Bolum 37
Carl, kendisinin neredeyse iki katı bir kartal tarafından yakalanmış uçuyordu. -“Bu ne? Cennete mi taşıyor beni acaba? Yokla ben cennetlik adam mıyım? Ölmedim herhalde.” Carl ejderhadan uzak bir yere indi. Yabancı bir ses duydu. -Son anda galiba. Carl kafasını merakla çevirdi. “İnsan sesi?” Tanımadığımız bir erkek. o kadar zarif bir görünüşü vardı ki adeta bir melek gibi parlıyordu. yüzü duruşu varlığı zarifliğini gözümüze sokuyordu. Yüzü biraz endişelenmiş gibi duruyordur. Carl ifadesiz bir surat takındı. -Hiçbir şeyim yok ya. Sadece az önce devasa bir pençenin altında kalıyordum. -“Cennette değilim fakat bu adam harbi melek gibi duruyor. Adam başta şaşırsada kısık bir sesle gülmeye başladı sonrasında. Carl ise kendini toparladı. -Hahaha az önce ölümle karşı karşıya kalmış biri için fazla rahat değil misin? -Alıştık diyelim. “Reiji-sensei’de de böyle olmuştu şimdi düşününce.” Ciddi bir tavır takındılar. -Şaka bir yana beni kurtardığın için teşekkürler. Kartala bakınca bir çağırıcıymışsın gibi duruyor. -Doğru bildin ismin Erebus Noctaris. Bir çağrıcıyım. -Memnun oldum Erebus. İsmim Carl Yangin. Kılıçlarımdan anlayacağın üzere savaşçıyım. Sen neden buradasın? İkiside ejdere doğru döndü. -Zindanda biraz eşya toplarım diye gelmiştim fakat boss katından böyle güçlü bir aura sezince ilgimi çekti. -Güzel olmuş peki ilgini çeken ejderi nasıl yeneceğiz? -Güzel soru… Carl, Erebus’a döndü. -Aklıma bir şey geldi fakat büyük bir kumar. Erebus merakla Carl’a döndü. -Kumarı severim, neymiş bakalım? -Kılıcım derisini kesebilecek güçte koluna kesik atarken onu fark ettim. Binaenaleyh eğer yeterli vaktim olursa kafasına bitirici bir vuruş yapabilirim. -Yeterli vakti de benim sana oluşturmam gerekiyor yani. Hmm… -Ne kadar süre kazanabilirsin? -Bir dakikayı geçebileceğini sanmıyorum sonuçta çağıracağım her varlık bu ejderha için çerez gibi olur. Uzun bir süre tutmaya da manam yetmez. Carl ejdere tekrardan bir baktı ve Erebus’a geri dönüp gülümesi. -Bir dakika adam olana fazla bile! Erabus ufak bir sırıtma ile Carl’a sağ elindeki yüzüğünü gösterdi. -Oynayalım o zaman bu kumarı! Carl elini yumruk yapıp Erebus’a uzattı. -Hayatımıza o zaman! Erebus gülümseyerek yumruğuna çaktı. -Başka seçenek yok Ejdere doğru atıldılar. Carl uçarak gitmeye başladı, Erebus çağırdığı kurta binmiş gidiyordu. Ejder ilk Erebus’u fark etti ve ona doğru alevini püskürttü. Erebus kurttayken devasa bir muhafız çağırdı. Elinde kocaman bir kalkan taşıyan mavi renge sahip bir muhafız. Ejderin püskürttüğü alev kalkana çarptı. Belli bir süre öyle kaldı. Muhafız daha fazla dayanamadı ve alevlerin arasında yok oldu. O sırada kartalın üstünde ejdere doğru uçmuş olan Erebus, yüzüğünden devasa bir kaplan çıkarttı. Kaplan ejderin üstüne doğru saldırır şekilde atladı. Ejder sert bir dönüş yaparak pençesiyle kaplanı yok etti ve kuyruğunu da Erebus’a doğru savurdu. Erebus gelen kuyruk darbesinden kurtulmak için bir goril çağırdı. Goril kuyruğa doğru bütün gücüyle vurdu. Goril fazla dayanamadı ve kuyruk onu da yok etti. Erebus kuyruğun olduğu yerden aşağı doğru inmişti. Ejder Erebusa doğru ilerlemeye başladı. Erebus gırtlağını yırtarcasına bağırdı. -GERİSİ SENDE CARL! -“Manam sınıra geldi.” Carl iki eliyle sol kılıcını tutuyordu ve göğe doğru kaldırmıştı. Kanatları açık bir şekilde adeta gökten inmiş bir varlık gibiydi. Carl bütün gücü