Bolum 34

Carl ikilem içinde kalmış sadece düşünüyordu. Çocuk ise gözyaşları içinde yardım çığlıkları atıyordu. -YARDIM EDİN LÜTFEN BANA YARDIM EDİN!! Zaman durmuş gibiydi sanki. Minotor pişkin gülümsemesi ile yavaş yavaş geriye adım atıyordu. Carl başını öne eğdi. Saçları yüzünü örtüyordu öylece duruyordu. Bir hareketlenme oldu öyle bir hareketlenme ki Reiji dehşete düştü. Carl yarım kanadı açık bir vaziyette bütün hızıyla yerinden bir kurşun gibi fırladı. -Sikerler amına koyayım! Reiji şok içinde haykırdı. -CARL NE YAPIYORSUN?! Evet Carl kararını vermişti. Fakat gerçekten memnun muydu? Yüzü gözükmüyordu fakat çektiği ıstırap filizlenmiş hatta açmıştı bile. Kılıçları arkaya doğru bakıyordu. Zavallı çocuk ne yapsın? Çaresizliğin pençesi onu ele geçirmişti bile. Minotor buradaki bütün duygulara ters bir duygu yaşıyordu: Zevk. O kadar haz alıyordu ki gülümsemesi mide bulandırıcı bir şekle varmıştı. Carl’ın acısından zevk alıyordu. Carl sağ kolunu soluna doğru, sol kolunu ise sağına doğru yatay bir şekilde savurdu. Siyah ve beyaz kesik alt alta paralel ve yatay bir şekilde minotora doğru gitmeye başladı. Çocuksa… Minotorun kıpkırmızı parmaklarının arasında kafası yok olmuştu, bedeni kanadı kırılmış bir kuş gibi yere doğru düşmeye başladı. Minotor zevkten dört köşe olmuştu. Minotorun kellesini bu iki kesik delip geçti. Kopan kafası, siyah ve beyaz ateş ile yanmaya başladı. öyle bir yanıyordu ki yin ve yang daki sembol gibi birbirlerini tamamlıyorlardı. Yarası beyaz ışıkla kalan vücudu ise siyah alev ile yanıyordu. Yere düşen cesedi Reiji havada yakaladı. Uzakta duran Asteria iki eliyle ağzını kapatmış hiçbir şey diyemiyordu. -Carl? Reiji kucağında cesedi tutmuş ona doğru kapanmıştı o sırada Carl yüzündeki acı ifade ile yere indi. Kanatı kapanmaya başladı. Reiji’ye doğru ağır adımlarla yürüdü. Reiji kafasını kaldırıp acı ve keder içinde Carl’a bakmaya başladı. -Carl… -“Doğru olan buydu fakat…” Carl, Reiji’nin kucağında duran çocuğa bakar bakmaz kafasını sağa çevirdi, yüzünü ekşitti. -Doğru olanı yaptım değil mi? Reiji başını eğdi ve yüzünü ekşitti o da. -Evet Carl. - “Yinede nasıl yaptın?” O esnada gökyüzü ağlamaya başladı. Carl kafasını yukarı doğru kaldırdı. Gökyüzünün gözyaşları adeta bir yumruk gibi vuruyordu yüzüne. Ağlamıyordu. Fakat gökyüzünün gözyaşı Carl’ın gözyaşı gibiydi. -Doğru olanı yaptım fakat bu içimdeki his… Asteria, Carl’a doğru koştu ve Carl’a bir daha hiç bırakmayacakmış gibi sarıldı. Onun yüzündeki gözyaşı sadece gökyüzüne ait değildi. -Sen doğru olanı yaptın! — Carl ve Reiji kaleye geri döndüler. Luna ve Kaviel karşıladı onları. Carl bomboş gözleriyle yeri izliyordu. Luna panikle öne atıldı. -Carl ne oldu? -Reiji, Carl neden bu halde? -“Bu sefer ne yaptın Carl?” Carl kafasını kaldırdı. Yüzünü bakan herkes gözlerini kaçırdı. O kadar ıstırap içindeydi ki yüzü, mimiklerinden eser yoktu, gözleri ise… İçi boş oyuncak kutusuydu adeta. Kısık bir sesle konuştu. -Canavarı yendik Kaviel-san. Luna dayanamadı ve sıkıca Carl’a sarıldı. korkuyor gibiydi. Carl kolunu dahi oynatmıyordu. -Carl… - “Bu yüzü hatırlıyorum!” -Carl ben yanındayım lütfen kendine gel. -Luna Carl zor bir karar verdi bu kadar hızlı toparlanmasını beklememiz