Bolum 5

5.1 Carl loncaya boynu bükük bir şekilde girdi ve ağır adımlarla yürüyordu. Darmadağın bir üst, bitkin bir beden ve hepsinden öte ölü bir çift göz. Carl resepsiyona vardığında Asteria onu karşıladı. Asteria, Carl’ın halini görünce dehşete kapıldı. -Carl, ne oldu sana? İyi misin? Carl garip bir tavır takındı. Asteria ise kendini toparladı. -Teşekkürler Asteria… İyiyim? -Öhöm, öhöm… Evet efendim, size nasıl yardımcı olabilirim? -“Eh, ne kadar profesyonel takılsada sonuçta sadece benden beş yıl büyük bir kız çocuğu… Bir dakika ulan! Tanıdık geldi bu bana.” -Ben yirmi tane slime kestim, ödülümü almak istiyorum. -Anladım efendim, slime özlerini teslim edebilir misiniz? - … Carl kırık ve buruk bir sesle başını eğdi. -Topladığım özlerin hepsi çalındı. Kanıtlamamın başka bir yolu yok mu? - Ne yazık ki efendim… Carl bir anda sanki delirmiş gibi yüksek ve hiddetli bir sesle haykırmaya başladı. -O para benim için çok değerli Asteria! Lütfen bir yolunu bulman lazım; yoksa yarını geçtim, bugün boyunca hiç yemek yememiş, hatta bırak yemeği, su bile içmemiş bir şekilde yatacağım. Bir kuruş param yok zaten, götüm sikildi sabahtan beri sadece bu soktuğum slimelarını kesmekle uğraşıyorum!! Asteria neye uğradığını şaşırdıve Carl’ı sakinleştirmeye çalıştı. -Carl, lütfen sakin ol. Ne yapıyorsun? Sen bütün bir loncanın önündeyiz. İnsanlar sana nasıl bakıyor, farkında mısın? Carl, Asteria’yı umursamayarak. -O şerefsizler… O şerefsizler yüzünden oldu her şey! O tipini siktiklerim… Hepsini onlar çaldı. O yavşaklar olmasaydı- Carl böyle söverken bu üç serseri ortaya çıktı ve sinirli bir şekilde Carl’a doğru yürüdüler. Bereli olan bağırmaya başladı. -Lan, götten bacaklı, bizim hakkımızda nasıl suçlamalar yapıyorsun? Hem kullandığın küfürler, sikim kadar boyun var. Bunları nereden biliyorsun lan? Sıska olan omzundan tuttu. -Dostum, saçmalama; ne yapıyorsun, otur şuraya. -Bırak acı çekmesini izleyelim. Niye karışıyorsun kaptan. Carl üçünü görünce o deliliğinden eser kalmadı. Sanki bir ruh kadar ifadesiz duruyordu. Üçü de Carl’ın yanına gelince Bereli, Carl’a doğru eğildi. Carl ise tamamen ruh gibiydi. -Ne oldu, dilini mi yuttun? Carl’ın yüzü sanki oltasının yemine balık yakalamış gibi değişti ve Asteria’ya sinsi bir gülümseme ile döndü. -Asteria, suçlu olduklarını kanıtlarsam ne olur? -Ş-şey, hem şiddetten hem de eşya çalmaktan zindana sürülürler; bir de kazandığın eşyaların parası, görev parası ve tazminat parası kazanırsın. Bunu duyan Carl, serserilere geri döndü. Yüzünde öyle bir gülümseme vardı ki, şeytan görse şeytanlığını devredecek seviyede. Carl kollarını açtı, yüksek sesle konuşmaya başladı -Beyler, ben hırsızlara sövüp sayıyordum değil mi? Size karşı hiç ağzımı açtığımı hatırlamıyorum. Elini çenesine koydu. -Bu kadar götünüzün kızışmasının tek bir sebebi olabilir değil mi? Serserilere doğru eğildi. Serseriler aslanken kedi yavrusu kesildiler. Carl ise avını yakalamış bir avcı gibi bir zafer gülümsemesi takındı. -Siz o bahsettiğim sayın şerefsiz hırsızlarsınız! Serseriler bir anda afalladı ama sıska olan hızla toparlandı. -Kanıtın var mı? Kanıtın alooo, kimi suçluyorsun sen? Bunu duyan Carl adeta zevke geldi ve serserilerin araya girdiğinden beri takındığı zarifliği hiç bozmadan, adeta bir tiyatro oyununun parlayan yıldızıymış gibi devam etti. -Efendim, madem suçsuz olduğunuzdan bu kadar eminsiniz, size söyleyeceğim tek isteği hiç düşünmeden yerine getirebilirsiniz değil mi? -Tabii çabuk söyle de deliliğini herkes görsün. Carl eli ile Yapılı adamı işaret etti. Sıska olan şüpheci bir tavır takındı ama diğer ikisi hiç umursamadan alaya aldılar. -Ver gitsin şu deliye! İçi boş bir keseyi neresine sokacaksa. Yapılı olan keseyi Carl’a