Bolum 6
Carl uyandıktan sonra meraklı gözlerle etrafına baktı ve Asteria’ya döndü. -Asteria, en son ne oldu? -Yere düşüp bayıldın Carl. Carl alaycı bir tonla gülümsedi. -Sen de beni kucaklayıp taşıdın he… Vay be, resepsiyoniste bak sen. Asteria hafif yüzü kızarık gözlerini kaçırdı. -Şimdi geriye döndüm de, keşke bıraksaydım da yere kapaklansaydın. -Ahahaha, gençlik ne güzel şey böyle. Ufak bir şakalaşmadan sonra herkes kendini toparladı. -Peki, demirci nereden çıktı Asteria? -Sen bayıldıktan sonra… — 1-2 saat önce — Carl Asteria’nın kucağında baygın bir şekilde yatıyordu. Asteria ise endişeli bir şekilde ne yapacağını düşünüyordu. -“Şimdi ben Carl ile ne yapacağım? Ne evini biliyorum, ne tanıdığı birini, ailesinin nerede oturduğunu bilmiyorum…” Çekingen bir tavır takındı. - “Tek seçenek kendi evim kalıyor galiba.” Bunu der demez uzaktan endişeli bir ses geldi. -Hey küçük hanım, o kucağındaki çocuk Carl mı? Gelen kişi Tetsu’ydu. Asteria, Tetsu’nun endişesini anlayınca rahatlayıp cevap verdi. -Evet efendim, sizin tanıdığınız mı? -Yok, sadece ismini bildiğim bir yabancı. Derin bir sessizlikle birbirlerine bomboş baktılar. Sessizliği bir karga sesi bozdu. -Yaw, tanıdığım tabii! Neyi var Carl’ın? Tetsu’nun paniği vücuduna vurmuş olacak ki Carl’ın yanına hızla gelirken ayağı kaydı ve Asteria’nın yanına doğru dizinin üstüne düştü. -Ananı— -Efendim, iyi misiniz? -Bu kadarcık şey bana koymaz. Benden önemlisi Carl’ın neyi var? -Yorgunluktan bayıldı. Bunu duyan Tetsu ufaktan rahatladı ve Carl’a baktı. - Ah lan velet beni ikinci kez endişelendiriyorsun böyle. Sakin bir tavırla Asteria’ya döndü. - Küçük hanım, ismin ne bakalım? -Asteria, efendim. -Asteria, bana Tetsu amca de. Burası bu saatte konuşmak için saçma bir yer. Benim dükkana gidelim. -Tamamdır, Tetsu amca. — Şu an — Bunları dinleyen Carl sakin bir sesle cevap verdi. -Anladım, ikinize de çok teşekkür ederim. - Asteria endişeden ölecek gibi duruyordu, he. Asteria kızarmış ve sinirli bir şekilde Tetsu’ya baktı. -Diyene bak, sırf endişeden dizini kırıyordun be adam. Carl ikisini böyle görünce içten bir kahkaha patlattı. -Hahahahaha, insana aile ortamı çok iyi geliyor gerçekten. Bunu duyan Tetsu ve Asteria, Carl için üzülseler de hiç belli etmezler. -Carl… anlatabilecek bir durumda mısın? Carl anlatmaya başladı, Tetsu ve Asteria onu can kulağıyla dinlediler. -Şimdi, çok uzun bir hikaye. İlk önce yaptıklarından başlayalım. Ben yirmi slime’ı kestikten sonra bu üçü karşıma çıktı ve beni gasp etmek istediler. Ben de elimde hiçbir şey olmadığını söyledim ama keseyi fark ettiklerinde Yapılı olan adam kafama doğru bir yumruk salladı; ondan kaçınsam da Bereli’nin üstüme çullanmasından kaçınamadım. Asteria kendini tutamadı. -Haysiyetsizler! On yaşındaki çocuğa üç kişi dalmak neymiş? Keşke hapse gitmeden bir fiske ben onlara vursa- Carl ve Tetsu şaşkınlıkla Asteria’yı izliyordu. Asteria, bu bakışları fark edince domates gibi kıpkırmızı oldu. -Şeyy, özür dilerim, kendimi tutamadım bir an. Tetsu da kendini tutamaz ve kıkırdamaya başladı. Carl o sırada ikisini ifadesiz bir şekilde izliyordu. -Ne var be! -Üzgünüm, üzgünüm, ben de tutamadım kendimi. Sonrasında Carl bütün olanları Asteria ve Tetsu’ya teker teker anlattı. Anlatmayı bitirince Tetsu merakla bir soru sordu. -Anlattıklarını anladım yeğen fakat aklıma takılan iki sorum var. Birincisi, bunları nasıl öngördün? İkincisi, bunları nereden biliyordun? -Ben de bunu merak ediyorum. -Açıkçası şöyle… Babamın ne kadar hevesli olduğunu sen zaten biliyorsun Asteria. Babam bana bu kadar şeyi anlatırken insanlara karşı almam gereken önlemlerden de bahsetmiş. -Peki, o kesenin içindeki isim neydi? -O da annemin korumacılığı sayesinde bildiğim bir şeydi. Bana sekiz dokuz yaşındayken hep “Oğlum, kendi eşyalarına, senin olduğuna dair hep kanıt bırak. Çalınırsa işine yarar.” Kim bilir verdikleri öğütler bu kadar işime yarayacaktı… -Peki, adamların sana geleceğine nasıl bu kadar emindin? -Onu da bana babam öğretmişti. Eğer birini zayıf düşürmek istiyorsan, onun damarına basacaksın ki ilk önce kendi kibrine