Av
4.1 Carl şehirden çıkmak için şehrin devasa çıkış kapısına doğru ilerliyor. -Carl: Her şey halledildi, artık çift kılıcım da var. gitme vakti! Kuşların öterek resmen şarkı söylediği, ağaçların uçsuz bucaksız yarattığı yeşilliğin adeta yer ve göğü bağlar gibi okyanus mavisi gökyüzünün birleştiği orman manzarasına karşı Carl, okyanus kadar derin bakışlarıyla uzun uzun manzarayı izler. Belli bir süre sonrasında derin bir iç çeker. Carl: Şimdi çift kılıcı seçtiğim için Adventurer panel (AP) bunun yolu açılmış olmalı. Carl’ın önünde bir ekran açılır. AP: Sol üstte maceracının seviyesi. Aşağıda maceracıya bir sonraki seviye için gerekli olan EXP'yi gösteren bar. Sağ üstte açtığı yetenekleri gösteren sekmeye götüren tuş. Altında açtığı unvanlara götüren tuş. Tam ortada sahip olduğu kılıcın bilgilerini gösteren sekme. Carl AP'yi kapatır ve lvl kasmak için etrafı aramaya başlar. —“Aldığım kılıç düz bir kılıç olduğu için herhangi bir eklentisi yoktu. Seviyemi 1 yapmak için 100 EXP toplamam gerekiyor. Acaba bir slime kaç EXP yapıyor?” Carl belli bir süre arandıktan sonra çalılığın arkasında bir slime görür. —“Şu an hiçbir yeteneğim yok, o yüzden sadece kılıç yeteneğimle savaşmam lazım. Zaten slimelar o kadar güçlü değiller.” Carl’ın kafasına çok önemli bir detay dank eder. —“Bir dakika… güvenmem gereken şey… kılıç yeteneklerim… hmmm… evet! Nasıl kullanıldığına dair en ufak fikrim yok!” Carl (gülümser): Eh, deneyerek öğreneceğiz artık. Carl iki kılıcını sırtındaki kınlarından çekerken slime’a doğru yürür. Slime Carl’ı fark eder etmez seke seke Carl’ın üstüne doğru gider. Carl kılıçlarını tamamen çeker ve üstüne doğru koşar. Carl: “Bir kılıçla birlikte koşmak zaten yeterince zor; bir de iki tane var.” Carl iki kılıcını da aynı anda göğe doğru kaldırır ve slime’ın olduğu yere doğru dikey bir şekilde indirir. Fakat saldırısını önceden çok belli ettiği için slime, saldırı gelmeden kendini yay gibi gerer ve sağa doğru hızlı bir manevra yaparak kaçar.Carl, dengesiz bir şekilde indirdiği kılıçlarını resmen toprağa gömer. Bu açıktan yararlanarak Carl’ın solundan smaç atılmış bir top gibi sağlam bir yapıştırır. Carl: Şerefsiz, bir yerinde dur; daha kılıcı çekemedim. Carl kendini toparlar ve tekrar saldırıya geçer. Bu sefer sadece sol kolunu yukarı doğru, aşırı olmayacak şekilde kaldırır ve yere doğru soldan sağa çapraz bir şekilde indirir. Slime aynı şekilde bu sefer sola atılır. Carl bu hamleye karşı sağ kılıcı ile yatay bir kesikle slime’ı ikiye ayırır. Carl: Böyle bölerler adamı! “İnsan değil ki bu… ” Carl kan ter içinde kalmış, zar zor nefes alıyordur. Ve AP'yi açar. AP: +5 EXP Carl 5 görünce tutuşur. Carl: Bir dakika, bir dakika! şaka yapıyor olmalısın; sadece 5 EXP mi? Bu ne böyle, 19 tane kesmem lazım bu şekilde. Carl’ın ufak bir morali bozulur. Carl: E tabi, aslında slimelar maceracıların hepsi için karıncadan farksız ama savaşçı için öyle mi? Sonra iki yanağına şaplak atar. Carl: Eeee Carl bey, “öyle ben maceracı olucam” demekle adam olunmuyor; haydi bakalım! Carl bir şeyi hatırlamış gibi aşağıya bakar. Carl: Doğruya düşen ganimetler bunlarda para ediyor. Yerde duran küçük mavi topçuğu eline alır ve kesesine atar. Carl: Kaldı 19! 4.2 Carl yürüyen bir ölü gibidir. —“Güneş en tepede olduğu saatte geldim ve şu an güneş battı batacak. Son bir tane daha, bundan sonra seviye atlayacağım.” O esnada Carl karşısında bir slime görür ve direkt üstüne doğru sert adımlarla, kılıçları çekik bir vaziyette koşmaya başlar. Slime kendisini Carl’ın karnına gelecek bir şekilde adeta rüzgârı keserek fırlatır. Carl kendisini sola doğru düşer şekilde bırakır. Slime sağ arkasına vardığında sol kılıcını yere bir bayrak gibi diker ve sağ elindeki, yere doğru bakan kılıcı kıvrak bir bilek hareketiyle yönünü gökyüzüne çevirip sert bir hamle ile bileğini büker. Slime havada ikiye ayrılır ve Carl’ın arkasına doğru düşmesiyle birlikte Carl’ın sağ elindeki kılıcı düşürmesi bir olur; Carl ise kılıcının arkasından onu takip edip yer ile bir olur. Fakat Carl’ın yüzü