İntikam

5.1 Carl loncaya boynu bükük bir şekilde girer ve ağır adımlarla yürür; darmadağın bir üst, bitkin bir beden ve hepsinden öte ölü bir çift göz. Carl resepsiyona vardığında Asteria onu karşılar. Asteria, Carl’ın halini görünce dehşete kapılır. Asteria: Carl, ne oldu sana? İyi misin?!?! Carl garip bir tavır takınır; Asteria ise kendini toparlar. Carl: Teşekkürler Asteria… iyiyim? Asteria: Öhöm, öhöm… evet efendim, size nasıl yardımcı olabilirim? Carl: “Eh, ne kadar profesyonel takılsada sonuçta sadece benden 5 yıl büyük bir kız çocuğu… bir dakika, lan, tanıdık geldi bu bana.” Carl: Ben 20 tane slime kestim, ödülümü almak istiyorum. Asteria: Anladım efendim, slime özlerini teslim edebilir misiniz? Carl: … Carl (kısık ve buruk bir sesle): Topladığım özlerin hepsi çalındı; kanıtlamamın başka bir yolu yok mu? Asteria: Ne yazık ki efendim… Carl bir anda sanki delirmiş gibi yüksek ve hiddetli bir sesle haykırmaya başlar. Carl: O para benim için çok değerli Asteria! Lütfen bir yolunu bulman lazım; yoksa yarını geçtim, bugün boyunca hiç yemek yememiş, hatta bırak yemeği, su bile içmemiş bir şekilde yatacağım. Bir kuruş param yok zaten, götüm sikildi sabahtan beri sadece bu soktuğum slimelarını kesmekle uğraşıyorum!! Asteria neye uğradığını şaşırır ve Carl’ı sakinleştirmeye çalışır. Asteria: Carl, lütfen sakin ol; ne yapıyorsun? Sen bütün bir loncanın önündeyiz. İnsanlar sana nasıl bakıyor, farkında mısın? Carl (Asteria’yı umursamayarak): O şerefsizler… o şerefsizler yüzünden oldu her şey! O tipini siktiklerim… hepsini onlar çaldı. O yavşaklar olmasaydı— Carl böyle söverken bu üç serseri ortaya çıkar ve sinirli bir şekilde Carl’a doğru yürürler. Bereli: Lan, götten bacaklı, bizim hakkımızda nasıl suçlamalar yapıyorsun? Hem kullandığın küfürler, sikim kadar boyun var; bunları nereden biliyorsun lan? Sıska: Dostum, saçmalama; ne yapıyorsun, otur şuraya. Yapılı: Bırak, acı çekmesini izleyelim; niye karışıyorsun, kaptan? Carl üçünü görünce o deliliğinden eser kalmaz; sanki bir ruh kadar ifadesiz duruyor. Üçü de Carl’ın yanına gelince Bereli, Carl’a doğru eğilir. Carl ise tamamen ruh gibidir. Bereli: Ne oldu, dilini mi yuttun? Carl’ın yüzü sanki oltasının yemine balık yakalamış gibi değişir ve Asteria’ya sinsi bir gülümseme ile döner. Carl: Asteria, suçlu olduklarını kanıtlarsam ne olur? Asteria: Ş-şey, hem şiddetten hem de eşya çalmaktan zindana sürülürler; bir de kazandığın eşyaların parası, görev parası ve tazminat parası kazanırsın. Bunu duyan Carl, serserilere geri döner; yüzünde öyle bir gülümseme vardır ki, şeytan görse şeytanlığını devredecek seviyede. Carl (yüksek sesle, kollarını açar): Beyler, ben hırsızlara sövüp sayıyordum değil mi? Size karşı hiç ağzımı açtığımı hatırlamıyorum (elini çenesine koyar). Bu kadar götünüzün kızışmasının tek bir sebebi olabilir değil mi??? (Serserilere doğru eğilir.) Serseriler aslanken kedi yavrusu kesilirler. Carl ise avını yakalamış bir avcı gibi bir zafer gülümsemesi takınır. Carl: Siz o bahsettiğim sayın şerefsiz hırsızlarsınız!!!! Serseriler bir anda afallar ama sıska olan hızlı toparlar. Sıska: Kanıtın var mı? Kanıtın alooo, kimi suçluyorsun sen?? Bunu duyan Carl adeta zevke gelir ve serserilerin araya girdiğinden beri takındığı zarifliği hiç bozmadan, adeta bir tiyatro oyununun parlayan yıldızıymış gibi devam eder. Carl: Efendim, madem suçsuz olduğunuzdan bu kadar eminsiniz, size söyleyeceğim tek isteği hiç düşünmeden yerine getirebilirsiniz değil mi? Sıska: Tabii ki de; çabuk söyle de deliliğini herkes görsün. Carl eli ile Yapılı adamı işaret eder. Sıska olan şüpheci bir tavır takınır ama diğer ikisi hiç umursamadan alaya alırlar. Bereli: Ver gitsin şu deliye! içi boş bir keseyi neresine