yenilsin. Bunları anlatırken Carl’ın yüzü oldukça hüzünlü duruyordu. Asteria ve Tetsu Carl’ı öyle görünce pişman oldular. -Üzgünüm yeğen, yaralarını deşmek istemezdim. -Ben de öyle Carl, özür dilerim. Carl gülümsedi. -Lütfen özür dilemenize gerek yok; bana bu kadar yardım ettiğiniz ve beni dinlediğiniz için ben size teşekkür ederim. -“Tabii durum böyle değil; aslında maceraya çıkmadan bir gün önce gördüğüm bir rüya sayesinde biliyorum bunları.” — Rüyayı gördüğü gün — Carl yemeğini bitirmiş, masadan kalkmış ve yatağına doğru yürümeye başlamıştı. Carl yürürken gözü bir anda kapandı. Artık neredeyse alışmış olan Carl, gözünü açar açmaz yanında oturan sadece beyaz sakalı gözüken adamı gördü. -“Bu adam çok tanıdık geliyor ama tam çıkaramadım.” -Carl, sana tüccarların insanlarla olan iletişimlerinde kullandıkları birkaç tavsiye vereceğim. Adam işaret parmağını kaldırdı. -Carl, tüccarlıkta güvenlik çok önemlidir. Bu sebeple tüccar biri her eşyasına isim yazmalıdır. Bunun sebebi, eşyanın çalınması gibi bir durumda kanıtın olmuş olur. Adam orta parmağını da kaldırdı. -Son olarak, pazarlıkta karşısındaki insanı manipüle etmek için önce duygularına oynarsın. Bunu yapmadan önce analiz yapmak çok önemlidir. Diyelim karşındaki çok sinirli bir adamdır, biraz kışkırtıcı konuşursun. Çok gururlu biriyse, gururuna dokunacak birkaç şey söylersin. Adam elini indirdi. -Son vereceğim örnek acımasızca olabilir ama büyük bir gerçek. Eğer karşındaki kişi acıma duygusu yüksek ya da seni seven biriyse, o kişiye karşı kendini acındırarak onun duygularını kullanman gerekir. Bunlar neden mi çok etkili? Cevabı basit: Bir insan ne zaman mantığıyla düşünmeyi bırakıp duyguları tarafından kontrol edilerek düşünmeye başlarsa, işte o insan artık en zayıf olduğu anlarından birindedir. Carl gözlerini açtığında yerde yüz üstü yatıyordu. -Bahsettiği şeyleri neden tüccarlık üzerinden anlattı ki? Ayağa kalktı. -Galiba ileride tüccar bir tanıdığım olacak. Carl’ın yüzünde endişeli bir surat vardı. -Rüya gördüğümde hep altından bir şey çıkıyor; en iyisi dediklerine uymaya şimdiden başlayayım. — Günümüz — Carl pişman bir surat takındı. - “Asteria, Tetsu amca gerçekten çok özür dilerim ama size bunu söylememe imkan dahi yok. Çok önemli bir şey bu yetenek, kimseye söyleyemem. Sizin duygularınızdan yararlanmayı hiç istemesem de yapmak zorundayım. Tekrar çok özür dilerim…” Tetsu bir konu hakkında meraklandı. -Carl, her şeyi anladım ama bir şey soracağım. Gerçekten sen o kadar küfürü nereden biliyorsun? -Babam biraz küfürbaz biriydi de, ondan öğrendim. —Carl’ın kafasında bir an babası canlandı— Daiki koltukta kitap okuyordu. -Oğlum, bir siktir git, ebem sikildi burada. - “Gerçi bu söylediğim tamamen doğru.” — Yua koltukta endişeli ve üzgün bir şekilde oturuyordu. Daiki, Yua’nın sol omzuna elini koydu. -Hayatım, iyi misin? -Nasıl olabilirim ki hayatım? Daiki, Yua’nın yanına oturdu. Yua ağlasa sel oluşturabilecek kadar üzgün duruyor, Daiki ise biraz daha sakindi. -Yua… biliyorum, endişelenmemek çok zor. Daha on yaşında bir çocuk tek başına yaşıyor ve maceraya gidiyor. Gerçekten düşünmesi bile korkutucu ama kendini çok yıpratıyorsun. Bir hafta oldu ve hala adam akıllı yemek yemedin. -O zaman söyle Daiki, ne yapacağım? Kendin diyorsun, daha on yaşında bir çocuk o… Ne yapsak geri mi çağırsak? Daiki eliyle Yua’nın kafasının arkasından tuttu. -Ben de çok endişeleniyorum hayatım. Daiki, Yua’nın kafasını kendine doğru çekti ve alnını kendi alnına yasladı. -Ama biliyorsun hayatım, o bizim Carl’ımız. O kendi başının çaresine bir şekilde bakacak zekaya ve güce sahip. Ben ona güveniyorum. Derin iç bekti. -Ayrıca o kadar şeyden sonra onu geri çağırırsak Carl ile olan ilişkimize zarar vermiş oluruz. Sonuçta o kadar şey dedik Carl’ın bize karşı olan bakış açısı ne derece değişir, sen de farkındasın sma hepsinden öte, ona güvenmediğimizi hissetmiş olur. Daiki, Yua’nın alnına bir öpücük kondurdu. -Teşekkürler Daiki, senin gibi koca bulduğum için çok şanslıyım. -e tabii benim gibisine sahip olmak öyle her yiğidin harcı değil! -Daiki… BÖLÜM BİTER…