ile sol kılıcını ejderin olduğu yere doğru savurdu. Neredeyse ejderin büyüklüğünde olan bir slash parçası bembeyaz bir şekilde bütün bir odayı güneş gibi parlatıyordu. Erebus’dan dikkati dağılmış olan ejder son anda fark etti. Lakin çok geçti bu devasa ışın ejderin kellesini vücudundan ayırdı. Ejderin simsiyah kafası beyaz ışıkla yanmaya başladı, Slash yere çarpıp boyutundan daha büyük bir etki bıraktı. Carl gülümseyerek havada duruyordu.. -Sonunda bit- Carl’ın kanatları gözü ile yavaş yavaş kapanmaya başladı ve vücudu arkaya doğru gitmeye. Carlın gözü ve kanatları tamamen kapandı ve carl yere düşmeye başladı. Ani bir hamle ile Erebus, Carl’ı havada yakaladı. Carl kucağında bir şekilde yere iner. -Ölmene izin veremem. — Carl gözlerini açtı. Yanına bakınca bir şey ile uğraşan Erebus’u gördü. -Ne oldu en son? Elinde savaştan çıkan ganimetleri tutan Erebus. -Bayıldın, ne olacak? -Sen ne yapıyorsun? -Ganimeti topluyordum kalkınca hızlı gideriz diye. Hem eşit şekilde de böldüm. Carl ağır hareketlerle olduğu yerden kalkıp Erebus’un yanına gitti. -İçine sinmezse değiştirebilir. Ben uğraşma diye böldüm. -Sorun yok sorun yok devam edelim hem yardımın olmasa sittin sene o ejderi yenemezdim. Eşyaları bölüştükten sonra ormanın içinde yürümeye başladılar. Şafak söküyor, kuşlar ötüyor, sincaplar dolaşıyordu. -Carl o beyaz ışık ve kanatlar neydi? -Çok uzun hikaye özetlemek gerekirse, özel bir özellik gibi bir şey. Tam bende bilmiyorum. -Bir ejderi tek darbe ile indirmek… -Oyalamasan yenemezdim zaten çok takma kafana. Erebus gülümseyerek Carl’a döndü. -Öyle diyorsan öyledir. -Yüzün parlıyor resmen. -Kıskandın mı? Carl kafasını çevirip yürümeye devam etti. -Neyini kıskanıcam? ben halimden mutluyum bay zarafet. -Şimdi sen deyince fark ettim dışarıdan bir göz olarak bakınca sana yaklaşmak istemezdim. Carl merakla kafasını çevirdi. -O niye? -Gereğinden fazla korkunç, tehditkar bir auran var. Yüzün, vücudun, saldığın aura hepsi tehditkar,ciddi ve korkutucu. Carl gülümseyerek önüne döndü. -Ben halimden mutluyum sırf benden korktuğu için bir insan benden uzak duruyorsa beni hak etmiyordur zaten. -Ohh egoya bak. -İster ego de ister hayat görüşü fakat ben okyanus olmayı tercih ederim. Erebus merakla Carl’a baktı. -Ne demek istiyorsun? -Dışardan belirsiz ve korkutucu hatta ölümcül duran bir okyanus. Korkan hiç bulaşmayıp kaçar, yüzmeyi bilmeyen boğulur, derinlerine sabırsızlıktan inemeyen kaçırır. Fakat korkusuzca derinlerine yüzen biri. İşte o kişi benim sularımın hepsini hak ediyordur. — Luna endişeli bir şekilde camdan dışarıyı seyrediyordu. -“Gelmedi. İyi mi acaba?” — Carl ensesini kaşıdı. -“Aklıma bir an sen geldin Luna.” Carl ifadesiz bir surat ile Erebusa baktı. Fazla gülen insan derinlerinde büyük acılar saklıyordur, dışarıdan güçlü duran kişi içinde en büyük savaşları veriyordur. Her şeye ağlayan kişi ise ya dikkat çekmeye çalışıyordur ya da yaptığı bir boku saklamaya çalışıyordur. -Ee? Piçimsi bir gülümseme takındı. -Fark ettiysen genelde insanlar göründüklerinin tam terside olabilir bay zarafet. Erebus gülümsedi. -Bana şerefsiz biri mi demek istiyorsun? Carl ifadesiz bir surat ile devam etti. -Yooo sadece şunu diyorum her şey dış görünüşe bağlı değildir. Hem daha yeni tanıştık senin huyunu nereden bileyim. Ayrıca beni kurtaran birine şerefsiz diyecek halim yok ya. -Öyle olsun bakalım. Bölüm Biter…