haksızlık olur. -Reiji neler oldu? Hepsi masaya oturdu. Luna, Carl’ın dibinde durmuş Carl’ın elini iki eliyle tutuyordu. Carl ise ölü gibi duruyordur. -Şöyle oldu… Reiji anlatırken Carl’ın önünde ap açıldı. Ap: Gizli unvan açıldı “Feda” Açıklama:İstediğin zaman solunda siyah bir kanat oluşturursun. (Bu kanat yarımdır) -“Feda normalde pozitif bir şeydir fakat şu an bana karanlık bir güç veriyor. Ne kadar ironik.” Luna şok olmuş Carl’a bakıyordu. Kaviel ise şaşırmasına rağmen istifin bozmadı. -Anladım Reiji. İkinize de şehri kurtardığınız için teşekkür ederim. - “Sonuçta Reiji emekli, Carl bir asker bile değil.” Endişeden Luna’nın sesi titriyordu. -Carl sen doğru olanı yaptın! Kaviel Carl’a döndü -Carl, Luna doğru söylüyor sen doğru olanı yaptın kendine bu kadar yüklenme. Reiji pişmanlık ve öfkeyle dudağını ısırdı. -Kendine yüklenmesi gereken kişi benim Carl. Senden yirmi yaş büyük olmama rağmen orada hiçbir hamle yapamadım. Carl ifadesiz bir suratla ayağa kalktı. Herkes şaşkınlıkla ona bakıyordu. -İzniniz varsa biraz odama geçeceğim. -Tabii Carl izin senindir. Kapıya doğru giden Carl’ın arkasından Luna kalktı. -Carl ben de gelebilir miyim? Carl kafasını çevirip gülümsedi. Gülümsedi ama sahteliği titreyen dudaklarından belli oluyordu. -Biraz yalnız kalmak istiyorum. Luna başını eğdi. -Anladım Carl lütfen kendine çok yüklenme… — Carl odada volta atıyordu. -Bok gibi hissediyorum. Doğru olanı yaptım ona rağmen bir bok parçası gibi hissediyorum! Carl’ın gözünde bir anda Reiji’nin kucağında yatan kafası olmayan çocuk canlandı. Carl kafatasını yerinden çıkarmak istercesini alnını tuttu. parmakları saçlarının arasında geziyordu. -Ahhh! Siktiğimin görüntüsü çıkmıyor! Aynaya doğru baktı. Aynada bir anda ona bakan Makoto’yu ve çocuğu gördü. İkisi de sanki Carl’ı suçluyorlarmış gibi ona nefretle bakıyorlardı. Aynaya sağ yumruğu ile vurdu ayna parça parça oldu Carl’ın eli ise kanamaya başladı. Aşağı doğru bakıyordu. -Onları ben öldürdüm! Kafasını kaldırdı ve aynadaki kendi yansımalarına baktı. -Kimim lan ben?Kahraman mıyım? anti kahraman mıyım? canavar mıyım? düşman mıyım? İki eliyle kafasını tuttu. -Ben kimim? Derin bir iç çekti ve kapıya doğru yürdü. -Biraz havaya ihtiyacım var. Kapıdan çıkınca kapının yanında duran Luna’yı gördü. Luna yere oturmuş kafasını dizlerinin arasına doğru koymuş yüzününü de gözükmeyecek şekilde gömmüştü. -Luna? Luna irkildi ve kafasını kaldırdı. Gözleri kıpkırmızıydı. -Özür dilerim. Kendimi tutamadım. -Seni endişelendiren bendim. Carl, Luna’ya elini uzattı. Luna, Carl’ın elini sıkıca tuttu. -Burada oturmaya devam etmeyeceksin herhalde. -İçeri gelebilir miyim? -... Luna ayağa kalktı ve Carl’ın gözlerine bakmaya başladı. Carl gözlerini kaçırdı. -Carl konuşmalarını dinlediğim için tekrar özür dilerim. Fakat Carl! Senin kahraman ya da canavar olman umrumda değil! Carl şaşkın bir şekilde Luna’ya döndü. -Sen Carl olduğun sürece hep senin yanında olacağım. -... -İçeri gelebilir miyim? -Gel… İkiside ağır adımlarla içeri girdi. Luna yatağa oturdu. Carl hiçbir şey yapmadan izliyordu. Luna elini yanına koydu. -Gelsene. Carl çekinerek geldi, oturdu. Kısa bir sessizliğin ardından Luna dizlerini gösterdi. -Sıra sende. Bölüm Biter…