sokacaksa. Yapılı olan keseyi Carl’a uzatır. Carl’ın tavırlarındaki zariflik değişmez ama yüzü o kadar ifadesiz, o kadar odaklıdır ki, tamamen yırtıcı bir hayvanın avını izlerkenki odağının yüzüne vurmuş haliydi. Carl yavaş bir şekilde elini uzatır, keseyi alır ve kendine çeker. Sonrasında keseye elini daldırıp parmaklarıyla alt kısmını tutar; adeta jilet çeker gibi çeker kolunu. Kesenin içini dışına çıkarır. Kesenin üstünde ne manidardır ki, Carl yazıyor. Carl’ın yaşadığı mutluluğu anlatmam gerekirse: Çölün ortasında çok susamışsındır ve bir şişe soğuk su eline geçmiştir; işte o suyu içmeye başladığında aldığın ilk yudumun verdiği keyif var ya, işte o kadar keyifli bir mutluluk yaşıyor Carl. Carl: Ahhh! ahh efendim, ne üzücü bir durum! Gerçekten, şuna bakın; sizden aldığım kesenin içinden benim ismim çıktı. Ne büyük tesadüf. Serseriler tamamen dehşete düşerler. Bereli: Öldürün şu piçi! Üçü Carl’ın üzerine atılırlar fakat Carl kılını bile kıpırdatmaz. 5.2 Araya üç tane güvenlik girer ve üçünü de havada yakaladıkları gibi sert bir hamle ile yere vururlar. Güvenlikler üçünün kollarını iple bağlamaya başlarlar; Carl ise manzaranın keyfini sürmektedir. Bereli: Lan, madem güvenliğiniz var, neden bu adam delirmişken devreye girmediler? Carl (elini havaya kaldırır): Güvenliklerin uyması gereken kurallardan birkaçına bakalım. Carl işaret parmağını kaldırır: —1! Güvenlik, herhangi bir sözlü kavgaya karışmamak zorundadır; çünkü hangi tarafın haklı olup olmadığı somut bir şekilde kanıtlanmadan karışıp susturursa adaletsizlik olur, değil mi? Carl orta parmağını da kaldırır: —2! Herhangi bir görevli onları çağırırsa araya girmek zorundalar. Dikkat ettin mi, Asteria bir kere bile “güvenlik” demedi. Carl yüzük parmağını da kaldırır: —3! Ve sonuncusu: Biri fiziksel şiddete başvuruyorsa ayırmak zorundalar. Eğer şiddet hiç olmadan konu kapanırsa, haksız çıkan taraf için araya girmek zorundalar. Carl yerde yatan Bereli adama doğru çömelip yaklaşır ve alaycı bir tonla: —Sizin bu kuralları bilmemeniz ne büyük kayıp, değil mi? Merak etme, ben insanların yüzüne tükürecek kadar aşağılık biri değilim. 5.3 Carl olaylar bitince Asteria’nın yanına bıkkın ve tükenmiş bir yüz ile gider. Carl: Kanıtladığıma göre bahsettiğin haklarımı alabilir miyim? Artık ayakta duramayacak haldeyim; zaten fiziksel açıdan çok yorucu bir gündü. Üstüne üstlük böyle bir tiyatro sahnesi beni gerçekten çok yordu. Asteria (hala tam olarak olan biteni anlamamış bir ifade ile): Hemen hallediyorum efendim. Asteria para işini halledince Carl parayı resepsiyondan alır; ağır adımlarla ilerlemeye başlar ve en sonunda loncadan çıkar. Asteria da hemen arkasından hızlı adımlarla dışarı çıkar. Derin bir nefes alır ve Carla seslenir: —Carl, o kadar şey yaşandı; en azından bana bir açıklama yapamaz mısın? Carla yavaşça arkasını döner; artık gözleri neredeyse kapanmak üzeredir. Carl: Şey, biraz yorgunum da; önemli değilse sonra konuşsak olur mu? Asteria (üzgün bir şekilde): En azından sana ne yaptıklarını anlatsan? Carl (tebessümle): Resepsiyonist hanım, ne kadar da endişeli çıktı öy— Carl’ın gözleri, Carl daha sözünü bitiremeden tamamen kapanır ve vücudu yere doğru düşmeye başlar. Yere düşmeye başladığını gören Asteria panikler ve kendini endişesiyle birlikte öne doğru atar. Asteria yere düşen Carl’ı iki koluyla sarıp tutar. —Carl? “Gerçekten ne garip bir çocuksun Carl… Her gün beni bu kadar endişelendireceksen işimiz zor senle.” Carl gözlerini açar açmaz yerinden fırlar; olduğu yer tanıdık gelsede karanlıktan ötürü tam anlayamaz. Tanıdık bir ses: Yeğen, sakin ol bakalım; geri bayılmaya mı çalışıyorsun? Asteria ve Tetsu, şaşkına dönmüş olan Carla endişeli bir şekilde bakıyorlar. BÖLÜM BİTER…