Gerçekler
6.1 Carl uyandıktan sonra meraklı gözlerle etrafına bakar ve Asteria’ya döner. Carl: Asteria, en son ne oldu? Asteria: Yere düşüp bayıldın Carl. Carl (alaycı bir tonla): Sen de beni kucaklayıp taşıdın he… vay be, resepsiyoniste bak sen. Asteria (hafif yüzü kızarık): Şimdi geriye döndüm de, keşke bıraksaydım da yere kapaklansaydın. Tetsu (gülerek): Ahahaha, gençlik ne güzel şey böyle. Ufak bir şakalaşmadan sonra herkes kendini toparlar. Carl: Peki, demirci nereden çıktı Asteria? Asteria: Sen bayıldıktan sonra… — 1–2 saat önce — Carl Asteria’nın kucağında baygın bir şekilde yatıyor; Asteria ise endişeli bir şekilde ne yapacağını düşünüyor. Asteria: “Şimdi ben Carl ile ne yapacağım? Ne evini biliyorum, ne tanıdığı birini, ailesinin nerede oturduğunu bilmiyorum… (çekingen bir tavırla) Tek seçenek kendi evim kalıyor galiba.” Bunu der demez uzaktan bir ses gelir. Yabancı ses (endişeli bir tonla): Hey küçük hanım, o kucağındaki çocuk Carl mı? Gelen kişi Tetsu’dur. Asteria, Tetsu’nun endişesini anlayınca rahatlayıp cevap verir. Asteria: Evet efendim, sizin tanıdığınız mı? Tetsu (ifadesiz bir suratla): Yok, sadece ismini bildiğim bir yabancı. Derin bir sessizlikle birbirlerine bomboş bakarlar. Sessizliği bir karga sesi bozar. Tetsu (panikle): Yaw, tabikide tanıdığım! Neyi var Carl’ın? Tetsu’nun paniği vücuduna vurmuş olacak ki Carl’ın yanına hızla gelirken ayağı kayar ve Asteria’nın yanına doğru dizinin üstüne düşer. Tetsu: Ananı— Asteria: Efendim, iyi misiniz? Tetsu: Bu kadarcık şey bana koymaz; benden önemlisi Carl’ın neyi var? Asteria: Yorgunluktan bayıldı. Bunu duyan Tetsu ufaktan rahatlar ve Carl’a bakar. Tetsu: Ah lan velet beni ikinci kez endişelendiriyorsun böyle. Sakin bir tavırla Asteria’ya döner: Tetsu: Küçük hanım, ismin ne bakalım? Asteria: Asteria efendim. Tetsu: Asteria, bana Tetsu Ojisan de; burası bu saatte konuşmak için saçma bir yer. Benim dükkana gidelim. Asteria: Tamamdır, Tetsu Ojisan. — Şu an — Bunları dinleyen Carl sakin bir sesle: Carl: Anladım, ikinize de çok teşekkür ederim. Tetsu (gülümseyerek): Asteria endişeden ölecek gibi duruyordu, he. Asteria (kızarmış ve sinirli bir şekilde): Diyene bak, sırf endişeden dizini kırıyordun be adam. Carl ikisini böyle görünce içten bir kahkaha patlatır. Carl: Hahahahaha, insana aile ortamı çok iyi geliyor gerçekten. Bunu duyan Tetsu ve Asteria, Carl için üzülseler de hiç belli etmezler. Asteria: Carl… anlatabilecek bir durumda mısın? Carl anlatmaya başlar; Tetsu ve Asteria onu can kulağıyla dinlerler. Carl: Şimdi, çok uzun bir hikaye. İlk önce yaptıklarından başlayalım. Ben 20 slime’ı kestikten sonra bu üçü karşıma çıktı ve beni gasp etmek istediler. Ben de elimde hiçbir şey olmadığını söyledim ama keseyi fark ettiklerinde Yapılı olan adam kafama doğru bir yumruk salladı; ondan kaçınsam da Bereli’nin üstüme çullanmasından kaçınamadım. Asteria kendini tutamaz ve sinirle: Asteria: Haysiyetsizler! 