Bolum 8

Carl ormanın batısına geldi. Ağaçların yoğunluğundan gökyüzü zar zor görünüyordu fakat günün aydınlığı ormanı yeterince aydınlatıyordu. -“Şimdi ekstra dikkatli olmam lazım. İlk kez düşünebilen bir varlıkla savaşacağım. Sadece kılıç yeteneğim beni kurtarmaz.” — Batı Ormanı’nın Derinlikleri— Ağaçların gölgesiyle görünmesi imkânsız bir yerden kuvvetli bir adım sesi geldi. Ardından karanlıkta iki büyük göz belirdi. — Carl’ın Olduğu Yer — Carl ileride yeşil, kısa boylu bir goblin gördü. -“Anladığım kadarıyla benden beş santim falan kısa, ayrıca bıçağı var. En iyisi çalıya saklanıp biraz inceleyeyim.” Tam çalıya adım atarken ses çıkardı. Goblin sesin geldiği yere doğru döndü. Carl gözükmemek için hızla çalılığa saklandı. Goblin yerden bir taş aldı ve Carl’ın olduğu çalılığa baktı. “Sende onu fırlatacak zeka yoktur… umarım.” Goblin, Carl’ın tahmininin aksine taşı beyzbol topu gibi fırlattı. Tam kafasından vurulan Carl, hışımla ayağa kalktı. -Lan şerefsiz! Eskiden nişancı mıydın, tam kafadan vurmak nedir! Carl ne halt yediğinin farkına vardı. -“Sıçtım, batırdım. Bari sıvamadan topyekûn saldırayım.” Goblin ve Carl birbirlerine doğru koşmaya başladılar. Carl kılıcını çekmeye başladı fakat çekmesine izin vermeden goblin zıpkın gibi bıçağıyla Carl’ın üstüne atladı. Tam bıçağı Carl’ın vücudunun içinden geçmeye yakın bağırdı. -DASH LAN, DASH! Carl sol çapraza doğru kaçarak saldırıdan kurtuldu. Goblin çalılığa doğru uçarken, Carl’ın arkasındaki ağaca çarptı. Çarpmanın etkisiyle ağaçtan kozalaklar düştü. -“Hehe, enayi ağaca tosladı.” Goblin tekrar ayağa kalktı, Carl ise omzundaki tozu silkti. -“Onunla dalga geçiyorum da… Göt korkusundan 2 kez ‘dash’ diye sesli bağırdım bir de.” İkisi birbirine doğru koşmaya başladılar. -“Elindekine dikkat etmem lazım.” İlk saldırıyı Carl, sağ elindeki kılıcıyla sola çapraz bir kesik indirerek başlattı. Kesiğin hızı rüzgar kadar olmasa da oldukça hızlıdıydı. Goblin, Carl’ın kör noktası olan sağına doğru eğilerek elindeki bıçağı organlarına saplayacak şekilde salladı. Carl, tam bıçak darbesini yiyecekken sol elindeki kılıcı saldırının geldiği yere yapıştırdı ve bir kalkan gibi kullanarak saldırıyı engelledi. -“Siktir, çok yakındı!” Carl’ın çapraz savurduğu kılıç, savunmasız goblinin sağında durmaktaydı. Bu fırsatı kullanmak için Carl kılıcı elinden döndürerek bıraktı, keskin tarafı gobline dönük şekilde tekrar sıkıca kılıcı yakaladı. Carl’ın yüzünde hırslı bir gülümseme belirdi. -Yakaladım seni! Sağ elindeki kılıcı bir hançermiş gibi goblinin arkasına doğru çekti. Kılıcın geldiğini fark eden goblin zıplamak için dizlerini büktü. -İzin verir miyim sandın? -“EARTHQUAKE!” Carl ve goblinin etrafındaki bütün bitkiler ve çakıllar havalandı. Goblin ise sanki kafasına çekiçle vurulmuş gibi sersemledi. -“Yazık, ne kadar zeki olursan ol, bunu beklemene imkan yoktu!” Carl sağ kılıcını şiddetle goblinin karnının sağından başlayıp çapraz şekilde yukarı doğru kaldırdı. Kılıç zirveye ulaşırken goblinin vücudu yere doğru kaymaya başladı. Goblinin vücudu yere çarptı ve bir kez sekti. Ardından Carl zafer narasını attı. -UUAAAAHHHHHHHHH!!! Carl, kılıcını sağ arka çaprazına hızlıca indirdi. Kılıçtaki kan, Carl’ın çaprazındaki çiçekleri kızıla boyadı. Carl iki kılıcını kınına koydu, eğildi, düşen bıçağı alıp kemerine astı ve oturdu. Bunları yaparken yüzü yere baktığından gözükmüyordu. Carl’ın yüzünde tam bir duygu patlaması vardı. Goblini yendiği için mutlu ve heyecanlıydı ama bir o kadar korkmuş ve endişeliydi. İlk kez ölümle yüzleşmişti. -Yendim, evet yendim. Çok mutluyum, hatta havalara uçacak seviyede. Tabii o kadar enerjim kalmadı, sanki 100 slime bir anda savaşmışım gibi hissediyorum. Sadece fiziksel olarak değil, zihinsel olarak da çok yoruldum. Zekası olan biriyle savaşmak düşündüğümden zormuş. Tabii bir de ölüm var… Gülümsedi. -Yine de gerçekten gelişmişim. İki gün önce bir slime’ı bile kesemiyordum, şimdi goblin kesiyorum. Ayrıca bu dash ve earthquake çok işime yarıyor. Earthquake tam bir gizli silah; karşındaki bunu bilmediği sürece gafil avlanabilir. Oturan Carl ayağa kalktı. -Şu eşyayı Asteria’ya gösterince ne tepki verecek acaba? Carl tam yürümeye başlayacakken, aşırı şiddetli bir ses ormanı titretti. Carl refleksle kulaklarını kapattı. -RRRRAAAAAAAAAAAAHHHHHHHHHH!!!!!!!!! Carl endişeli bir suratla ormanın içindeki ışığa doğru bütün gücüyle koşmaya başladı. -Bu ses hiç iyiye işaret değil. Kaçmazsam sıçma ihtimalim yüksek. Adım sesleri duyulabilecek seviyeye gelmişti. Adım sesi o kadar yaklaşmıştı ki Carl’ın bastığı zemin deprem olur gibi sallanfı etraftaki kuşlar uçtu, sincaplar kaçışmaya başladı. -“Gelen şey her neyse, büyük olduğu kadar hızlı!” Carl tam ormandan çıkacakken umut ışığı, devasa bir cüsse tarafından kapandı. Bu cüsse, çıkışın önünde duran orka aitti. Carl’ın yüzündeki korku ve çaresizlik, köşeye sıkışmış bir fareninki ile birebirdi. -Çok büyük Sıçtım… BÖLÜM BİTER…