Asteria göz yaşları içinde donakaldı. Aniden sağdan Carl iki kılıcıda solda durarak Asteria’nın önüne geçti ve iki kılıcını da bütün gücüyle baltaya doğru savurdu. Çarpışmadan oluşan rüzgar hepsinin saçını geriye savuruyordu hatta Asteria koluyla yüzünü kapattı. -CARL!?!?! Carl saldırısından ötürü balta tekrardan havaya doğru kalktı ve minotorun sağı direkt açığa çıktı. -REİJİ-SENSEİ SENDE!!! Reiji havadaki kolun içinden adeta bir jilet gibi geçti. Hala havada duruyordu. Minatorun kolu yere düşmeye başlamıştı. -Güzel kesiş! -Güzel asist! Asteria hayretle Carl’a bakıyordu. -Asteria çocuğu alıp hızlıca kaç. -Tamamdır. Dikkatli ol! - “Kurtarıcının verdiği hız güçlendirmesi olmasa yetişemezdim.” - “Yıldırımdan hızlıydı resmen!” Reiji, Carl’ın yanına geldi ikisi de kılıçları çekik bir şekilde minotora bakıyorlardı. -Bir kolu gitti. -O kadar peşin hüküm olmayın Reiji-sensei. Karanlık büyü kolu kopan yerine doğru çekmeye başladı. -Kestiğimiz anda iyileşiyor mu cidden? -Buna ben karşı gelebiliyorum. Kol tamamen yerleşti. -Nasıl yapacaksın? -İki kılıcımda da ayrı özellikler var velhasıl ikisi de uzvu yok etmeme yarıyor. -Tamamdır ben oyalayacağım! Minotor bir savaş narası attı. Sesi etraftaki camları parçaladı hatta resmen bir fırtına estirdi. Minotor ikisinin üstüne koşmaya başladı. Carl sola doğru, Reiji sağ doğru koşmaya başladı. Minotor önden koşan Reiji’ye doğru elindeki kara baltayı indirmeye başladı. Balta yere çarptı, yeri çatlattı ve devasa bir toz katmanı oluşturdu Reiji saldırıdan korunmak için için kolunun üstüne doğru zıplamış havada duruyordu. Kılıcı da havaya bakıyordu. Reiji yere kılıcını tıpkı bir giyotin gibi indirdi ve minotorun sağ elini kesti. El ayrılır ayrılmaz karanlık bağlar gözüktü. Minotor sol kolu ile yumruk yapıp Reiji’ye doğru salladı. -“Çok hızlı yeniliyor!” Reiji toparlanamadan minotorun sağ eli birleşti ve sol yumruğu da Reiji’nin dibine geldi lakin tam çarpmadan önce bembeyaz bir ışın kolu omuz kısmından delip geçti,. Işın yere çarptı ve yerde baltanın yarattığından daha büyük bir iz açtı. Reiji kendini toparlayıp geriye attı ve gülümsedi çünkü minotorun sol kolu tamamen yok olmuş ve omzu beyaz bir alevle yanmaya başlamıştı. -“İşte bu carl!” Havada yarım kanat ile duran Carl kapkaranlık olan siyah kılıcınıda aşağı indirdi ve kılıcından siyah bir ışın minatora doğru gitmeye başladı. -“Tek kanatla havada durmak çok zor ulan!” Minotor saldırıdan korkmuş gibi kendini geri çekti ama gelen saldırıdan sıyrılamadı ve saldırı elini sıyırıp geçti. Kestiği yerden alevler çıkmaya başlayınca minotor, baltasını bırakıp kestiği yeri ağzına yaklaştırdı. Carl üstüne doğru koşmaya başladı. -Siktirlan oradan! Karanlık ağzını açtı ve yanan yeri ağzı ile kopardı. Carl o esnada on beş metreden yükseğe zıpladı. minotor yere sapladığı baltasını tuttu ve Carl’a doğru çekmeye başladı -“Bu canavar zeki!” Minotor, Carl ona yaklaşmadan baltası ile darbe vurdu. Carl ise iki kılıcını x yaparak saldırıyı bloke etti fakat sağlam bir darbe aldı. Geriye doğru fırladı fakat çok ilerlemeden kanadını açtı ve durdu. Reiji ve Carl aynı anda minotora doğru koşmaya başladılar. Ardından bir anda sertçe durdular. O kadar hızlıydılar ki kısa bir mesafe toprakta kaydılar. Minotor yakaladığı boşlukta geriye doğru koşmuş ve bir çocuğu yakalamıştı. İki parmağı ile çocuğun kafasını tutmuş Carl ve Reiji’ye doğrultmuştu. Daha tüyler ürpertici olan şey ise minotor gülümsüyordu. -Rehine alan bir canavar? -“Ne yapmam lazım? Eğer onu burada bırakırsak çok daha fazla insanın canına kıyabilir.” Carl Reiji’ye doğru döndü. -Reiji-sensei yapabileceğimiz bir şey yok mu? -Tek bir hamlemizde çocuğun kafasını parmakları ile patlatır. Reiji dehşet içinde sakinleşmeye çalışıyordu. -“En mantıklı olan şey çocuğu feda etmek. Fakat bunu nasıl yapacağız gözümüzün önünde hiçbir suçu olmayan bir çocuk…” Carl’ın yüzünden paniği okunuyordu. -“Hassiktir, hassiktir! Çok benziyor!” Carl’ın gözünde Makoto’nun son anı canlandı. -Makoto… Bölüm Biter...