10 yaşındaki çocuğa 3 kişi dalmak neymiş? Keşke hapse gitmeden bir fiske ben onlara vursaydım— Carl ve Tetsu şaşkınlıkla Asteria’yı izliyorlar. Asteria, bu bakışları fark edince domates gibi kıpkırmızı olur. Asteria: Şeyy, özür dilerim, kendimi tutamadım bir an. Tetsu da kendini tutamaz ve kıkırdamaya başlar; Carl o sırada ikisini ifadesiz bir şekilde izler. Asteria: Ne var be! Tetsu (kıkırdamaya devam ederek): Üzgünüm, üzgünüm, ben de tutamadım kendimi. Sonrasında Carl bütün olanları Asteria ve Tetsu’ya teker teker anlatır. Anlatmayı bitirince Tetsu merakla bir soru sorar. Tetsu: Anlattıklarını anladım yeğen, fakat aklıma takılan iki sorum var. Birincisi, bunları nasıl öngördün? İkincisi, bunları nereden biliyordun? Asteria: Ben de bunu merak ediyorum. Carl: Açıkçası şöyle… Babamın ne kadar hevesli olduğunu sen zaten biliyorsun Asteria. Babam bana bu kadar şeyi anlatırken insanlara karşı almam gereken önlemlerden de bahsetmiş. Asteria: Peki, o kesenin içindeki isim neydi? Carl: O da annemin korumacılığı sayesinde bildiğim bir şeydi. Bana 8–9 yaşındayken hep “Oğlum, kendi eşyalarına, senin olduğuna dahi, hep kanıt bırak; çalınırsa işine yarar.” Kim bilir verdikleri öğütler bu kadar işime yarayacaktı… Tetsu: Peki, adamların sana geleceğine nasıl bu kadar emindin? Carl: Onu da bana babam öğretmişti. Eğer birini zayıf düşürmek istiyorsan, onun damarına basacaksın ki ilk önce kendi kibrine yenilsin. Bunları anlatırken Carl’ın yüzü oldukça hüzünlü duruyordu; Tetsu ve Asteria Carl’ı öyle görünce pişman olurlar. Tetsu: Üzgünüm yeğen, yaralarını deşmek istemezdim. Asteria: Ben de öyle Carl, özür dilerim. Carl (gülümser): Lütfen özür dilemenize gerek yok; bana bu kadar yardım ettiğiniz ve beni dinlediğiniz için ben size teşekkür ederim. 6.2 Carl: “Tabii ki durum böyle değil; aslında maceraya çıkmadan bir gün önce gördüğüm bir rüya sayesinde biliyorum bunları.” — Rüyayı gördüğü gün — Carl yemeğini bitirmiş, masadan kalkmış ve yatağına doğru yürümeye başlar. Carl yürürken gözü bir anda kapanır. Artık neredeyse alışmış olan Carl, gözünü açar açmaz yanında oturan sadece beyaz sakalı gözüken adamı görür. Carl: “Bu adam çok tanıdık geliyor ama tam çıkaramadım.” Sakallı adam: Carl, sana tüccarların insanlarla olan iletişimlerinde kullandıkları birkaç tavsiye vereceğim. Adam işaret parmağını kaldırır: Sakallı adam: Carl, tüccarlıkta güvenlik çok önemlidir; bu sebeple tüccar biri her eşyasına isim yazmalıdır. Bunun sebebi, eşyanın çalınması gibi bir durumda kanıtın olmuş olur. Adam orta parmağını da kaldırır: Sakallı adam: Son olarak, pazarlıkta karşısındaki insanı manipüle etmek için önce duygularına oynarsın. Bunu yapmadan önce analiz yapmak çok önemlidir. Diyelim, karşındaki çok sinirli bir adamdır; biraz kışkırtıcı konuşursun. Çok gururlu biriyse, gururuna