durumunun aksine tamamen mutluluk doludur. —“İşte bu lan! Şerefsizler, size karşı ilk adımımdır bu; yazın bunu tarihi kitaplara ‘İşte Carl efsanesinin doğuşudur bu!’ diye! AP açılır. AP: Level up Yeni yetenek: Dash (lvl 1) Açıklama: İleri doğru hızlı atılmanı sağlar (mana 10) —Al işte yeteneğin boktanlığına bak. Carl’ın yüzünden yorgunluk akıyordur. Fakat Carl’daki hırs bu yorgunluğu silip suyunu sıkıyordu resmen. -Hodri meydan ey Tanrı! Kaderimi nasıl yazdığın umrumda değil; o lanet kaderin kölesi olmayacağım! Carl bu yükselişinin hemen ardından bir şey fark eder. —Bir dakika, mana mı dedi o? Carl AP'ye bakar. —Ah evet, orada EXP barının hemen üstünde mavi bir çubuk var. Üstünde ne yazıyor? Carl yazıyı okuyabilmek için gözünü kısar. Fakat üstünden zaman geçmeden gözleri fal taşı gibi açılır; resmen dehşete düşer. —Hassiktir! Yaaani Tanrım, iyi hoş da 50 mana ile adalet anlayışınızı biraz sorgulamamız gerektiğini düşünüyorum. Tabii siz en iyisini bilirsiniz, yüce varlık. Carl sakinleşip kılıcından destek alarak ayağa kalkar. —E, Tanrıya meydan okuyorsun paşam; yalakalık yapma. Neyse, şu dashi bir denemek lazım. İsmini kullanır gibi düşünmem yeter herhalde? Carl derin bir nefes alır. —“DASH” Carl bir anlığına rüzgâra karışır ve arkasında silüetini bırakır; arkasında onu takip eden rüzgâr ile 1 metre ötede aniden belirir. —“Kısa mesafeli ışınlanma gibi duruyor ama değil; çünkü ışınlanma olsaydı arkamdan beni rüzgâr takip etmezdi. Bunun yerine çok hızlı bir şekilde ileri atılma diyebiliriz. E tabii adı üzerinde ne bekliyorsun, Carl?” 4.3 Carl ormanda elindeki mavi topçuk ile dolu keseye bakarak yürürken uzaktan gelen üç yabancıyı fark eder. Fark eder etmez elindeki keseyi saklar. Bu gelen tiplerden biri bereli, biri sıska, biri yapılıdır. Yüzlerine bakmak, iyi insanlar olmadıklarını anlamaya yetiyordu. Bereli: Lan, bu bizim loncadaki lanetli çocuk değil mi? Sıska: Ahahahah, gerçekten de o eziğe bak; bir de çift kılıç seçmiş. Yapılı: Lan, velet; üstünde işimize yarayacak bir şeyin var mı bari? Carl: “Bu şerefsizler, ilk gün benimle dalga geçen şerefsizler; şu an şehir dışındayım. Kelimelerimi seçerken dikkatli olsam iyi olur; sonuçta bu tarz cinayetler çok sıradışı değil.” Carl: Abilerim, benden size bir şey çıkmaz; dediğiniz gibi eziğin tekiyim; bir canavar bile kesemedim. Hepsi birlikte ağızlarını yırtarcasına kahkaha atmaya başlarlar. Bereli adam Carl’ın arkasında duran keseyi fark eder ve işaret ederek: Bereli: Bu piç kurusu yalan söylüyor; bakın arkasında dolu bir kese var. Carl (soğukkanlı bir şekilde): Hayır efendim, sadece içinde kurabiye var; başka bir şey yok. Bereli olan, yapılı olana doğru döner ve ufaktan kafasını sallar; sallamasıyla birlikte yapılı olan adam ani bir hamle ile sağ bacağını öne doğru sert bir şekilde basar; öyle bir bas ki yerde duran çakıllar havaya doğru yükselir. Ardından sağ kolunu omzundan gererek bütün gücüyle Carl’ın tam kafasına doğru adeta bir gülle gibi savurur. Carl tam yumruk ona isabet edecekken kaybolur. —“DASH!!!” Carl yumruğun sağına doğru kullandığı dash yeteneği ile atılır ve yumruktan kaçınır. Üç serserinin Carl’ın yaptığına şaşırdıkları yüzlerinden okunur. Fakat Carl atıldıktan hemen sonra üzerine, aynı onun gibi rüzgârı kesercesine gelen bereli adam onu bir çırpıda yere serer. Bereli: Haha, sırf boktan bir dash kullandın diye havalanma; herkeste olan bir yetenek bu. Carl’ın üstüne çullanan bereli adam Carl’ın kesesini eline alır ve açıp bakar. Bereli: Haha, piçe bak sen; bir de slime avlamış. Sıska: Ahahahahahah, tam bir ezik. Bereli adam Carl’ın üstünden kalkar ve arkasına bakıp Carl’ın yüzüne doğru tükürür; ardından yerde yatan Carl’ı arkada bırakıp ormanın karanlığında kaybolurlar. Carl yavaş bir şekilde ayağa kalkar. Tükürüğü elinin tersi ile siler. Carl’ın yüzünü bir seri katilin kana susamışlığı bürür. —Orospu çocukları yüzünden bu hale düştüm; hepsine bedelini fazlasıyla ödeteceğim. Görecekler; eğer bu yaptıkları yanlarına kalırsa ben de Carl değilim, lan! BÖLÜM BİTER…