uzattı. Carl’ın tavırlarındaki zariflik değişmez ama yüzü o kadar ifadesiz, o kadar odaklıdır ki, tamamen yırtıcı bir hayvanın avını izlerkenki odağının yüzüne vurmuş haliydi. Carl yavaş bir şekilde elini uzattı, keseyi aldı ve kendine çekti. Sonrasında keseye elini daldırıp parmaklarıyla alt kısmını tuttu, adeta jilet çeker gibi çekti kolunu. Kesenin içini dışına çıkardı. Kesenin üstünde ne manidardır ki, Carl yazıyordu. Carl’ın yaşadığı mutluluğu anlatmam gerekirse: Çölün ortasında çok susamışsındır ve bir şişe soğuk su eline geçmiştir hani, işte o suyu içmeye başladığında aldığın ilk yudumun verdiği keyif var ya, işte o kadar keyifli bir mutluluk yaşıyordu Carl. -Ahhh! Ahh efendim, ne üzücü bir durum! Gerçekten, şuna bakın; sizden aldığım kesenin içinden benim ismim çıktı. Ne büyük tesadüf. Serseriler tamamen dehşete düştüler. -Öldürün şu piçi! Üçü Carl’ın üzerine atıldılar fakat Carl kılını bile kıpırdatmaz. Araya üç tane güvenlik girdi ve üçünü de havada yakaladıkları gibi sert bir hamle ile yere vurdular. Güvenlikler üçünün kollarını iple bağlamaya başlarladı. Carl ise manzaranın keyfini sürmekteydi. -Ulan! Madem güvenliğiniz var, neden bu adam delirmişken devreye girmediler? Carl elini havaya kaldırdı. -Güvenliklerin uyması gereken kurallardan birkaçına bakalım. Carl işaret parmağını kaldırdı. -Bir! Güvenlik, herhangi bir sözlü kavgaya karışmamak zorundaydı. Çünkü hangi tarafın haklı olup olmadığı somut bir şekilde kanıtlanmadan karışıp susturursa adaletsizlik olur, değil mi? Carl orta parmağını da kaldırdı. -İki! Herhangi bir görevli onları çağırırsa araya girmek zorundalar. Dikkat ettin mi, Asteria bir kere bile “güvenlik” demedi. Carl yüzük parmağını da kaldırdı. -Üç! Ve sonuncusu: Biri fiziksel şiddete başvuruyorsa ayırmak zorundalar. Eğer şiddet hiç olmadan konu kapanırsa, haksız çıkan taraf için araya girmek zorundalar. Carl yerde yatan Bereli adama doğru çömelip yaklaştı ve alaycı bir tonla konuştu. -Sizin bu kuralları bilmemeniz ne büyük kayıp, değil mi? Merak etme, ben insanların yüzüne tükürecek kadar aşağılık biri değilim. Carl olaylar bitince Asteria’nın yanına bıkkın ve tükenmiş bir yüz ile gitti. - Kanıtladığıma göre bahsettiğin haklarımı alabilir miyim? Artık ayakta duramayacak haldeyim. Zaten fiziksel açıdan çok yorucu bir gündü. Üstüne üstlük böyle bir tiyatro sahnesi beni gerçekten çok yordu. Asteria hala tam olarak olan biteni anlamamış bir ifade ile cevap verdi. -Hemen hallediyorum efendim. Asteria para işini halledince Carl parayı resepsiyondan aldı. Ağır adımlarla ilerlemeye başladı ve en sonunda loncadan çıktı. Asteria da hemen arkasından hızlı adımlarla dışarı çıktı. Derin bir nefes aldı ve Carl’a seslendi. -Carl, o kadar şey yaşandı; en azından bana bir açıklama yapamaz mısın? Carla yavaşça arkasını döndü. Artık gözleri neredeyse kapanmak üzereydi. -Şey, biraz yorgunum da önemli değilse sonra konuşsak olur mu? Asteria üzgün bir şekilde cevap verdi. -En azından sana ne yaptıklarını anlatsan? Carl tebessümle cevap verdi. -Resepsiyonist hanım, ne kadar da endişeli çıktı öy— Carl’ın gözleri, Carl daha sözünü bitiremeden tamamen kapandı ve vücudu yere doğru düşmeye başladı. Yere düşmeye başladığını gören Asteria panikledi ve kendini endişesiyle birlikte öne doğru attı. Asteria yere düşen Carl’ı iki koluyla sarıp tuttu. -Carl? -“Gerçekten ne garip bir çocuksun Carl… Her gün beni bu kadar endişelendireceksen işimiz zor senle.” Carl gözlerini açar açmaz yerinden fırladı. Olduğu yer tanıdık gelsede karanlıktan ötürü tam anlayamadı. Tanıdık bir ses seslendi. -Yeğen, sakin ol bakalım. Geri bayılmaya mı çalışıyorsun? Asteria ve Tetsu, şaşkına dönmüş olan Carl’a endişeli bir şekilde bakıyorlardı. BÖLÜM BİTER…