dokunacak birkaç şey söylersin. Adam elini indirir: Sakallı adam: Son vereceğim örnek acımasızca olabilir ama büyük bir gerçek: Eğer karşındaki kişi acıma duygusu yüksek ya da seni seven biriyse, o kişiye karşı kendini acındırarak onun duygularını kullanman gerekir. Bunlar neden mi çok etkili? Cevabı basit: Bir insan ne zaman mantığıyla düşünmeyi bırakıp duyguları tarafından kontrol edilerek düşünmeye başlarsa, işte o insan artık en zayıf olduğu anlarından birindedir. Carl gözlerini açtığında yerde yüz üstü yatıyordur. Carl: Bahsettiği şeyleri neden tüccarlık üzerinden anlattı ki? Ayağa kalkar. Carl: Galiba ileride tüccar bir tanıdığım olacak. Carl’ın yüzünde endişeli bir surat vardır: Carl: Rüya gördüğümde hep altından bir şey çıkıyor; en iyisi dediklerine uymaya şimdiden başlayayım. — Günümüz — Carl pişman bir surat takınır: Carl: “Asteria, Tetsu Ojisan, gerçekten çok özür dilerim ama size bunu söylememe imkan dahi yok. Çok önemli bir şey bu yetenek; kimseye söyleyemem. Sizin duygularınızdan yararlanmayı hiç istemesem de yapmak zorundayım. Tekrar çok özür dilerim…” Tetsu bir konu hakkında meraklanır: Tetsu: Carl, her şeyi anladım ama bir şey soracağım. Gerçekten sen o kadar küfürü nereden biliyorsun? Carl (gülümser): Babam biraz küfürbaz biriydi de, ondan öğrendim. (Carl’ın kafasında bir an babası canlanır.) Daiki (koltukta kitap okuyor): Olum, bir siktir git, ebem sikildi burada. “Gerçi bu söylediğim tamamen doğru.” 6.3 Yua koltukta endişeli ve üzgün bir şekilde oturuyor. Daiki Yua’nın sol omzuna elini koyar. Daiki: Hayatım, iyi misin? Yua: Nasıl olabilirim ki hayatım? Daiki Yua’nın yanına oturur; Yua ağlasa sel oluşturabilecek kadar üzgün duruyor; Daiki ise biraz daha sakin. Daiki: Yua… biliyorum, endişelenmemek çok zor. Daha 10 yaşında bir çocuk tek başına yaşıyor ve maceraya gidiyor. Gerçekten düşünmesi bile korkutucu. Ama kendini çok yıpratıyorsun; 1 hafta oldu ve hala adam akıllı yemek yemedin. Yua: O zaman söyle Daiki, ne yapacağım? Kendin diyorsun, daha 10 yaşında bir çocuk o… ne yapsak geri mi çağırsak? Daiki eliyle Yua’nın kafasının arkasından tutar: Daiki: Ben de çok endişeleniyorum hayatım. Daiki Yua’nın kafasını kendine doğru çeker ve alnını kendi alnına yaslar. Daiki: Ama biliyorsun hayatım, o bizim Carl’ımız. O kendi başının çaresine bir şekilde bakacak; zekaya ve güce sahip. Ben ona güveniyorum. (Derin bir iç çeker.) Ayrıca o kadar şeyden sonra onu geri çağırırsak Carl ile olan ilişkimize zarar vermiş oluruz. Sonuçta o kadar şey dedik; Carl’ın bize karşı olan bakış açısı ne derece değişir, sen de farkındasın. Ama hepsinden öte, ona güvenmediğimizi hissetmiş olur. Daiki Yua’nın alnına bir öpücük kondurur. Yua: Teşekkürler Daiki, senin gibi koca bulduğum için çok şanslıyım. Daiki(gülümser): e tabii benim gibisine sahip olmak öyle her yiğidin harcı değil! Yua:daiki… BÖLÜM BİTER…